BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > KÖYÜN DELİSİ

KÖYÜN DELİSİ

Siz hiç yıllar sonra çocukluk arkadaşınız ile karşılaştınız mı? Çocukken coşku ile top peşinde koşturduğunuz, çeşit çeşit oyunlar oynadığınız, küstüğünüz, ertesi gün küstüğünüzü unutup yeniden sokak aralarına daldığınız o masum çocuğun bir gün kilo almış, saçları dökülmüş, suratında çizgiler oluşmuş, sesi değişmiş bir şekilde ve ortak geçmişinizle hiç de uyuşmayan bir resmiyet ile gelip “Merhaba ben Ali” demesine şaşırdınız mı hiç?



Siz hiç yıllar sonra çocukluk arkadaşınız ile karşılaştınız mı? Çocukken coşku ile top peşinde koşturduğunuz, çeşit çeşit oyunlar oynadığınız, küstüğünüz, ertesi gün küstüğünüzü unutup yeniden sokak aralarına daldığınız o masum çocuğun bir gün kilo almış, saçları dökülmüş, suratında çizgiler oluşmuş, sesi değişmiş bir şekilde ve ortak geçmişinizle hiç de uyuşmayan bir resmiyet ile gelip “Merhaba ben Ali” demesine şaşırdınız mı hiç? Arkadaşınız aradan geçen zamanı anlatmaya koyulduğu sırada siz çocukluğa dönüp, onunla yaşadıklarınızı hafızanızın derinliklerinden çıkarmaya çalıştınız mı? Sahiden bu, o mu? Hayır... Bu artık “yeni bir insan” ve siz çocukluk arkadaşınızla yeniden tanışırsınız. Çocukluğunuzdaki çocuğu, kendi çocukluğunuzla birlikte hatıralar mezarlığına gömerek... *** Karşımda oturan çocukluk arkadaşım, aradan geçen otuz beş seneyi özetlemeye çalışırken, ben onun sınıfımızın “en zeki tembeli” olduğunu hatırladım. “Zehir gibi” kafası vardı ama çalışmazdı. Nitekim, hiç hazırlanmadan girdiği Yatılı İmam-Hatip Okulu sınavını bölge birincisi olarak kazanmış, gitmemişti. *** “Hepiniz terk ettiniz, köyü beklemek bana düştü” dedi gülerek... Okumanın lezzetini geç keşfettiğini, bol bol okuduğunu anlattı. Şehre sırf kitap almaya gittiğini, evlenmediğini, toprakla ve hayvanlarla meşgul olduğunu söyledi. İstanbul’a, ameliyat olan bir yakınını ziyarete geldiğini, aynı gün döneceğini belirtti. Konuşmalarında bütünlük yoktu; daldan dala atlıyordu: “Hatırlar mısın, bizim çocukluğumuzun Frank Sinatra’sı Murat Çobanoğlu idi... Ameliyat olan amca oğlu bu ünlü emlakçi Reha Medin’in bir şubesini işletiyormuş, gelince öğrendim... Seksen üç yılı yazında bir kere daha gelmiştim İstanbul’a... O zamanlar bizim bu amca oğlu, bayan bir milletvekili adayı için çalışıyordu... Neydi adı? Hatırladım, Melike Hasefe... Demek ki aşağı yukarı yirmi iki sene olmuş...” *** Ertesi gün masamdaki “takım” gazeteleri okurken her haberde gözlerim daha da açılıyordu: “Halk ozanı Murat Çobanoğlu, bir süredir tedavi gördüğü Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde dün hayatını kaybetti... Ünlü emlakçi Reha Medin kalp krizi geçirerek İstanbul’da öldü... ANAP İstanbul eski Milletvekili Melike Hasefe, bağırsak kanserine yenik düştü...” Benim çocukluk arkadaşımın sohbetinde geçen bütün isimler aynı gün ölmüştü! ------------ Cuma günleri yayınlanır
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT