BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Abdülhamid Han neden kuvvet kullanmadı?

Abdülhamid Han neden kuvvet kullanmadı?

Fuat Bol ve İsmail Kapan’ın sunduğu “Çerçeve’den Yansımalar”a konuk olan başyazarımız tarihçi Yılmaz Öztuna, “31 Mart Vakası’nı İngilizler hazırlamıştı. Padişah kan dökülmesini istemiyordu. Askerlerin, ‘Durduralım’ teklifine rağmen o izin vermedi. Çünkü çok kan dökülecekti” dedi.



> Süleyman Demir ANKARA- Gazetemiz Genel Yayın Müdürü Fuat Bol’un hazırlayıp sunduğu, yazarımız İsmail Kapan’ın soruları ile katıldığı “Çerçeve’den Yansımalar” programında Türk tarihinin en önemli, üzücü hadiselerinden biri olan 1909’da İstanbul’da yaşanan ayaklanma ele alındı. TGRT HABER TV’de yayınlanan programın konuğu olan başyazaramız Tarihçi Yılmaz Öztuna, “31 Mart Vakası” adıyla bilinen ayaklanmanın perde arkasını araladı. Öztuna ilginç açıklamalarda bulundu. Fuat Bol’un, “31 Mart Vakası dediğimiz zaman, akla öğrenci hareketleri ve halk hareketleri geliyor. ‘Şeriat isteriz’ diye yürüyorlar. Bu ne demek oluyor ve İstanbul’a gelen Hareket Ordusu’nu karşılıyorsunuz. Ordu ne istiyor” şeklindeki sorusunu cevaplayan Tarihçi Yılmaz Öztuna, 31 Mart Vak’ası’nı, “Tarihimize yön vermiş müessif, sömürülmüş bir olay” olarak niteledi. Halkın da katıldığı bir hareket olduğu için, Türk milletinin yıllarca bazı politikacılar tarafından irtica ile ithaf edildiğini söyleyen Öztuna, “Ey millet, kendi başına kalırsanız irticaya saplanırsınız” politikasının o günden itibaren yürürlüğe konulduğunu dile getirdi. Onbaşılar yönetti Hadisenin perde arkasını anlatan Yılmaz Öztuna, “Sultan 2. Abdülhamid’in tahttan indirilmesi, o dönemde British (İngiliz) entelijansiyası tarafından hazırlanmıştır. Bunun için, Balkanlar’a konuşlanmış ve çetelerle savaşan 3. Ordu subayları ile İstanbul’da bazı gazeteciler ve politikacılar elde edildi” dedi. İstanbul’daki harekete hiçbir üst düzey subayın katılmadığını söyleyen Öztuna, hareketin liderliğini onbaşılar, astsubay ve küçük zabitlerin yaptığını kaydetti. Olayın en acı yönünü gözler önüne seren Öztuna, halkın nasıl kandırıldığını da anlattı. Yılmaz Öztuna, “İngiltere’den para alan bir takım yobazlar, ortaya çıkıp ‘şeriat isteriz’ deyip, ayaklanmışlardır. İstanbul, başkent olduğu için her yer subay kaynıyor. Mektepli subaylar dinsiz kabul edildiği için halk subayları çevirip, ‘harbiyeli misin, alaylı mısın” diye soruyor ve harbiye kökenli subaylar feci şekilde tartaklanıyor veya dövülüyor. Harbiyeli, yani okumuş subayların, Müslüman olmadıkları propagandası yapılmış. Rezilane bir iş” şeklinde değerlendirmelerde bulundu. İşin içinde İngiliz vardı Hareket Ordusu’nun da İstanbul için büyük bir yıkım olduğunu kaydeden Öztuna, ordu ile birlikte, 2. Meşrutiyetle serbest kalan ne kadar eşkıya, devlet düşmanı Sırp, Bulgar, Makedon, Yunan, Arnavut ve çingene varsa İstanbul’a geldiğini ve Yıldız Sarayı’nı talan ettiklerini kaydetti. İstanbul’daki halk hareketinde olduğu gibi, Balkanlar’daki ordunun İstanbul’a gelişinde de İngiliz parmağı olduğunu kaydeden Yılmaz Öztuna, “Eylemin amacı, Sultan 2. Abdülhamid’i tahttan indirmekti. Çünkü, meşrutiyeti ilan etmesine ve Anayasa’yı yürürlükte bırakmasına rağmen Sultan Abdülhamid hâlâ, Avrupa’nın çekindiği bir hükümdardı. İttihat ve Terakki daha rahat hareket etmek için İngiltere ile birlikte böyle bir harekete kalkışıyor ama hepsi bu hareketin içinde bulunmamış. İttihat ve Terakki subaylarının İngiltere ile 15-20 yıllık temasları var” dedi. Öztuna, İttihat ve Terakki liderlerinden Talât Paşa’nın 33. dereceden mason olduğunu hatırlatarak, irtibatın Selanik Mason Locası ve Talat Paşa aracılığıyla kurulduğunu dile getirdi. Kan akıtılmasını istemiyordu Bu teşebbüsün Türk tarihinde çok önemli ve üzücü bir hadise olduğunu kaydeden Öztuna, “Burada bir çok masum vatandaş hayatını kaybetti. Meclis tehdit edilerek Sultan Abdülhamid tahttan indirildi, yerine Sultan 5. Mehmet (Reşat) tahta geçirildi. Bunun çok zararı olmuştur.” dedi. İttihatçıları, “ihtilalcı takımı” diye nitelendiren Yılmaz Öztuna, “Sultan 2. Abdülhamid, neden kuvvet kullanmadı?” sorusuna şöyle cevap verdi: “Sultan 2. Abdülhamid tahta gelir gelmez Anayasayı ilan ettiğini ve hiçbir zaman yürürlükten kaldırmadığını dile getirdi. O dönemde 1876’nın 36 yaşındaki padişahı değil artık. Hayatının sonunda kan dökülmesini istemiyordu. Kendisine ‘Selanik’ten gelen kuvvetlere müdahale edelim mi’ diye soruldu ama o izin vermedi” O dönemde Türk unsurunun yönetimden ne kadar uzak olduğunu vurgulamak için örnek veren Öztuna, Abdülhamid’in hal’ini bildirmeye gelen dört kişiden birisinin Arnavut, birisinin Gürcü, birisinin Ermeni ve birisinin de Yahudi olduğunu söyledi. “O kalsa Cihan Harbi yaşanmazdı” Sultan Abdülhamid’in Nisan 1918’de öldüğünü hatırlatan Yılmaz Öztuna, “Tahtta kalsaydı ve sözünü geçirseydi, Balkan Savaşı yaşanmaz, böylece Birinci Cihan Harbi’nin gerekçesi olmazdı. Her şeye rağmen Birinci Cihan Harbi başlasaydı bile Sultan 2. Abdülhamid, denizlere hakim bir gücün (İngiltere) karşısında saf tutmazdı. Osmanlı yakasını, Birinci Harpten kurtarırdı. Belki yine dağılırdı ama tasfiyesini İngiltere gibi kendisi yapardı. Bu şanstan mahrum kaldık” dedi. İttihatçılar tabansızdı “Bu uğursuz irtica gerçekleşti ama İttihat ve Terakki iktidara gelemedi. Sadrazam yapacak adamları bile yok. Dahiliye Nazırını zor buldular” diyen Yılmaz Öztuna, hareketin ne kadar tabansız olduğunu da ortaya koydu. İttihat ve Terakki’nin kuruluşu hakkında da bilgi veren Yılmaz Öztuna, “İttihatçı fikrini kuranlar, tıbbiyeli ve mülkiyeli olanlar, yani gayri Türk talebeler. Müslümanlar ama Rusya’dan kaçanlar ve Arnavutlar.” değerlendirmesinde bulundu. İttihatçıların savaştan önce İngiltere ve Fransa ile de temasa geçtiklerini dile getiren Öztuna, Fransa ve İngiltere’nin “Size topraklarınızı vereceğiz” dememeleri, Ege adalarını Yunanistan’a vermeleri ve parası verildiği halde İngiltere’den satın alınan iki savaş gemisinin Osmanlı’ya teslim edilmemesinin büyük bir tepki ile karşılandığını söyledi. Kimsenin haberi yok! İstanbul’a sığınan iki Alman savaş gemisine uluslararası kanunlara göre el konulması gerektiğini ve mürettebatının da hiçbir yere gönderilmemesi gerektiğini ifade eden Yılmaz Öztuna, “Almanlara fes giydirip Osmanlı askeri yapıyorlar ve Osmanlı donanmasına katıyorlar. Ama İngiltere ve Fransa buna ses çıkaramıyor. Enver Paşa’nın Harbiye Nazırı ve Cemal Paşa’nın Bahriye Nazırı olarak iki fermanı var. ‘Önünüze gelen tüm Rus gemilerini batırıp şehirlere saldıracaksınız” deniliyor ve Osmanlı harbe giriyor” dedi. Harbe girişimizden sadrazamın ve padişahın haberinin olmadığını ve sadece Enver Paşa, Cemal Paşa ve Meclis Başkanının konuyu bildiğini söyleyen Öztuna, “Belli ki Enver’in tertibi var” değerlendirmesinde bulundu. İzmir’e Yunan yerine İngiliz girse Kurtuluş Savaşı olmazdı 18 Mart Çanakkale Zaferi’ni de değerlendiren Yılmaz Öztuna, İngiltere’nin o dönem Başbakanı olan Loyd Corc’un ifadesiyle iki yılda biteceği hesaplanan savaşın bu zafer sonucu 2 yıl uzadığını, 1 milyon asker daha göndermek zorunda kaldıklarını ve günümüzün hesabıyla trilyonlarca doların kaybolduğunu söyledi. Öztuna, “Çanakkale, Türk’ün kafası kızdığı zaman neler yapabileceğinin göstergesidir” dedi. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Yunanistan’ın Ege kıyılarını işgal etmeye kalkışmasını değerlendiren Öztuna, bunun Türk toplumu tarafından büyük bir kızgınlıkla karşılandığını söyledi. “İzmir’e, Fransız ya da İngiliz çıksaydı Kurtuluş Savaşı başlamazdı” diyen Öztuna, “Fransız ya da İngiliz işgalinin geçici olacağının bilinmesine rağmen, Yunan işgalinin sürekli olacağı belliydi. Çünkü İngiliz ve Fransız’ın bir iki yıl sonra gidecekleri hesabı yapılırdı. Ama Yunanlıların Ege kıyılarına çıkması işgalin geçici olmadığını ortaya çıkardı. Bunun üzerine Kurtuluş hareketi başladı” dedi. ABD ve Almanya’da görüşülecek olan Ermeni Yasa Tasarısı’ ile ilgili de yorum yapan Yılmaz Öztuna, “Çok büyük aksaklık olmazsa Almanya ve ABD tasarıyı reddedilecektir. Fakat tarih sürprizler kitabıdır. Yoksa, Türkiye’nin dengesi değil, kıtaların dengesi bozulur” dedi.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT