BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Umman’dan Mısır’a Amr İbn-i Âs

Umman’dan Mısır’a Amr İbn-i Âs

Amr İbn-i Âs, Kureyş’in salihlerindendir. Allah’ım Amr İbn-i Âs’a rahmet eyle zira o hem seni hem de senin resulünü seviyor. (Hadis-i şerif)



Hazret-i Amr, Resulullah Efendimizin vefatlarından sonra da hizmetten hizmete koşar, Ebû Bekir’in (radıyallahu anh) hilâfet yıllarında Umman ve Benî Kudaa mürtedlerini yola getirir, ardından Şam’ı kuşatırlar. Başkumandan Hâlid bin Velîd ile birlikte Bizans ordularını Yermük’te karşılar. Şerahbil bin Hasene ile beraber sağ kanadı derler toparlarlar. O gün 250 bin kişilik dev orduyu hezimete uğratırlar. Hazret-i Amr, Ecnadin’de de büyük bir Rum ordusunu bozar, Filistin ve Ürdün’e İslam sancağını asar. Hazreti Ömer halîfe olunca Amr bin Âs’ı Filistin vâliliğine atar ama o kabuğuna sığamaz. İslamı Afrika’ya yaymanın hesaplarını yapar. Kara kıtanın kapısı Mısır’dır ve bu ülke Roma’nın tasallutundan kurtarılmadıkça yöre sükun bulamaz. Hazreti Ömer dahi aynı kanaattedir, Amr bin Âs’ın yanına Yezid bin Ebû Süfyân, Amr bin Rebîa ve Haleb’in eski vâlisi Yukanna’yı katar. Mücahidler sadece 4 bin askerle Mısır’a varırlar. Önce Ferema şehrini fetheder, bilahare Bilbis kapısını aralarlar. Tendonyas şehrine dayandıkları günlerde Mısır elçileri gelir Veliaht’ın görüşme istediğini duyururlar. Muhteşem saray Amr bin Âs yanına sadece Verdân adlı mütercimini alarak davete uyar. Saraya varınca, zırhlı ve silahlı askerlerin saf tuttuklarını görür ama ciddiye almaz. Avluya kadar atıyla girer ve seremoni kaidelerini hatırlatan nazıra “Biz Müslümanız” der, “kıymetliyiz, müşrikler için atımızdan inemeyiz. Buraya gelmemizi veliaht istedi. Ama görüşmekten caydıysa bırakır gideriz.” Hal böyle olunca Veliaht Arsütalis ortaya çıkar. Amr bin Âs, muhteşem mefruşatı, süslü subayları, kıranta katipleri görünce dudak büker ve dünyanın fani ahiretin baki olduğunu anlatan âyet-i kerîmeleri okumaya başlar. Bu arada bir eli atının dizginindedir, diğeriyle kılıcının kabzasını okşar. Veliaht; “Ey Arab kardeş! Siz bizden ne istiyorsunuz?” diye sorar “Bize kastedenler hep eli boş döndüler. Biliyorsun ki vadiler dolusu askerimiz var, kaldı ki birkaç gün içinde yeni takviyeler alacağız ve sayımız bir bu kadar daha artacak. Hem ünü cihanı tutan Artapon gibi bir komutan karşısında ne kadar şansınız var?” Dalavereci veliaht - Kalabalık ordulardan korksaydık buraya gelmezdik. Biz Allahü teâlânın yardımına ve himayesine güveniriz. Bu 4 bin mücahidin hepsi de ölümü arzuluyor, senin ordunda da ölüme koşacak 4 bin asker varsa eşitiz. Yok bu kalabalıklar yaşamaktan zevk alıyorlarsa hepsini ezer geçeriz. Maksadımıza gelince... Sizi şu üç şeye davet ediyoruz: Ya İslâmı kabûl edersiniz, ya cizye verirsiniz, yâhut muhârebe ederiz. - Biz melik Mukavkıs’a danışmadıkça bir işe karar veremeyiz. Lakin, şunu sormak istiyorum, senin arkadaşların hep böyle midir? - Arkadaşlarım benden daha fasih konuşur ve hepsi benden âlimdir. - Bu ordudan senin gibi on tane çıkacağını sanmam. - İlk rastladığın on adamı tanısan böyle düşünmezdin. - Onları sen seç, senin gibi on tane daha hatip bul fikrimi değiştireyim. Bu arada Veliaht, yanındaki komutana mahalli lisanla fısıldar “Onlar geldiklerinde hepsini yakalarız. Malum elinde on bir kişi tutmak, bir kişi tutmaktan iyidir.” Elçiye zeval Ama bu fısıltı Verdan’ın dikkatinden kaçmaz. “Tamam” der ayrılırlar, ertesi gün elçiler gelir ve “veliaht sizi bekliyor” haberini ulaştırırlar. Amr bin Âs “bizim döneklerle işimiz olmaz” der, “hainliği onu da, ehlini de yakacak. Yazıklar olsun öyle melike ki elçiye tuzak planlar. Şimdi, sâhibine dön ve ona hakkımda konuştuklarından haberdâr olduğumu anlat. Artık söylenecek söz kalmadı, harbe hazırlansa iyi yapar.” Amr bin Âs çok keskin görüşlü ve firaset sahibidir. Ani kararlar alır ama kolay kolay yanılmaz. Nitekim bu savaşta da o haklı çıkar, Mısır’ın tamamını ve Trablusgarb’ı sınırlarına katarlar. Mübarek sadece iyi bir asker değildir, bir kere silbaştan sistem kurar, maliyeyi düzenler, adaleti sağlar, Fustat şehrini mirareli camilerle donatırlar. Kızıldeniz’den Nil’e açtırdığı 20 kilometrelik kanalla Mısır-Arabistan ulaşımını kolaylaşır, Babilon ile Kulzüm limanları arasında canlı bir ticaret başlar. Hem Hicaz’a bol bol gıda yollar, hem de tacirler para kazanırlar. Bir ara veba hastalığı patlar, Amr bir intaniye mütahassısı gibi tedbir alır, bu afeti ucuz atlatırlar. En ufak kusurundan dolayı valileri azletmesiyle tanınan Hazreti Ömer aradıklarını onda fazlasıyla bulur, Hazreti Amr’ı yerinden oynatmaz. Bir Arap dâhisi Umman, Filistin ve Mısır’ın İslamlaşmasında unutulmaz hizmetler yapan Hazret-i Amr, Dımeşk, Fahl, Yermuk, Kansereyn’i alır, Halep, Menbee ve Antakya halkı ile sulh yapar. Gazze, Sabastin, Nablus, Ledda, Mabni, Beyt, Cirin, Amvas, Trablusgarp ve Siyre’yi ele geçirir. Kudüs’ü kuşatır ve teslim olmasını sağlar. Tunus, Kartaca ve Marekeş’e uzanmak için izin isterse de “şimdilik dur, Mısır’da yerleşmeye bak” emrine uyar. Büyük sahabe çok fasih konuşur ve çok tatlı Kur’ân-ı kerim okur. Güleç yüzlü ve yumuşak huyludur. Sevenlerine “öfke insanı özür dileme küçüklüğüne iter” diye nasihat buyurur. Mübarek 93 yaşına kadar yaşar, ölüm döşeğinde uzun uzun tövbe eder ve Kelime-i şehadet söyleyerek gözlerini yumar (H. 43) Cenaze namazını oğlu Abdullah kıldırır. Nurlu naaşını Kahire’de Mukattam mevkiinde (adıyla anılan caminin avlusunda) toprağa bırakırlar.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT