BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İmam-ı Rabbani ve zindan

İmam-ı Rabbani ve zindan

Dün İslâm âlimlerinden hiç birinin halifeye, sultana isyan etmediğini bildirmiştik. Bugün ise, İmam-ı Rabbani hazretlerinin hapsedilişini biraz teferruatlı olarak bildiriyoruz:



Dün İslâm âlimlerinden hiç birinin halifeye, sultana isyan etmediğini bildirmiştik. Bugün ise, İmam-ı Rabbani hazretlerinin hapsedilişini biraz teferruatlı olarak bildiriyoruz: O zamanın sultanı olan Selim Cihangir Han’ın devlet adamları, hatta büyük veziri ve baş müftüsü, hatta haremi Ehl-i sünnet değildi. Halbuki İmamın birçok mektupları ve bilhassa ayrıca yazdığı Redd-i revafıd risalesi, mezhepsizleri reddetmekte, cahil, ahmak ve alçak olduklarını anlatmaktadır. Hazret-i İmamın bazı talebeleri, kürsülerde ateşli vaazlar ederek fitneye sebep olmuşlardır. İmam-ı Rabbani hazretleri, Redd-i revafıd risalesini Buhara’da bulunan en büyük Özbek Hanı Abdullah-ı Cengizi Hana yollamıştı. (Bunu İran’da Şah Abbas-ı Safeviye gösterin! Kabul ederse mesele yok, etmezse onunla savaşmak caiz olur) demişti. İran şahı kabul etmedi. Savaş oldu. Abdullah han, Horasandaki şehirleri aldı. Buralarını yüz sene önce Safeviler almıştı. Bundan sonra, Hindistan’daki mezhepsizler el ele verdiler, (O kendini herkesten, hatta Ebu Bekir’den daha yüksek biliyor) dediler. Sultan, oğlu Şah Cihanı gönderip, İmamı ve evladını ve yetiştirdiği büyükleri davet etti. Hepsini öldürmeye karar verdi. Şah Cihan, bir müftü ile İmam-ı Rabbani’ye gitti. Sultana secde caiz olduğunu gösteren bir fetvayı da götürdü. İmam-ı Rabbani’nin ihlaslı bir zat olduğunu biliyordu. (Babama secde edersen, seni kurtarabilirim) dedi. Hazret-i İmam, bu fetvanın, zaruret zamanında yapılması caiz olan bir ruhsat olduğunu, ancak azimet yönünden secde etmemenin daha iyi olduğunu söyledi. Evladını ve arkadaşlarını bırakıp yalnız geldi. Sultan, 11. mektubu gösterip manasını sordu. O kadar güzel ve doyurucu cevap verdi ki, Sultan, yüksek hakikatleri ve esrarı anlayabilecek kabiliyette birisi olmadığı halde, neşelendi ve özür dileyerek İmam-ı Rabbani hazretlerini serbest bıraktı. Hasetçiler, Sultanın gayet hoş, tahriklerinin boş olduğunu görünce, Sultana, bir talebesinin yaptığı vaazları hatırlatarak, (Bunun adamları çoktur. Sözleri bütün memlekette yürürlüktedir. Bunu serbest bırakırsak bir anarşi çıkabilir. Hem ne kadar kendini beğenmiş ki, sizi bile küçük görüp, secde ile saygı göstermedi. Hatta, selam bile vermedi) dediler. Hazret-i İmam, içeri girince, Sultanı kızgın, azgın, yani hürmet ve değerden kendini sıyırmış görerek, selam vermemişti. Bunlar bahane edilerek Güvalyar Kalesinde hapsini emretti. İki sene sonra yaptığının yanlış olduğunu anlayan Cihangir Şah, özür dileyerek hazret-i İmamı hapisten çıkardı. (İsbat-ı nübüvvet, Ümdet-ül-makamat, Berekat) Hz. Yusuf’a iftira! Yusuf aleyhisselama da iftira ediliyor. Hapse girmek şeref olsaydı, Hz.Yusuf, hapse girmişken daha çok kalmak isterdi. Halbuki bir an önce çıkmak istedi. Bir âyet meali şöyledir: ([Melikin adamı olan sakiye]”Beni efendinin yanında an, belki beni zindandan çıkarır” dedi. Ama şeytan ona, efendisine anmayı unutturdu. Yusuf da, birkaç yıl [yedi yıl kadar] daha zindanda kaldı.)[Yusuf 42] Bu olayları sultana isyan etmek gibi gösterip, isyan eden, anarşi çıkaran, Müslümanların kanlarının dökülmesine sebep olan fitnecileri meşru saymak ahmaklık değilse, hainliktir. Tel: 0 212 - 454 38 20 Faks: 0 212 - 454 38 29
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT