BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Haberlerin hatırlattığı...

Haberlerin hatırlattığı...

Tayyip Erdoğan: ...sert bir dille eleştirdi... Abdullah Gül: ...temennisinde bulundu... Deniz Baykal: ...şeklinde kendini savundu...



Tayyip Erdoğan: ...sert bir dille eleştirdi... Abdullah Gül: ...temennisinde bulundu... Deniz Baykal: ...şeklinde kendini savundu... Süleyman Demirel: ...yapılması gerektiğini söyledi... Bülent Ecevit: ...tavsiyesinde bulundu... Rahşan Ecevit: ...diye görüşlerini açıkladı... Rauf Denktaş: ...şeklinde hükümetten yakındı... Mehmet Ağar: ...diyerek hükümeti göreve çağırdı... Kemal Derviş: ...erken olduğunu dile getirdi... Devlet Bahçeli: ...yayınladığı bildiride ifadelerine ver verdi... Erkan Mumcu: ...diyerek mesajını verdi... Muhsin Yazıcıoğlu: ...istifaya davet etti... Ali Babacan: ...vatandaştan sabır istedi.. Bülent Arınç: ...göndermesinde bulundu... Hayata dair... Yavaş yavaş ölürler Seyahat etmeyenler, Yavaş yavaş ölürler okumayanlar, dinlemeyenler, vicdanlarında hoşgörmeyi barındırmayanlar. ... Yavaş yavaş ölürler Alışkanlıklara esir olanlar, her gün aynı yolları yürüyenler, Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler, Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyen, Veya bir yabancı ile konuşmayanlar. ... Yavaş yavaş ölürler Verdikleri heyecandan kaçınanlar, tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı görmek istemekten kaçınanlar yavaş yavaş ölürler. ... Yavaş yavaş ölürler Aşkta veya işte bedbaht olup istikamet değiştirmeyenler, Rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar, Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına çıkmamış olanlar. Yavaş yavaş ölürler. - Pablo Neruda - bizimkiler (Geçen haftanın elde kalan olayları...) * Engin Abi’nin trafik polisini görünce dalgınlıktan takılı emniyet kemerini çıkarması... * Cem’in düşüp kırılan telefonunu, kendisininkinden daha kötü bir telefonla takas etmesi... * Mehmet’in film CD’si bakan polis memuruna “Abi bunların korsanları daha ekonomik” tavsiyesinde bulunması... * Dündar Abi’nin evde bulduğu Ocak ayının faturasını bankaya ödemeye gitmesi... SÖZ’ün gelimi... İLK FUTBOL: M.Ö. 2500 yılında Çin’de bugünkü futbolun ilk örneği oynanmakta idi... Top olarak kumaştan yapılmış bir cisim kullanılıyordu... Yere dikilen iki mızrak arasından bu toplar geçirilmeye çalışılıyordu... ... İLK FUTBOL TAKIMI: 1857 yılında İngiltere’nin Sheffield kentinde “Sheffield United” isimli bir takım kuruldu... ... İLK RESMİ FUTBOL KARŞILAŞMASI: İngiltere - İskoçya,1872 yılı... ... İLK PENALTI: 1891 yılında kural olarak uygulanmaya başlandı... ... EN FARKLI MAÇ: 1885 yılında İskoçya’da oynayan Arbroath - Bon Accord karşılaşması 36-0 bitmiştir... O yıllarda henüz kalelerde ağ kullanılmıyordu... Her golde topun oyuna dönmesi için geçen zaman, ağ olsaydı daha kısa olacaktı ve belki de daha farklı bir skor elde edilebilecekti... ... EN ÇOK MİLLİ OLAN FUTBOLCU: Mısır’lı Hasan 161 defa milli olmuştur. ... EN ÇOK GOL ATAN FUTBOLCU: Arantes do Naschimento Pele 1281 golle en çok gol atan futbolcudur... En çok gol attığı yıl olan 1959’da 126 gol atmıştır... ... (Timaş’tan çıkan “Dünya’dan ve Türkiye’den En’ler ve İlk’ler” isimli çalışmasıyla Serhan Büyükkeçeci...) diyAlog... (Beyaz Atlı Prens...) PRENS ADAYI: Ben sizi bir gün çalışırken rüyamda görüp beğendim aslında... *** (Türkiye Arnavutluk maçı...) İLKER YASIN: Eğer yenersek Arnavutluk’-un puanı eksilecek... *** (Haber Dosyası...) KERİM AKBAŞ: Türk ordusu, Türkiye içindeki en güçlü ordudur... Bugünün buluşu * İlk kez bir muhabir, çalıştığı gazeteyi röportaj yaptığı ünlünün eline vererek resim çekti... (28.03.1973) ayaküstü Hayatımın en heyecansız milli maçlarından birini izledim... Daha ileri giderdim ama bu aralar vatan hainliği moda, yanlış anlaşılabilirim... Yaş ilerleyince duygularda ne kadar değişim olur bilmiyorum, ama 8 yediğimiz yıllar bile 4-0’dan sonra 4-4’ü yakalamanın çocukça coşkusu vardı içimizde... Şimdi 2-0 galip olduğunuz bir maçın sevincini, ucube bir inatlaşma uğruna yaşayamıyorsunuz... “En az 12 olurdu”nun hayıflanması, “Direklerimizden dönenler gol olsaydı”nın muhasebesi yok... “Galip geldik, daha ne istiyoruz”da kalmak isterseniz bugün size sözüm yok... Ama yarın yine araşırız... Hakan konusundan daha önemlisi, bu futbolla Almanya’ya gidip gidemeyeceğimiz... Ben diyorum ki; eğer gidemezsek bu maç kasetleri ile mahkemeye başvuralım ve bir vatandaş olarak sorumlulara “Görevi kötüye kullanmak”, hatta “İşkence” suçlarından dava açalım... O gün; “vicdanı kötüye kullanmanın” acısı yetecek ya... Neyse... temelin yeri Temel, Trabzon’da faytonculuk yapıyormuş... Bir gün durakta beklerken yanına şişman mı şişman bir adam gelmiş ve; “Beni şu yokuşun başına kadar çıkarıver” demiş... Temel bir şişman adama bakmış, bir de cılız atlarına ve müşterinin kulağına eğilerek fısıldamış; “-Abi atlara görünmeden arkadan bin...” Bir soru ? SORUYORUM SİZE: Dedikleri gibi gazetecilere özel bir cezaevi olsa, adı ne olurdu?... CEVAP VERİYORUM: Kartal “4 N, 1 K” Yarı Açık Cezaevi... S.Ö.Z. der ki; “-Bence de görev verilmez, alınır... Mesela birine iyilik olsun diye yardım edin, o iş sizin göreviniz olsun...” (İstediği her konuda bir laf edebileceğini ispatlayan s.ö.z.leri...) Tebeşir Tozu... “-Bir fikri öldürmek istiyorsan, onu gereğinden fazla kelimeyle ifade et...” (Frank A. Clarck) sanatik kritik “-Futbol literatürüyle çok iyi siyaset yapılır aslında... Mesela doksana takacağız de, bütün oylar senin...” (...Hasan Kaçan) politik kritik “-Düğmeye birileri basmadı, vatandaş bastı vatandaş... Hasat zamanı geldiği vakit, hesap zamanı da gelecek...” (...Mehmet Ağar) sportik kritik “-Bundan sonraki tek hedefim F.Bahçe’yi de şampiyon yapıp, üç büyükleri hedefe ulaştıran tek hoca olmak...” (...Mircea Lucescu) Şifa Yemek Öğle Menüsü Domates çorbası, Fırında sebzeli Tavuk, Nohutlu pilav, Tulumba tatlısı.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT