BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Su kaynaklarımız tehdit altında! (2)

Su kaynaklarımız tehdit altında! (2)

Dün “Dünya Su Günü” münasebetiyle, Su Vakfı’nın düzenlediği panelin bir kısmını aktarmaya çalışmıştık. Bugün kaldığımız yerden devam ederek, bu bahsi tamamlamaya gayret edeceğiz...



Dün “Dünya Su Günü” münasebetiyle, Su Vakfı’nın düzenlediği panelin bir kısmını aktarmaya çalışmıştık. Bugün kaldığımız yerden devam ederek, bu bahsi tamamlamaya gayret edeceğiz... Çevre ve Orman Bakanlığı, Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü’nü temsilen bir bildiri sunan Orhan Dokumacı, iklim değişikliği ve bunun su kaynaklarına etkileri açısından geleceğe dönük endişe verici izahlarda bulundu: “Dünyamızı tehdit eden en büyük çevre sorunlarından birisi olarak adlandırılan iklim değişikliği, en başta fosil yakıt kullanımı, sanayileşme, enerji üretimi, ormansızlaşma ve diğer insan etkinlikleri sonucunda ortaya çıkmış, ekonomik büyüme ve nüfus artışı bu süreci daha da hızlandırmıştır... Küresel iklimdeki gözlenen ısınmanın yanı sıra, en gelişmiş iklim modelleri, küresel ortalama yüzey sıcaklıklarında 1990-2100 dönemi için 1.4 ile 5.8 derece arasında bir artış olacağını öngörmektedir... Küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliğinin etkileri bölgesel ve zamansal farklılıklar da oluşturabilmektedir. Örneğin, dünyanın bazı bölgelerinde kasırgalar, seller ve taşkınlar gibi hava olaylarının şiddetlerinde ve sıklıklarında artışlar olurken, bazı bölgelerinde uzun süreli ve şiddetli kuraklıklar ve bunlarla ilişkili çölleşme olayları daha fazla etkili olabilmektedir. Bu tip bir iklim değişikliği, öngörülemeyn veya tahmin edilemeyen çevresel, sosyal ve ekonomik sonuçlar oluşturabilir. Küresel ısınmanın olumsuz yönlerinden, Türkiye’nin de etkilenmesi kaçınılmazdır.” Orhan Dokumacı, 2080 yılına yönelik durum senaryolarında; CO2 (Karbondioksit) emisyonlarının azaltılması için hiç tedbir alınmadığı takdirde, yıllık ortalama sıcaklığın 3-4 derece artış göstereceği ve bunun sonucunda akarsuların yıllık akımlarında yüzde 20-50 oranında azalma olabileceğini, CO2 birikiminin 750 ppm seviyesinde durdurulması halinde, sıcaklıklarda 2-3 derece artış ve akarsularda yüzde 5-25 azalma; CO2’nin 550 ppm seviyesinde durdurulma senaryosuna göre ise, sıcaklıklarda 1-2 derece artış ve akarsularda yüzde 0-15 oranında azalma olabileceğinin öngörüldüğünü de belirtti. Dokumacı, İklim Değişikliği Çevre Sözleşmesi ve bunun yetersiz görülmesi üzerine imzalanan Kyoto protokolüne rağmen; gelişmiş ülkelerin sera gazı salınımını azaltması konusunda kayda değer bir gelişme görülmediğini de ifade etti. Su kaynaklarından verimli şekilde yararlanma ve su tasarrufu yapma konusunda bir bildiri sunan Devlet Meteoroloji Genel Müdürlüğü temsilcisi Abdullah Ceylan da, su israfı konusunda çarpıcı açıklamalar yaptı. Ceylan, suyun kıymetini bilmediğimiz takdirde bugün arabamızı yıkadığımız suya, yarın içme suyu olarak ihtiyaç duyacağımızı hatırlattı. Su tasarrufu konusunda zorunlu ve gönüllü yöntemler hakkında bilgi veren Abdullah Ceylan, musluklardan damlayan suyun teşkil ettiği yekunun büyüklüğüne dair birçok rakamlar verdi. Diğer taraftan tarımda kullanılan suyun bilinçli olarak tüketilmesinin önemine dikkat çekti. İsrail, ABD, İspanya ve Hindistan damlatma yöntemiyle (suyun yavaş bir şekilde küçük deliklerden köklere ulaştırılması) su kullanımında yüzde 30 ile 70 arasında tasarruf, verimlilikte yüzde 20 ile 90 arasında artış sağlamış... Ceylan, kendi evine ait su faturasını göstererek, bu faturanın arkasında ASKİ’nin 21 tane uyarısının bulunduğunu, ancak bunların arasında, su tasarrufu ile ilgili bir cümle bile bulunmadığını anlattı. (İSKİ’nin faturasında da 18 maddelik uyarı var ama, tasarrufla ilgili bir hatırlatma maalesef yok!..) Dünya Meteoroloji Teşkilatı, Türkiye’nin yeryüzünde kuraklıktan etkilenen 74 ülke arasında olduğunu bildiriyor!.. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Salih Paşaoğlu da, çevre temizliği açısından en temiz ve ucuz enerji çeşitlerinden olan hidrolik enerjiye büyük önem verdiklerini, bunun için uluslararası platformlarda da, baraj yapım ve işletme standartlarının belirlenmesinde, gereksiz ve maksatlı kısıtlamaların önüne geçmek üzere çeşitli faaliyetlerde bulunduklarını örneklerle anlatarak, 2011 yılına kadar toplam kurulu güçleri 3150 MW (Megawat) ve toplam yıllık enerji üretim potansiyelleri 11.3 milyar kWh (Kilowatsaat) olan 25 adet yeni projeyi tamamlayacaklarını kaydetti.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT