BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Başbuğ’un yıl dönümü

Başbuğ’un yıl dönümü

Dün, Başbuğ diye anılan Alparslan Türkeş’in ölümünün 8. yıl dönümü idi. Sevgi ve saygı ile anıldı. 12 Eylül 1980 darbesi, Türk milliyetçiliğini ezip geçmişti.



Dün, Başbuğ diye anılan Alparslan Türkeş’in ölümünün 8. yıl dönümü idi. Sevgi ve saygı ile anıldı. 12 Eylül 1980 darbesi, Türk milliyetçiliğini ezip geçmişti. Türkeş, milliyetçiliğimizi diriltti, yeniden diri hâle getirdi. Türk milliyetçiliğinin ancak bir ekolünü temsil etmekle beraber, bugün milliyetçilikten anlaşılan hemen hemen Ziya Gökalp’in (1876-1924) ekolüdür. Halbuki Gökalp kendi sistemine Türkçülük demiştir. Çok yakın arkadaşlarım olan Nihal Atsız ve İsmet Tümtürk’e sürekli telkinlerimle onları Türk milliyetçiliği tabirinin daha doğru ve toplayıcı olduğuna inandırmıştım. Türkçülük, Türk devletinin 1913-1918 arasında 5 yıl ve sonra 1920-1938 arasında 18 yıl resmî ideolojisi oldu. Atatürk’ten sonra tavsadı. Öyle ki Nihal Atsız (1905-1975) olmasa idi, çok zayıflardı. Atsız, ekolü yürüttü. Türkeş (1917-1997), Atsız’ın fikirleriyle oluşmuş, onları hareket hâline getirmiş, uygulanmalarına çalışmıştır. Atsız olmasa idi Türkeş yoktu. Gökalp olmasa idi Atsız’ın bir tarihçi ve edebiyat tarihçisi olarak kalacağı gibi. Halbuki Gökalp, hiç tanımadığı iki büyük tilmizi, Atsız ve Türkeş gibi 70 ve 80 yıl değil, sadece 49 yıl yaşadı. Onu inceleyenler, üç ayrı Gökalp sistemi olduğunu bilirler. Yaşasa idi, dördüncüsünü de oluşturacak yetenekte radyum gibi parıldayan bir zekâya sahipti. Bu dediğimin manası şudur: Gökalp 1925’te kaldı. Fikirlerinin tamamına yakını Atatürk tarafından hayata geçirildi. Yeni bir dünyanın fikir örgüsünü yapamadı. Bugün Türk milliyetçiliğinin kenarda kalmasının sebebi, 1925 felsefesinin tamamının bugün de biz Türkler için en iyisi olduğunun sanılmasıdır. Türkeş, çok önemli yenilikleri sunmak üzere iken ölmüştür. 8 yıl önce, Türkiye’nin her bucağından her vasıta ve vasıtasız gelen, çoğu ceketsiz yüz binlerce Türk genci, yoğun yağmur altında Başbuğlarına saygılarını sunup şükranlarını dile getirdiler. Biz bu gençleri çağdaş dünyanın nimetlerine ulaştıramadık. Zira 2000’leri yakalayamadık. 1900’lerin bir yerlerine takılıp kaldık. Yakın arkadaşım Alparslan Türkeş’i, âşık olduğu milletine yaptığı büyük hizmetleri ile, her cefaya katlanan asla yolundan dönmeyen yüce şahsiyeti ile, saygı, sevgi ve hasretle anıyorum.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT