BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Gerçekten “Artık CHP ile olmaz” mı?

Gerçekten “Artık CHP ile olmaz” mı?

Şubat ayının başında genç bir öğretim üyesinin ‘Radikal’de yayınlanan ‘Artık CHP ile olmaz’ başlıklı makalesinde, Türkiye’nin güçlü bir sosyal demokrasi ve ‘sol’a ihtiyacı vurgulandıktan sonra, bu ihtiyacın kurumsal ve düşünsel platformu olarak artık CHP’yi görmememiz gerektiği görüşü savunulmakta ve bu görüşün başlıca nedeninin son CHP Kurultayından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.



Şubat ayının başında genç bir öğretim üyesinin ‘Radikal’de yayınlanan ‘Artık CHP ile olmaz’ başlıklı makalesinde, Türkiye’nin güçlü bir sosyal demokrasi ve ‘sol’a ihtiyacı vurgulandıktan sonra, bu ihtiyacın kurumsal ve düşünsel platformu olarak artık CHP’yi görmememiz gerektiği görüşü savunulmakta ve bu görüşün başlıca nedeninin son CHP Kurultayından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Makale yazarına göre, Türkiye’de tartışma, ‘Siyasetin demokrasileşmesi’ ile ‘Milliyetçilik’ arasında cereyan etmekte ve bu mücadelenin aktörleri bir taraftan ‘AKP’, diğer taraftan ‘MHP ve DYP’ olacağına göre, böyle bir yapıda ‘Sosyal Demokrasi ve Sol’a yer olmadığı için, bugün Sosyal Demokrasi ve Sol Tükiye’de ciddi bir krizle karşı karşıya bulunmaktadır. Zira, sayın öğretim üyesinin görüşüne göre, CHP, bugünkü milliyetçi yapısı ile, Türkiye’ye yarar sağlamaktan çok kendisine zarar verip, Sağ’ı kuvvetlendirmektedir. Sayın makale yazarının özetlemeye çalıştığı bu gözlemlerine katılmak mümkün değildir. Zira, yazar, milliyetçilikle sosyal demokrasi ve sol’u kesin çizgilerle ve bir araya gelmez şekilde biribirinden ayırmakta, CHP’nin kurucusu Mustafa Kemal’in ve dolayısı ile ve CHP’nin ‘Milliyetçilik’ anlayışının Ernest Renan’nın 1882 yılında Sorbon Üniversitesinde ‘Milliyetçilik Nedir?’ başlıklı konuşmasında vurguladığı gibi ‘Patriotisme-Vatanseverlik’ olduğunu göz ününde tutmadığı gibi, CHP’nin temeli olan ‘Atatürkçü Düşünce Sistemi’nin temel ilkelerinden birinin günümüzdeki demokrasinin ideali ‘Milli Egemenlik’ olduğunu da unutmuş görünmekte ve böylece CHP’yi “radikal milliyetçi” ve “demokrasi karşıtı” olarak takdim etmektedir. Oysa, CHP’nin 1924 yılından başlayarak, Türkiye’yi çok partili hayata sokmak için yaptığı ve 1946’dan itibaren başarıya ulaştırdığı girişimler ve 1961 Anayasası ile ülkeye getirdiği siyasal ve sosyal demokrasi temelleri, nasıl inkar edilebilir? Diğer taraftan CHP’nin 1920’lerden itibaren ‘Halkçılık’ 1930’lardan itibaren de ‘Devletçilik’ ilkeleri ile, ‘Sosyal Demokrat ve Sol’ bir çizgi ve politika izlediği de unutulmamalıdır. Fakat, öyle anlaşılıyor ki, makale yazarı CHP’nin ‘Sosyal demokrasi’sini, Marksist olmadığı için, ‘Sol’ addetmemekte ve bunun için yeni arayışlara çıkmış görünmektedir. Yazarın makale boyunca göndermede bulunduğu İtalyan Komünisti Antonio Gramsci’yi zikretmesi, son CHP Kurultayı’nın, Marksistlerin ‘Lümpenleşme’ ve ‘Faşistleşme’ deyimleri ile nitelemesi benim bu kanaatimi kuvvetlendirmektedir. Oysa, CHP’ye Marksizm’i yamalama ve aşılama girişimlerinin 1930’larda ‘Kadrocular’ tarafından yapıldığını ve Mustafa Kemal tarafından reddedildiğini biliyor ve Raymond Aron’un ‘Özgürlükçü olmak isteyen bir isyanın istibdatla sonuçlanması Marksizm’in tarihi dramıdır’ sözleri ile zayıf yönünü ortaya koyduğu ve Sovyetler Birliğinin yıkılması ile tesçil edilen bir öğretiye hâlâ özlem duyulmasını anlamakta güçlük çekiyorum. Kaldı ki, Türkiye’de Marksist söylemlere merak ve zaaf gösteren sol partilerden hiçbiri, hiçbir zaman, CHP’nin bugünkü gücüne ulaşamamıştır. Bugün her şeye rağmen CHP mevcut bütün muhalefet partileri arasında hem ‘Ana Muhalefet’ hem de ilerisi için ‘İktidar Alternatifi’ olmak niteliğini sürdürmekte ve CHP dışında geniş tabanlı bir sosyal demokrasi hareketi de gözükmemektedir. Son olarak, değinmek istediğim nokta şudur: Ben de, zaman zaman Deniz Baykal’ı eleştirmekle birlikte, sayın Baykal’ın bugün CHP içinde ‘En az kötü lider’ konumunda olduğunu kabul ediyorum. Son Kurultayda karşısına çıkıp başkan adaylığına hevesli olanların içine düştüğü traji-komik durumları, benim bu kanaatimi kuvvetlendirmektedir. CHP içinde Baykal’a karşı daha güçlü bir lider adayı ortaya çıktığı takdirde, buna Baykal’ın da karşı çıkmayacağını ve çıkamayacağını düşünüyor, o zamana kadar da ‘Artık CHP ile olmaz?’ gibi söylemleri hem yersiz, hem de haksız buluyor ve bunu uzun vadede ülkenin yararına da bulmuyorum. Mustafa Kemal gibi kapitalizm ile sosyalizmi uzlaştırmaya çalışan ‘Tony Blair’in Üçüncü Yol’ hareketinin ise İngiltere’de İşçi Partisini iktidara taşıdığını bilmeyen yoktur
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 98455
    % 1.69
  • 5.3279
    % -0.7
  • 6.0542
    % -0.85
  • 6.8869
    % -0.64
  • 220.305
    % -0.61
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT