BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İyiliğe sebep olan, yapan gibidir

İyiliğe sebep olan, yapan gibidir

İnsanların dünyada rahat etmeleri, huzurlu olmaları ve ahirette de ebedi saadete kavuşmaları için güzel iş yapanlar, yol gösterenler ve insanlar için iyi bir çığır açanlar, bu açtıkları güzel yoldan gelenlerin sayısınca sevaba kavuşurlar...



Allahü teâlâ, birçok düzenler ve faydalar olması için, her şeyi birer sebeple yaratmaktadır. İyiliğe sebep olanlara iyi, kötülüğe vâsıta olanlara da kötü denmiştir. Hayır, iyilik yapmak, her toplumda teşvik edilmiştir. İyilik yapmanın belli bir ölçüsü, sınırı yoktur. İnsanlara güler yüz ile muâmele etmek de hayırdır, iyiliktir. Üzüntüsüne ortak olup teselli etmek, imkân nisbetinde maddî bir ihtiyâcını gidermek, hastalığında ziyâret etmek, ikrâmda bulunmak hep hayırdır, iyiliktir. Nitekim Peygamber efendimiz; (Bir hayrın yapılmasına yol gösteren onu yapan gibidir) buyurmuştur. Hayır, iyilik yapmak, insanlar arasında muhabbetin, sevginin artmasına ve böylece toplumda birliğin, berâberliğin meydana gelmesine sebep olur. Şer, kötü ise, dinin ve aklın beğenmediği şeylerdir. Kısaca hayrın, iyiliğin zıddıdır. İyilik yapan, hayırla yâd edildiği gibi, kötülük yapan da bunun karşılığını, dünyâda da, âhirette de elbette görür. Kur’ân-ı kerîm’de Zilzâl sûresinde meâlen; (... Kim de zerre miktârı şer, bir kötülük işlerse onun cezâsını görür) buyurulmaktadır. Hayır ve şerri yaratan Allahü teâlâdır. Fakat bunları isteyen, arzu eden ise kuldur, insandır. İnsan ihtiyarı, dilemesi sebebiyle yaptıklarının neticesinden mesuldür. Allahü teâlâ, hayırlı, iyi şeylerden râzıdır, beğenir. Şer olanlardan yâni kötülüklerden râzı değildir, beğenmez. Bunun böyle olduğuna inanmak îmânın şartıdır. “Hayır işlerine koşun!” Hayırlı, iyi işleri yapmak, şer ve kötü olan işlerden kaçmak, ahlâkı güzelleştirir. İnsanı olgunlaştırır. Kur’ân-ı kerîm’de Bakara sûresinin 7 ve 8. âyet-i kerimelerinde meâlen; (O hâlde ey müminler! Siz de hayır işlerine koşun!) buyurulmaktadır. Peygamber efendimiz de; (Her iyi iş, sadakadır) buyurarak, hayra, iyiliğe teşvik etmektedir. Dinimizde, malı ve dünyâlığı kötüleyen haberler çoktur. Fakat, bu haberler, malı, dünyâlığı değil, bunların zararlı kullanılmasını kötülemektedir. Meselâ, insanın azmasına, Allahü teâlâyı unutturmasına, ibâdete mâni olmasına sebep olan mal, zararlıdır. Ölümü ve ölümden sonrasını unutturan mal da zararlıdır. Bu zararlar çok kimselerde kendini göstermektedir. Bu zararlardan kurtulan az olduğundan, malı kötüleyen haberler çok olmuştur. Görülüyor ki mal, birbirine zıt iki şeye sebeptir: Hayır ve şerre... Hayra, iyiliğe sebep olduğu için mal, methedilmekte, şerre, kötülüğe sebep olduğu için de kötülenmiştir. İnsanların dünyada rahat etmeleri, huzurlu olmaları ve ahirette de ebedi saadete kavuşmaları için, güzel iş yapanlar, insanlara bu konuda yol gösterenler ve onlar için iyi bir çığır açanlar, bu açtıkları güzel yoldan gelenlerin sayısınca sevaba kavuşmaktadırlar. Nitekim hadis-i şerifte: (Bir kimse güzel, yani İslâmiyyete uygun çığır açarsa, bu yolda bulunanların her birine verilen sevâb gibi, buna da verilir) buyuruldu. İbâdetlerin en fazîletlisi... İsmâil Ankaravî hazretleri, sevenlerine hitaben yaptığı bir nasihatte buyuruyor ki: “Hazret-i Ali; “Doğru bildiğini söylemek, susmaktan daha hayırlıdır. Günahkâr insanlara günah ve haramların kötülüğünü anlatmamak iyilik değildir” buyurmuştur. Bunun için kötü bir işi yapanı, o işten sakındırmak, ibâdetlerin en fazîletlisidir. Bir kimse bilmeyen birine yol gösterse, o da onun irşâdıyla hidâyete erse, yol gösteren kişi de, hidâyete kavuşan kimsenin sevâbı ve fazîleti kadar sevap kazanır. Zîrâ Peygamber efendimiz; (Başkalarını doğruluğa çağıran kimseye, kendisine uyanların sevâbı gibi sevâb verilir. Bununla berâber onların sevâbından da hiçbir şey eksilmez. Sapıklığa çağıran kimseye de ona uyanların günâhı gibi günah verilir. Bununla berâber ona uyanların günahlarından hiçbir şey eksilmez) buyurdu. Dînin direği nasîhattir. Bu sebeple Allahü teâlânın kullarına nasîhat etmeli ve yumuşak davranmalıdır. Eğer söz tutmazlarsa onlara yumuşaklıkla hakîkati anlatmaya devâm etmelidir. Zîrâ Peygamber efendimiz; (Ümmetimden bir tâife, hak üzerine mücâdele etmekte, kıyâmete kadar gâlib olarak devâm edecektir) buyurmuştur. Nasîhat edince fitne çıkma durumu varsa, bu hayırlı işten vazgeçilir. Nasîhati, kabûl edenlere, dinleyenlere yapmak gerekir.” Zâlime yardım eden... İyilik yapan, iyi bir çığır açan, açtığı bu çığırdan gelenlerin sevaplarına ortak olduğu gibi, kötü bir çığır açan kimse de, açtığı bu kötü çığırdan gelenlerin kötülüklerine ortak olmaktadır. İmâm-ı Takî hazretleri: “Zulüm yapan, zâlime yardım eden ve bu zulme râzı olan, bu zulme ortaktır” buyurmuştur. Muînüddîn-i Çeştî hazretleri, kendisini sevenlere hitaben buyurdu ki: “Allahü teâlâyı, en çok râzı eden ibâdet, zayıf ve mazlûmları sevindirmek ve rahatlatmaktır. İhtiyaç sâhibini hayal kırıklığına uğratmayan kimse, hakîkî derviştir. Cehennem ateşinin söndürülmesinin en iyi yolu, açı doyurmak, susuz olanın susuzluğunu gidermek, ihtiyaç sâhibinin ihtiyâcını görmek ve sefâlet içinde bulunanla dostluk kurmaktır...”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT