BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Taşradan saraya... Hocazâde

Taşradan saraya... Hocazâde

Sultan İkinci Mehmed Han (Fâtih) Osmanlı tahtına oturunca, âlimlere muhabbeti ve lütf-u ihsânı ün salmıştı. Çevresine meşhur âlimleri toplayınca, zamanın büyüklerinden Hocazâde de onun yanında olmak şerefini kazanmak istiyordu...



Büyük âlim (Mustafa) Hocazâde, Fatih’in yanında olmayı çok arzuluyordu. Ancak, çok fakirdi. Yolculuk masraflarını karşılayacak parası olmadığından bir türlü Bursa’dan yola çıkma cesâretini bulamıyordu. Bu sırada derslerine katılan bir talebenin sekiz yüz akçesi olduğunu öğrenince, bu parayı ödünç alıp yola çıktı. Talebe de yanında ve hizmetinde idi. İstanbul’a öyle bir zamanda vardı ki, pâdişâhın otağı Edirne’ye gidiyordu... “Padişahla görüştürelim” Pâdişâh-ı cihan, bir yanında Molla Seyyid Ali, diğer yanında Molla Zeyrek olduğu halde ilmî konularda münâzara yaparak ilerliyordu. Vezir Mahmûd Paşa, Hocazâde’yi görünce; “Hoş geldiniz. Ben sizi Pâdişâha anlatmıştım. Gel hemen görüştürelim” diyerek önüne düşüp Mehmed Han’ın yanına yaklaştılar. Hocazâde hükümdârı edeple selâmladı. Mahmûd Paşa onun Hocazâde olduğunu bildirerek ilmini övdü. Hocazâde bundan sonra Molla Seyyid Ali’nin yanında at sürerek sohbete katıldı. Zaman zaman en ince meselelerde görüşlerini açıklayıp ilimdeki üstünlüğünü ortaya koydu. Bir müddet sonra Seyyid Ali ve Molla Zeyrek Pâdişâhın yanından ayrıldılar. Hocazâde ise uzun bir süre Pâdişâhla yan yana sohbete devâm etti. Bu sohbet dolayısı ile Molla Seyyid Ali ve Molla Zeyrek’e Pâdişâhın ihsânları geldiği halde Hocazâde’ye bir pul bile verilmedi. Bu bakımdan Hocazâde’nin gönlü kırılmıştı. Onun hâline vâkıf olan talebesi, ileri geri konuşmaya ve hizmetini görmemeye başladı. Mola verildiği bir gün Hocazâde atını kendisi tımar ettikten sonra bir ağacın gölgesinde dinlenmekteydi. O sırada dergâh-ı âlî kapıcılarından üç kapıcının, Hocazâde’nin çadırı nerededir? diye sorarak geldiklerini gördü. Molla’nın yanına gelip selâm verdiler. “Hocazâde siz misiniz?” diye sordular. Evet cevâbını alınca, hürmetle eğilip elini öptüler ve “Devletlü Pâdişâha hoca oldunuz” deyip tebrik ettiler... “Sultan sizi bekliyor” Hocazâde önce inanmadı. Fakat o sırada Pâdişâh konakçılarının hızla gelip büyük bir çadır kurduklarını gördü. Ayrıca birkaç at ve katır, binek, yatak ve değerli giysiler ile on bin akçe para da getirdiklerini öğrenince şüphesi kalmadı. Onlar cins atlardan birini hemen koşumlarla donatıp yanına getirdiler ve buyurun yüce Pâdişâh sizi bekler dediler. İş böyle gelişince, Hocazâde o bin türlü naz ve saygısızca davranan “sabırsız” talebenin yanına vardı ve hemen, Pâdişâhın ihsânından ona olan borcunu fazlasıyla ödedi. Talebesi de ona karşı davranışından dolayı pişman oldu. Elini öptü ve özür diledi...
Kapat
KAPAT