BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ÜÇ YIL ÖNCE HAK ETTİM

ÜÇ YIL ÖNCE HAK ETTİM

4.5 yıl aradan sonra Milli Takım’a seçilen Ayhan, duygularını Türkiye’ye anlattı. “Karar benim için sürpriz oldu ama ben hep aynı Ayhan’ım. 2002’de de Uzakdoğu kadrosunda olmalıydım”...



O bir Zidane hayranı “Ben bir Zidane hayranıyım... O komple bir futbolcu” diyen Ayhan, Briegel, Mustafa Denizli, Lucescu ve Fatih Terim’le çalışmış... Nitekim “Hep değerli hocalarla çalıştım” diyor ama Lucescu’yu bir öğretmen gibi şefkatli bulduğunu ve ondan çok şey öğrendiğini söylüyor. Hagi için “joker özelliklerimi ortaya çıkaran hoca” derken, Ersun Yanal’ı “Gerçekçi biri... İnandığını yapıyor...” sözleriyle tanımlıyor. (Fotoğraf: Fehim Kayacan) “Dünya Kupası’nda olmalıydım” “2002 Dünya Kupası içimde bir acı...” diye söze girdi G.Saray’ın milli futbolcusu Ayhan Akman... Oyun zekâsı, teknik kapasite ve uyum belli ki Ayhan’ın artılarıydı. Ama yine de “anlaşılamamak”tan dolayı geçmişe isyanı vardı, “Dünya üçüncüsü olan A Milli Takım’da olmalıydım” dedi ve devam etti: “İnsan olarak, futbolcu olarak inanılmaz bir mücadele veriyorsun. Bir şeyleri aşıyorsun. Takımın şampiyon oluyor, Lucescu ile Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final oynuyorsun. O başarılı takımın en formda oyuncularındansın ama ‘hak ettim’ dediğin anda Milli Takım’da yoksun... Bu ne demek biliyor musun? İnsan, işte o an yıkılıyor, kahroluyor. Üç yıl önce nasıl ki Milli Takım’a seçilememiş olmak benim için büyük bir sürpriz olduysa, bugün de seçilmiş olmam sürpriz. Ama bu, geçmiştekinden farklı ve güzel bir sürpriz! Bana güvenenlere lâyık olabilmek ve yeni bir sayfa açabilmek için buradayım.” “Ayhan hep aynı Ayhan” “Futbolcu olarak hiç değişmedim... Ayhan hep aynı Ayhan... Ama zaman tabii ki insana tecrübe kazandırıyor. Mesela, G.Antepspor da Beşiktaş da ayrı ayrı heyecanlardı... G.Saray daha başka bir heyecan... Mustafa Denizli ve 2000 Avrupa Şampiyonası hepsinden ayrı bir heyecan. Sakatlıklar ve talihsiz ceza dönemi dışında hep formda olmak için mücadele ettim. Bunu başardım da... Ama, yeni sezona başlarken bir türlü ilk akla gelen isim olamadım. Bunda takım içi dengeler ve yeni transferlerin rolü olabilir. Nitekim bu sezon ilk 12 maçta sadece 25’şer dakika yer alabildim. Hem de çok formda olduğum halde... Ama sonra bugün olduğu gibi son 13 maçın 10’unda değişmeyen isim oldum. Yani kalite, geç de olsa fark ediliyor. Saha içinde biraz hırçınım, kabul ediyorum... Ama her maça kazanmak için çıkan bir oyuncusun, başka ne yapabilirsin ki? Bir de asla kasti tekme atmam, ayrıca aptalca itirazları da sevmem... Şike ve teşvik... Benim için ikisi de bir... Futbola aykırı ve hiç ahlâki değil.” “2006 altın çağımız olur” “Sistem mi, oyuncu mu? Tabii ki sistem... Bugün artık Türk futbolunun oturmuş bir sistemi var. Futbolcusu, yöneticisi, taraftarı, medyası hepsi değişimin farkında. Herkes ‘Arnavutluk ve Gürcistan maçları ne olur?’ diye düşünürken ben bir adım daha öteye gideyim, Türkiye iki maçı da kazanır. Gruptaki 7 maçta 21 puanın çok rahat 19’unu toplar... Belki bir maç berabere bitebilir. 2006 Dünya Kupası finallerine de iddialı bir ekip olarak gider. Açıkçası 2006, Türk futbolunun altın çağı olur. Çünkü, bugünkü Milli Takım’da 2000 Avrupa Şampiyonası finallerine katılan takımdan sadece 4 kişi yer alıyor. Rüştü, kaptan Bülent ki, benim bile örnek aldığım insan, Okan ve ben... Demek ki, takımın yüzde 80’i değişmiş, gençleşmiş, yaş ortalaması 24-25 olan bir ekip var vizyonda... Yarın, bugünden daha da parlak... Ümit ve Genç Milli Takımlar’dan yukarıya yeniler geliyor. Bu arada A Milli Takımı zorladığı halde giremeyenler de var. Mesela Hasan Kabze çok iyi başladı... Tecrübe kazandıkça çok iyi olacak. Özetle Türkiye’nin önü açık...” > Hasan Sarıçiçek
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT