BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Geçti mi dost kervanları?

Geçti mi dost kervanları?

1993 yılıydı. Ünlü bestekar Ergüder Yoldaş’ın kendini Robinson gibi Büyükada’ya hapsettiğini ve hiç kimse ile tek kelime dahi konuşmadığını öğrendiğimde hemen atlayıp gittim.



1993 yılıydı. Ünlü bestekar Ergüder Yoldaş’ın kendini Robinson gibi Büyükada’ya hapsettiğini ve hiç kimse ile tek kelime dahi konuşmadığını öğrendiğimde hemen atlayıp gittim. Çalılıklar arasında kirli bir yatak, bozuk bir tüp ocağı etrafında Ergüder Yoldaş’ı; kısa kot pantolonu ve sakallı haliyle gördüğümde hayret ettim. Adada gördüğüm insanın o büyük salonlarda konser veren papyonlu ve smokinli Ergüder Yoldaş olduğuna inanamadım. Yaklaştım ve kendimi tanıttım, kendisi ile televizyona bir program yapmak ve konuşmak istediğimi ilettim. Gözlerime baktı; -Ne konuşacağız? Konuşacak bir şeyim yok. Hele insanlarla... Beni konuşan insanlar bu hale getirdi konuşmayanlar değil. Beni yalnız bırakın, dedi. Yoldaş, uzun süredir belki de ilk defa biri ile konuşuyordu. O, yaşamanın formülünü susmakta ve yalnızlıkta bulmuştu adeta. Adadan ayrıldığımda Yoldaş’ın Barış Manço’ya bestelediği şarkı aklıma geldi; “Şu karşı yaylada göç katar katar, Bir yiğidin derdi turnalar kadar, Geçti dost kervanı eyleme beni...” Eyletmedim Ergüder Yoldaş’ı. *** Ülkenin gündemine her düşen konuya baktığımızda yeni bir durumun olmadığını da anlıyoruz. Savaşlar. Krizler. Gerginlikler. Galipler. Mağluplar. Greve gidenler. Pahalı hayattan şikâyet edenler. Operasyonlar. Hayali ihracatçılar. Hayali ithalatçılar. Ve bitmeyen şikâyetler. Hep aynı şarkı. Sadece söyleyenler ve dinleyenler değişik. Ve bir de tarihler. Dost kervanları gelip geçerken gözlerimizin önünden yüzlerini dahi görmediklerimiz tarafından eğlendirilip cambaza mı baktırılıyoruz? *** Bize ‘dur’ emri vererek yerimizde saydıranlar çoktan bin menzil ötelere vardılar. Eğletiliyoruz. Oysa, bekleyenler, bekletilenler ve yürüyenlerin hepsi ölecek bir gün. Ölümün ötesinde iki dünya beklemede. Biri ateş, diğeri su... Ateş, azap gibi keskin; su ise hayatın ta kendisi! Bütün dost kervanları gelip geçti ıslak kirpiklerimizin arasından. Sahi, geçti mi dost kervanları? Yok mu beklenen? Ya da; beklenilene kavuşan? Kim bilir!
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT