BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Mart kapıdan baktırıyor

Mart kapıdan baktırıyor

“Hava soğuk. Neyse ki sevgilim içimi ısıtıyor. Birlikte portakal soslu ördek yedik dün akşam, çok lezizdi. Ah Morotisto Restoran ah; anılarımın kozası...”



“Hava soğuk. Neyse ki sevgilim içimi ısıtıyor. Birlikte portakal soslu ördek yedik dün akşam, çok lezizdi. Ah Morotisto Restoran ah; anılarımın kozası...” Hah ha... Malesef en çok prim yapan köşe yazısı tarzı buymuş diye böyle başladım yazıya. Merhaba ben Sia. Halime’nin kedisiyim. Süper Kaynana Semra da köşe yazarı olduktan sonra ablam depresyonda. Battaniyeye dolanmış yoga yapıyor. Ben de fırsat bu fırsat klavyeyi patileyeyim dedim. Önce arkadaşlara selam ederim. Aşağı mahalleden Boncuk ve Tekir’e, yukarı damdan Tırmık’a sevgiler. Sarman, seni unutmadım; bizim paspasa bir şeyler olmuş, benim üzerime kaldı, hesaplaşırız sonra. Ne diyordum? Malum Mart, kediler damda. Dam üstündeki saksağanlara ise kimsenin dikkat ettiği yok! Adımız çıkmış dokuza, inmiyor kardeşim sekize! Millet dam dam geziyor, artık televizyon bile damsız açılmıyor. Bir prens aranıyor, biz evleniyoruz, size kaynanam desem mi, sen bana kayınço olsana, yalancı gelin, yamuk prenses ve Mart cüceler, alo arkadaş hattı, alo bilmem ne! Yahu kardeşim bu kadar mı dert olur? Bu kadar mı tek derdiniz bu olur? Eskiden, yani ablamın nenesi anlattıydı da oradan biliyorum, buralar hep dutlukmuş. Ay kafam karıştı pardon, gençler ar edermiş, bir biz miyavlarmışız. Evlenesi gelenler, babanın ayakkabısına çivi çakar, olmadı yüzsüzlüğü ele alır pilava kaşık saplarlarmış. Pisiciklerim, okurlarım; bak mühim bir şey söylüyorum, şimdi ekranın tam ortasına kaşık saplanmış! Hatırlar mısınız pisiciklerim, on sene önce Pajitnov bir oyun çıkardıydı; Tetris. Hastalık gibi bir şeydi. Hatta Rusların Tetris’i; halkı düşünmekten alıkoymak, suni gündem oluşturmak, haa bir de Amerikalılar’ı oyalayıp verimliliklerini düşürmek için çıkardığına dair rivayetler dolaşırdı. Bu programlar için de kedi aklımla komplo teorileri üretesim geliyor. Haa yok, bizim milletçe derdimiz zorumuz, bu diyorsanız; memleket bitmiş! Benzin ışığı yandıktan sonra da birkaç kilometre daha gider mantığıyla hareket nafile. Kıraathanedeki amcalara söyleyin, masada devleti kurup kurup yıkmayı bıraksınlar, bir çay daha söylesinler. Vurun abalıya. Tutturmuşlar yok kediler miyavlıyormuş, yok gürültü yapıyormuş, yok taş atmalar, yok dalga geçmeler! Cık, cık cık... Sinirimden bıyıklarım titriyor! Caner abim gibi kafamda mama tasını kırasım geliyor! Rumuz Goncagül diye başladınız; gazeterde, internette, telefonda, televizyonda ha babam devam ediyorsunuz. Biz ‘Mart’larız, bize göre mesele yok, sistemden muafız, anlayana hani!.. Yok reyting varmış, yok halk bunu istiyormuş... Aslında Medyanın suçu yokmuş, halk yaptırıyormuş... Oldu; Hitler de iyiydi ama çevresi kötüydü değil mi? Neyse geliyor bizimki, ben kaçayımmm... Ne? Bozmuyorum bilgisayarını! Birşey yapmadım abla yaa... Birisine bakıp çıkacaktım, ne ittiriyorsun beah? Alırız yenisini... Ninem diyor ki: Çalıda gül bitmez, cahile söz yetmez Profesör Mualla: Gürültü için akordu bozmak yeter. Migreni yenin Hayat kalitenizi düşüren migrenden ilaçların yanı sıra dengeli beslenerek spor yaparak düzenli uyuyarak sosyal faaliyetlerinizi artırarak ve stresten uzak durarak kurtulabilirsiniz... Eskiden “sadece bir baş ağrısı” olarak görülen migren, artık başlı başına bir nörolojik hastalık olarak kabul edilmektedir. Çoğunlukla ataklar halinde gelen bir baş ağrısı tipidir. Ataklar 4 saatten 72 saate kadar değişen uzunluklarda olabilir. Migren, kişinin normal aktivitelerini engelleyebilir ve hayat kalitesini bozabilir. Baş ağrısı zonklayıcı şekilde hissedilir ve bulantı, kusma, ışığa veya sese karşı hassasiyet buna eşlik edebilir. Bazı kişilerde migren ağrısından önce ‘aura’ dönemi olur. Aura; parlak ışık çakmaları, titrek, renkli zikzak çizgiler, kör noktalar ya da bir tarafta görme kaybı gibi görsel değişiklikleri içerebilir. Ayrıca kollar ve bacaklarda karıncalanma, uyuşma olabilir. Migren kadınlarda daha sık görülen bir hastalıktır. Migreni tetikleyen birçok faktör vardır. Bunlar şöyle sıralanır: * Yiyecekler: Eski peynir, çerez, çikolata, yoğurt, soğan, incir, karaciğer, kafeinli yiyecekler, koruyucu madde olarak nitrat/nitrit eklenmiş gıdalar (sosisli sandviç, sucuk, salam) * İçecekler: Kahve, çay, kafeinli meşrubatlar, diyet soda, alkollü içkiler. * Uyarıcılar: Titreşen ışıklar, parlak gün ışığı, kokular (parfüm, kimyasal maddeler, sigara), endişe, aşırı üzülmek veya aşırı sevinmek, depresyon, aşırı heyecan, stresten veya baskıdan kurtulma * Hayat tarzı: Zaman farkı, çok fazla ya da az uyumak, aç kalmak, kafeinsiz kalmak, aşırı egzersiz yapma, fiziksel veya zihinsel yorgunluk, ağırlık kaldırmak veya zorlanmak, rutin hayat biçiminde değişiklik, alerji, sigara. Tedavi metotları neler? Çok sık atak geçiren migren hastaları için hekimler sıklıkla önleyici ilaç tedavisini tercih etmektedir. Tedaviler hekimlerin önerdiği şekilde uygulanınca atakların sıklığı ve şiddeti azalabilmektedir. Migreni önlemek için günlük hayatta uygulanabilecek metotlar şunlardır: Düzenli uyumak, düzenli yemek yemek, bilinen tetikleyicilerden uzak durmak, düzenli egzersiz yapmak, duygusal stresi azaltmak, stresli durumlardan kurtulmak için ileriye yönelik plan yapmak, boş zamanlar, hobiler, sosyal aktiviteleri artırmak, gevşeme tekniklerini öğrenmek, bireysel/aile psikoterapisi desteği almak, çevresel etkenlerden kaçınmak, (Güneş gözlüğü takın, dumanlı, kokulu, gürültülü ortamlardan uzak durun, vücut duruşunuzun düzgün olmasına dikkat edin), alternatif terapiler uygulamak (Akupunktur, aromaterapi, bölgesel uygulanan merhemler, vitaminler vb.)
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT