BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Oksijen istiyorum! (Diyalog)

Oksijen istiyorum! (Diyalog)

Bir aşktan bir aşka kaç günde gidilir? Sorusunun sıkça sorulduğu devirlerde, diyarlarda benim tıbbın çaresiz kaldığı sensizliklerim vardı.



Bir aşktan bir aşka kaç günde gidilir? Sorusunun sıkça sorulduğu devirlerde, diyarlarda benim tıbbın çaresiz kaldığı sensizliklerim vardı. Sahteciliği teneffüs eden yolları uzun zamanları kısıtlı akıl yoksunu gezginler vardı etrafımda ve sevda için yanmak, gözyaşını tanımak gibi kavramları daha önce hiç duymamış, tatmamış olanlar. Hayatı bir Hacivat-Karagöz oyunu sanan ve rolleri bitince nasıl oynadıklarına aldırış etmeden alkış bekleyen kuklalar vardı beni çepeçevre saran. Günde beş vakit duyduklarının vicdanlarının sesinden farklı olduğunu düşünüp yüreklerinin her türlü isyanlarına rağmen yıllarca bir bebek saflığında kalacağını zannedenler vardı gözlerime manasızca bakan. Parlatılmayı bekleyenin ruhlarından ziyade dudakları, tırnakları ve ayakkabıları olduğunu sanan yada öyle öğretilmiş olanlar vardı. Gemilere yol gösterecekler gelecek söyler olmuştu bu akıl mahzunlarına. Her ağızda lakırdıydı aşk ve her faldan mutlaka çıkardı. Hayatın hayvani arzuların tatmin edilmesi ve yemek borusundan farklı tatların geçmesinden ibaret bir oyun, ölümün ise sürüngenlerin sahip olduğun tüm değerlerin yitirilmesi olan bir son olduğunu düşünen omuzlarının üstünde ışıksız simalar taşıyan kafatasları vardı sadece nefes almak için yaşayan. İşin kötü yanı bu Co2 yaşamlar hiçbir çiçek tarafından temizlenip paklanamıyordu da. Çünkü onlar bu gazanın ortalık yerine otağlarını kurmuş ve her ulaşmak istediğimde beni senden etmeye yeltenen hayatçıklardı. Ama düşünüyordum onlar olmasa azmin, gayretin, mücadelenin tadı mı kalırdı diye. Biliyordum sana hiçbir feryat aksi sedasız kalmazdı ve haykırıyordum tüm gücümle: Oksijen istiyorum Mevlâm, daha daha fazla oksijen... > Ülkü Odabaş Bir ayağımız Eyüp’te Gidiyor dostlar bir bir Bizi burada koyupta... Bir yanda dünya telâşesi, Bir yanda gidenleri uğurluyoruz Bir ayağımız işte yani Bir ayağımız Eyüp’te... Dün yine bir dostu toprağa verdik Farz-ı kifâye deyipte... Biz de gideceğiz bir gün Kalacak mıyız, gitmek istemeyipte! Bir ayağımız evde-işte-oynaşta! Bir ayağımız Eyüp’te... Bir ayağımız Eyüp’te Gönül bağımız Eyüp’te Ümidim odur ki Hak’tan; Son toprağımız Eyüp’te... > Cevdet Yücel Söztutan Boşa çıkacak oyunları Susturmalı her bir yiğit bunları Boşa çıkacak çıkmalı oyunları Unutmuşlar Göktürkleri Hunları Türkün tarihine çamur atılmaz Merhamet dileyene sonsuz merhamet Eziyet isteyene olur eziyet Seni tüketmeden sen onları tüket Zaman bozuk gafil olunmaz Değerler sürükleniyor inişe Dur demeli bu hain gidişe Şaşırıyor insan bazen bu işe Bu kadarı da bu ülkeye yapılmaz > Ali Sarımehmetoğlu Okumaya uyanmak İnsanımız bin türlü problemin, bunalımın, iç ve dış ihanet şebekelerinin, sayısı belli belirsiz ‘yavan akıllı aydınların’ tahakkümü ve tahammülsüzlüğü ile karşı karşıya. Kutsal değerlerini unutmuş, ahlakının havlusunu alçaklara atmış kişiler insanımızı ve insanlığımızı sefil emelleri peşinden sürükler duruma gelmiştir. Azığımızı, erzağımızı, umudumuzu, inancımızı, dostluğumuzu yenileyerek, yemleyerek yeniden tırmanmalıyız doruklara. Kuvvetli, kararlı, kazançlı olarak yanlışsız ve yanılgısız uyandırmalıyız, uzun zamandır uyuyan uykularımızı. Uyanmalıyız artık okumaya. Okumadan mümkün mü erzağımızı tamamlamak? Mümkün mü yitirdiğimiz sevinci, bitirdiğimiz umudu, dağıttığımız uyumu, dar düşünceli insanlara esir bıraktığımız vefayı, dostluğu bulmak, bilmek. Uyanmamız lazım uzun uykulardan, bin yıllık ideallerimizin, türlü töhmetler altında tutulmaya çalışan törelerimizin hatırı için. Okumazsak, okumayı kendimize tâli değil, asli bir görev haline getirmezsek, nasıl doyarız mutluluğa? Okumazsak nasıl koşabiliriz karşılıksız kulluğa? Okumaktır insanı insan haline getiren. Okumaktır bizi yalnızlıktan kurtaran, sevimli yanlarımızı besleyen, ruhumuzu tarihin derinliklerine, dalları geleceğin ufuklarına uzanacak bir şekilde geliştiren... Okumaya uyanmak dedik, uyuyan insanlığa uyarmak için. Sureti değil, sireti önemli görmeyi, ham iken olgunlaşıp pişirmeyi göze alabilmeye, soylu duygularla dolmayı bir kuru söz olmaktan çıkarıp yaşanan bir hakikat kılmayı gerçekleştirmek için, okumaya uyanmak... Yeter mi okumaya uyanmak? Yeter mi binlerce çalı, çırpı içinde okumaya niyetlenmek? Yeter mi okumayı susturmaya gözlerini dikmiş, kafasını da, kalbini de kaybetmiş etten robotlar arasında okumaya göz kırpmak? Kafasının kapısını hakikat güneşine kapatmış aklının astarı yırtılmış kişiler, sadece okumaya uyanmamızla unuturlar mı uygunsuz planlarını? Okuyarak uyanırsak, okumaya uyanırsak; yolumuzdaki yokuşlar düz, karakışlarımız yaz, acılarımız haz haline gelir diye düşünüyoruz. > Durdu Şahin / Çorum Güzelliklerin uyanışı... Çetin kış günlerinden sonra tabiatta bir canlılık, bir uyanış sezilmeğe başladı. Güneşin yüzünde sarı sarı çiğdemler gülücük atıyor, yumak yumak bulutların üstünde ise, sanki mavi menekşeler zarif bluzlarını giymişler, mankenler gibi güzelliklerini sergilemekte. Ağaçların dal uçlarında yürek yürek minik yapraklar, hayata “merhaba” dercesine sevinç çığlıkları yarışında. Çiçek harmanına sabırsızlanan tomurcuklar da kıpır kıpır. Tabiat, yeşillik denizine dönmek için gözlerini ovuşturup esneyerek bu günlerde gerine gerine uyanmak üzere. Nereye bakarsan bak, bir ferahlık, bir heyecan her yerleri sımsıcak kucaklamış. Ilık ılık bir deli rüzgâr dolu dizgin koşuyor, girip çıkmadığı yer bırakmıyor, tatlı tatlı da öpücükler dağıtıyor. Binbir renkli halılar, her taraflara serildi serilecek. Sıcak ülkelerden misafirlikten dönmekte olan göçebeler, onları dört gözle bekleyen yuvalarına kavuşmak için, yollarda yorgun yorgun kanat çırpıyorlar. Buralarda kalanlar ise yuvalarının tamiri çabasında. Sığırcık kuşları son ıslıklarının denemelerini yapıyor, bir sözle bütün kuşlar konser yarışı hazırlığı içindeler. Kırlarda kardelenler ilk “günaydın” dedikten sonra, onları izleyen çiğdemler, menekşeler, papatyalar, gelincikler ve daha niceleri, tabiatı selâmlamak için sabırsızlanıyor. Ağaçkakanlar, ağaçtan ağaca konuyor mitralyözlerini ha duyurdu duyuracak. Çiftçi dayı çoktan sabanını düzmüş, hayırlı günler dileğiyle kırlara koşmak için namazını kıldı kılacak. Tabiat kışlık halatlarını itina ile dürmüş, her yerlerde ilkbaharı karşılamak için sabırsızlıkla atlarının dizginleri salındı salınacak. Yani tabiat, tatlı uykusundan uyanan bir bebek gibi cıvıl cıvıl. Huzurlu günler için hoşgörülü niyetlerle, sevgi girdabından mutluluklarla dünyayı kucaklamak hazırlığının tamamlanmasının son merhalesinde... > Lâtif Karagöz / Çorlu
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT