BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > KÖMÜR BEDENLER

KÖMÜR BEDENLER

Kadınlar insanı dehşete düşüren feryatlar eşliğinde dizlerini dövüyordu.



Kadınlar insanı dehşete düşüren feryatlar eşliğinde dizlerini dövüyordu. Ağlama mı, bağırma mı belli değil... Bayılanlarla ilgilenen yoktu, herkes kendi derdindeydi. Çocuklar, hiç de yabancısı olmadıkları bu çığlıklar arasında ince sesleri, sonuna kadar açık ağızları ve anneden medet isteyen gözleri ile ağlaşıyordu. Ocak ağzından her ceset çıkışında kalabalık o tarafa yığılıyordu, “Bizim ölü mü?” diye... Türkiye’de, işyeri ölümleri listesinin başında kömür işçileri geliyor. Bu ölümlerin sebebi çok. Deniz seviyesinin beş yüz metre altındaki ocaklarda grizu, göçük, yangın, su basması ya da gaz zehirlenmesinden kurtulsan bile, kötü havalandırmanın getirdiği akciğer hastalıklarından -uzun vadede- kurtuluş yok. Bu bakımdan, kömür ocakları ile meşhur bir bölgemizde, iki evden biri acımasız öykü barındırıyor. Yine bu bölgenin “kömür tarihinde” şu ana kadar dört binin üzerinde işçi cesedi var. Ya da yörenin deyimi ile “maden şehidi.” “Madenci kızı olmak kendi tercihim değildi ama madenci karısı olmayacaktım” diyen de madenci eşi olmaktan ve dul kalmaktan kaçamamıştı, madenci elbisesi yıkamamaya yemin eden de.. Kucağındaki bebeği sıkı sıkıya bağrına basmış, yarı örtülü, gözlerinde yaş, titreyen dudakları ile ekrandan, “Ocaktan bugün de sağ çıkacak mı korkusunu babamda yaşamıştım ama kocamda yaşamak istemiyordum... Kader” diyen kadın da aynı sebeple dul kalmıştı. Kimi bir kazmacıdan, kimi bir domuzdamcıdan, kimi bir lağımcıdan geriye kalmış acılı kadınlardı onlar... Kömür ocaklarından çıkan cesetlerle acıyı “doyasıya” yaşayan bu kadınlar için yeni bir sancı da bundan sonra başlıyordu. Bölgede kadınlar, kocalarının ölümleri sonrasında aldıkları “kaza tazminatı” sebebiyle bir anda paraya kavuşuyor, sırf bu yüzden de kendi ailesi ile kocasının ailesi arasında sıkışıp kalıyorlardı. Kendi ailesi paralı kızını geri almak istiyor, kocasının tarafı ise gelinini elden kaçırmamak için bu kez evin ikinci oğluna nikahlamak için çabalıyordu. Bu bölgenin bir çocuğu, bir çok yakınını ocak ağzında beklemiş, çoğunun kömür cesedi ile karşılaşmış bir delikanlı, günün birinde televizyon programları yapımcısı olduğunda, dönüp kendi memleketinin kadınlarının trajik öyküsünü ekranlara taşımaya karar verdi. İzleyenler bilir; gerçekten etkileyici bir programdı. Yukarıda anlatılan çaresizlikler o programlarda dile getirilmişti. Babasını ocakta kaybetmiş birçok kadın, kocasını madencilik dışından seçmek istemiş, ama kaderden kaçamamıştı. Ve bir gün, bu çok izlenen program pat diye yayından kaldırıldı. Çünkü, kadınlardan birinin İstanbul’a, televizyon yönetimine şikayete gelmesiyle skandal patlak verdi. Yapımcı, alttan girip üstten çıkıyor, ekrana çıkarma, evlenme ya da çeşitli vaatlerle bir şekilde bu kadınları kandırıp çoğu ile birlikte oluyordu!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT