BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Su kaynaklarımız tehdit altında!..

Su kaynaklarımız tehdit altında!..

22 Mart Dünya Su Günü’dür. Her yıl dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi, Türkiye’de de su ile ilgili toplantılar yapılır.



22 Mart Dünya Su Günü’dür. Her yıl dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi, Türkiye’de de su ile ilgili toplantılar yapılır. Hayat kaynağımız olan su ile ilgili çok önemli meseleler tartışılır... Dün Su Vakfı tarafından Lütfi Kırdar Kongre Merkezinde çok önemli bir panel tertiplendi: “İklim değişikliğinin su ve enerji kaynaklarımıza etkisi”. Bu panelde gerçekten çok önemli bildiriler sunuldu. Ne yazık ki, bu çok önemli paneli izleyen ve büyük bölümü akademisyen ve uzman olan seçkin izleyici kitlesi yeteri kadar kalabalık değildi... Bu da su ve su kaynakları konusunda, toplumsal ölçekte bulunmamız gereken hassasiyet ve bilinç seviyesinde olmadığımızı ortaya koyuyor!.. Panelin başkanlığını, aynı zamanda Su Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı olan İTÜ Öğretim Üyesi, Zemzem Suları Araştırma Merkezi Müsteşarı ve IPCC (Intergovernmental Panel on Climate Change) Çalışma Grubu üyesi Prof. Dr. Zekai Şen yaptı. Prof. Şen, Su vakfı tarafından bastırılan kitapçıkta da yer alan bildirisini özet bir konuşma ile sundu. IPCC’nin iklim değişikliği konusundaki tesbitlerini Türk literatürüne aktaran bildirisinde iklim değişikliğinin yağışlar, buharlaşma, toprak nemi, yeraltı su kaynakları, yüzeysel akış, sel sıklığı, hidrolojik kuraklık, su kalitesi veçölleşme ile, kullanım suyu üzerinde ve su kaynaklarına olan etkisini çok çarpıcı şekilde izah ediyor. Bu bildirinin tamamını merak edenler, su vakfının panel bildirileri kitapçığından veya (www.suvakfi.org.tr) internet adresinden elde etmeleri mümkündür. Su kaynak sisteminin, iklim değişmesine karşı olan hassasiyetinin, birkaç önemli fiziksel özelliğin ve daha da önemlisi toplumsal karakteristiğin işlevi olduğunu vurgulayan Şen; azami hassasiyetle ilişkilendirilen fiziksel özellikleri şöyle sıralıyor: “Tarım ve hayvancılık için yürürlükte olan marjinal bir hidroloji ve iklim rejimi, mevsimsel yağışın sonucu olan aşırı mevsimsel veya kar erimesine bağlı olan bir hidroloji, haznelerde depolanan suda yüksek ölçüde sedimentasyon, toprak erozyonu ve ani sel baskınşartlarını özendiren topoğrafi vearazi kullanım eğilimleri ve ülkenin topraklarında iklimsel şarlarda bir değişkenlik ve eksikliği ve bunun sonucu olarak faaliyetlerin başka bölgelere kaydırılmasının imkansızlığı.” Prof. Şen, hane seviyesinde uzun vadeli planlama ve tedariki önleyen yoksulluk ve düşük gelir seviyeleri ile, su idare altyapılarının eksikliği, Mevcut altyapı bakımının yapılmaması, sistem planlaması ve yöntimi için eğitimli ve uzmanlaşmış personel eksikliği, amaca uygun yetki sahibi olan kurum ve kuruluşların eksikliği, amaca uygun arazi kullanım planlaması eksikliği, yüksek iskan yoğunluğu ve nüfus hareketliliğini engelleyen başka unsurlar, hızlı nüfus artışından kaynaklanarak büyüyen su talebi, risklere karşı tutucu tavırlar (yani daha fazla mal ve hizmet karşılığı meydana gelen bazı risklerle yaşamaya karşı gönülüzlük) ve su yönetiminde rol oynayan taraflar arasında resmi bağlantıları eksik olması gibi, iklim değişikliğine karşı hassasiyeti arttıran bazı toplumsal özelliklere de dikkat çekiyor. Prof. Şen; su yönetim politikası konusunda önemli hususlara dikkat çekiyor: “İklim değişmesi, su yönetiminde günümüzde mevcut olan basklıları arttırmaktadır; sağlam yönetim stratejileri hakkındaki tartışmalara yeni boyutlar ve yeni bir unsur eklemektedir. Bu yeni unsur, iklim değişmesi ile ilgili olan benzerliklere bağlıdır.” Panelin diğer konuşmacıları olan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşar yardımcısı Salih Paşaoğlu, Çevre ve Orman Bakanlığı, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğünden Orhan Dokumacı ve Devlet Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nden Abdullah Ceylan’ın bildirilerine yarın yer vereceğiz. Su kaynaklarımız gerçekten büyük tehlike altında. Ancak biz ne yazık ki bunun pek farkında değiliz!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT