BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > O gece hiç uyuyamadı!

O gece hiç uyuyamadı!

Samimi sıcak karşılama rahatlatmıştı Ahmet’i. Hep birlikte yemeklerini yediler. Yemekten sonra oturup Muharrem Çavuşla hesap yaptılar. Nereden baksa ayda yüz bin lira kazanıp koyması lazımdı bir kenara.



Hafize Hanım teselli ediyordu Ahmet’i: - Allah yardımcın olsun evladım. Hiç sıkma canını. Kim öle, kim kala altı aya kadar. Hiç belli olmaz. Sen mücadeleni ver. Burayı da kendi evin bil yavrum. Benim bir oğlum askerde. Seni onun yerine koyarım ben. Bu samimi sıcak karşılama rahatlatmıştı Ahmet’i. Hep birlikte yemeklerini yediler. Yemekten sonra oturup Muharrem Çavuşla hesap yaptılar. Nereden baksa ayda yüz bin lira kazanıp koyması lazımdı bir kenara. Bu parayı bu kadar zamanda toplamı imkansızdı delikanlının. Hesap ortaya çıktıkça umutsuzluğu artıyordu. O gece hiç uyuyamadı. Çelişkiler, umutsuzluklar beynini bir böcek gibi kemiriyordu. Gözleri kapanmaya başladığı zaman sabah olmak üzereydi... Biraz daldı. Muharrem Çavuşun sesiyle açtı gözlerini: - Ahmet, haydi oğlum, kalk bakalım. Ahmet fırladı yataktan. Gözlerinin altı mosmor olmuştu. - Tamam çavuşum. Şimdi hazırlanırım. Hafize Hanımın hazırladığı güzel kahvaltıyı yaptıktan sonra iki erkek çıktılar. Şantiyeye herkesten önce gelmişlerdi. Muharrem Çavuş Ahmet’e beklemesini söyleyip müteahhit Kemal Beyin yanına gitti. Kemal Bey orta boylu, babacan yüzlü bir adamdı. Muharrem’i görünce gülümsedi: - Erken geldim beyim, sizinle görüşmek istedim. Bir eleman var, adı Ahmet. Oturdu müteahhidin karşısına. Kemal Beyin uzattığı sigara paketinden bir tane aldı. Anlatmaya başladı. Uzun ve detaylı bir şekilde nakletti Ahmet’in hikayesini. Kemal bey Dikkatle dinlemişti çavuşu. - Hay Allah, üzüldüm şimdi Muharrem. Çağır bakalım şu delikanlıyı. Muharrem Çavuş kapıya çıkıp seslendi. Kemal beyin çalışma ofisi bir barakaydı. İçeride bir masa ve bir dolap vardı. Elektrikli bir sobayla ısınıyordu içerisi. Ahmet ceketini ilikleyerek girdi içeriye: - Buyurun efendim... - Gel bakalım delikanlı. Muharrem Çavuş anlattı bana her şeyi. Üzüldüm oğlum. Lise bitirmişsin öyle mi? - Evet efendim. Askerliğimi de yaptım. - Anladım oğlum... Seni şantiyeden alalım. Sen büroya geç şimdilik. Sigortanı da yaparım senin. Belki senin ihtiyacın olan parayı veremeyeceğim ama şimdi aldığından daha iyi para alırsın. Sonrasını da düşünürüz oğlum. Hele bir başla işe. Bugün sana ne iş yapacağını göstereyim. Ahmet fırladı yerinden Kemal beyin ardından da Muharrem Çavuş’a teşekkür etti. İçine biraz olsun umut dolmuştu. Gündüz burada çalışacak gece de başka iş yapacaktı. Mutlaka ek olarak bir gelir getirecek bir şeyler bulurdu. Muharrem usta gülümseyerek sırtını sıvazladı Ahmet’in: - Kendini toplayana kadar bizde kalmaya devam et oğlum. Şimdi kalkıp ev kirası falan verme. O kadar efendi ve dürüst, mert bir çocuksun ki insana güven veriyorsun. - Sağ ol çavuşum. Ahmet büroda kaldı. Kemal bey o gün akşama kadar ona yapacağı işi anlattı, yardımcı oldu. Akşam paydos olduğunda Ahmet hemen hemen olayı kavramıştı ve içindeki ümit ışığı gittikçe büyüyordu. > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT