BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Şiddet mi görüyor bu kadıncağız?!.”

“Şiddet mi görüyor bu kadıncağız?!.”

Elmas’ın gözleri faltaşı gibi açıldı. Kayınpederinin söylediklerini iyice anlayabilmek için bütün dikkatini toplamaya çalışıyordu. Hayrettin Bey devam etti: “Anne oluyorsun, bir torunum olacak, tamam mı kızım, sorarlarsa düştüm dersin!”



Hastahanenin koridorunda hızlı adımlarla yürüyordu Haydar. Korku sinmişti gözbebeklerine. Hayrettin Bey: - Bu kadar hızlı vurulur mu be oğlum? Diye sıkıntıyla söylendi. - Ne bileyim baba ben, tutamadım kendimi. Elmas’ı acil servise almışlardı. Baba oğul kapıda bir süre bekledikten sonra Elmas’ın alındığı odanın kapısının açıldığını görüp çıkan doktora doğru yürüdüler. Doktor onlara baktı ve tek cümle söyledi: - Hastamızın durumu iyi. Bir bebek bekliyor kendisi. Hayrettin Bey şaşkınlıkla baktı doktorun yüzüne. Gözleri açılmıştı: - Hamile mi? Yapma yahu doktor, bize ne güzel haber verdin böyle... Doktor kaşlarını çattı: - Yalnız haberlerimin hepsi bu değil ve geri kalanı da pek güzel değil... Derin bir nefes alıp devam etti: - Bu kıza ne olduğunu anlatın bana bakalım... Vücudunda darp izleri var... Şiddet mi görüyor bu yavrucak? Hayrettin Bey atıldı: - Haşa! O ne demek öyle doktor... Gelinim benim o, bak bu da kocası. Eliyle Haydar’ı işaret etmişti. - Biz gül gibi bakıyoruz ona. Merdivenden düştü kızcağız. Ayağı takıldı... Doktor tatmin olmuşa benzemiyordu. Dudak büktü: - Ben onu bilemem, kendisi konuşacak duruma gelsin, ifadesi alınacak tabii. Onun söyleyecekleri geçerli. Doktorun uzaklaşmasını bekledi Hayrettin Bey. Sonra oğluna dönüp fısıldadı: - Eğer ters bir şey söylerse yandık! Sen de o kadar hızla indirdin tokadı... Görmüyor musun, sivri sinek gibi. Hele şimdi bebek de olacak, biraz elini tut bundan sonra. Haydar telaşlıydı. Korkarak yaklaştı babasına: - Bir şey söylerse baba! Ya şikayet ederse, başım belaya girer. Hayrettin Bey başını salladı: - Merak etme sen, ben konuşurum onunla. Hele dur bakalım. Elmas’ın yattığı odaya doğru yürüdü. Hafifçe çevirdi tokmağı. Bembeyaz odada tek bir yatak ve ilaç ve alet dolapları vardı. Kimse yoktu yatakta dalgın yatan Elmas’tan başka. Hemen başucuna gitti kızın: - Elmas, hişşşt! Elmas... Kızcağız gözlerini hafifçe araladı. Bunu gören Hayrettin Bey sırıttı: - Nasılsın kızım? İyi misin? Bak ben buradayım, oldu bir şey, unutalım gitsin... Şimdi sana soracaklarmış ne oldu diye... Merdivenden düştüm dersin, böyle şeyler olur karı koca arasında, tatlıya bağlanır her şey. Hele bir kalk ayağa bak sana neler alacağım ben. Haydi gözün aydın, bir de bebeğin olacakmış... Bak ne güzel... Elmas’ın gözleri faltaşı gibi açıldı. Kayınpederinin söylediklerini iyice anlayabilmek için bütün dikkatini toplamaya çalışıyordu. Hayrettin Bey devam etti: - Anne oluyorsun, bana bir torun veriyorsun, tamam mı kızım, sorarlarsa düştüm dersin. Elini uzatıp Elmas’ın alnını sıvazladı. Buz gibi terlemişti zavallı kız. Tam bu sırada odanın kapısı açılıp doktor ve hemşire hanım girdiler içeriye. Doktor sert bir sesle bağırdı: - Ne işiniz var burada sizin beyefendi? - Bir bakayım dedim doktor bey, kusura kalma, kendi gözümle göreyim dedim. Allah’a şükür sayenizde iyi. - Derhal odadan çıkın, yalnız bırakın hastayı. Hayrettin söyleyeceğini söylemişti. Elmas’a dönüp gülümsedi: - Tamam, biz dışarıdayız güzel kızım, hiç merak etme... > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT