BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bizimkiler içerden, Avrupa dışardan

Bizimkiler içerden, Avrupa dışardan

Avrupa Birliği ile müzakerelere başlama öncesinde gerilim üretme çabaları hızlandı. Kadınlar Gününü ve Nevruz kutlamalarını ikişer gün önceye alanlar, onlara çanak tutanlar neyi hedeflemiş olabilirler dersiniz? Müzakere tüneline yaklaştıkça taviz koparmaya ve iktidarı yıpratmaya yönelik iç ve dış mihraklı daha çok eylem göreceğimiz anlaşılıyor.



Avrupa Birliği ile müzakerelere başlama öncesinde gerilim üretme çabaları hızlandı. Kadınlar Gününü ve Nevruz kutlamalarını ikişer gün önceye alanlar, onlara çanak tutanlar neyi hedeflemiş olabilirler dersiniz? Müzakere tüneline yaklaştıkça taviz koparmaya ve iktidarı yıpratmaya yönelik iç ve dış mihraklı daha çok eylem göreceğimiz anlaşılıyor. Hükümet Kıbrıs Rum kesimini tanımadan, Gümrük Birliği’ni on yeni üyeyi de kapsayacak şekilde genişleten ek protokolü imzalama hazırlığında. Atacağı yanlış adımın AB muhalifleri tarafından ne denli istismar edileceğini bildiği için, yoğurdu üfleyerek yemeye çalışıyor. Bir taraftan da AB cephesindeki tansiyona göre yığınak yapıyor. Daha şimdiden Gümrük Birliği ek Protokolünü imzalamanın Rum kesimini tanımak anlamına geleceği hususu Avrupa medyasında işlenmeye başlandı bile! Bunun dışında Baş Müzakerecinin kim olacağı o kadar zor olmasa gerek. Vasıfları belli olan bu işin pek fazla adayı yok. Birkaç kişi arasından seçim yapılacak. Baş Müzakerecinin kim olacağından daha önemlisi mutfak işlerini yürütecek ehil, uzun soluklu, azimli bir takımın kurulabilmesidir. 31 konudaki 80 bin sayfalık AB müktesebatını cımbızla onlar irdeleyecekler. Avrupa kimlik bunalımında Avrupa cephesi de sütliman değil. 2. Savaştan sonra Sovyet tehdidi Avrupa’yı birleştiren harç gibiydi. Demir perdeye karşı kenetlendiler, ekonomik iş birliğini siyasî birliğe götürecek hevesler güttüler. Ama on beş senedir komünizm ve Sovyet korkusu ortadan kalkınca, ayrılıkları körükleyecek ayrıntılarla ilgilenmeye başladılar. Farklılık, çeşitlilik, müsamaha ve paylaşma ruhuyla büyümesi gereken Avrupa’yı milliyetçilik akımlarıyla parçalamaya, Hıristiyanlık fanatizmi ile daraltmaya yöneldiler. Türkiye’nin önüne konan ve daha konabilecek tüm engellerin temelinde bu ufuksuzluk ve tek tip müsamahasızlığı yatar. Daha Avrupa’nın genişlemesinde anlaşabilmiş değiller. Ufka bakanlar Avrupa’nın yarın Amerikan süper gücü ile Asya iktisadî gücü arasında sıkışacağını görüyor ve Avrupa’nın farklılıklar ve çoğulculuk üzerine bina edilmesinin lüzumunu, Türkiye ve Rusya’nın AB ile bütünleşmesi gerektiğini savunuyorlar. Urallar’ın ötesine aklı yetmeyenler ise “turuncu devrim” Ukrayna’sı bize yeter, Türkleri dışlayalım diyorlar. Avrupa Anayasasına “hayır” kampanyalarında Türkiye bir bahane. Asıl sebep Avrupa’nın ne olacağına karar verememiş olmasıdır. 2000 yılında Lizbon’da kabul edilen strateji AB’nin 2010 yılında dünyanın en dinamik, rekabetçi bilgi toplumu olmasını, sosyal dayanışma ve çevre bilincini en yüksek seviyeye çıkarmayı, istihdamı artırmayı, sürdürülebilir bir kalkınmayı hedefliyordu. Daha beş gün önce bunun gerçekleşmesi zor deyip, frene bastılar. Avrupa gücü ve refahı istiyor da, keyfini bozmak, alıştığından kopmak istemiyor. Kopma olmadan değişimin başarıldığı bir örneği tarih kaydetmiş midir bilmiyoruz.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 95953
    % -0.94
  • 5.8268
    % -0.21
  • 6.5545
    % -0.3
  • 7.5597
    % -0.05
  • 238.589
    % -0.11
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT