BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dili koruyalım

Dili koruyalım

TGRT HABER TV’de “Çerçeve’den Yansımalar”a katılan TDK Başkanı Prof. Dr. Akalın, “Fransızlar AB’ye girince dilleri için özel kanun çıkardılar. Ama Türkiye’de bu yok. Bu sıkıntıyı gidermek gerekiyor” dedi.



> Hüseyin Türkoğlu İSTANBUL- Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, Türkçe’nin söz varlığının, diğer dillerle mukayese edilemeyecek kadar fazla olduğunu belirtti. Prof. Akalın, “Yaptığımız çalışmalar sonunda 600 binin de üzerinde bir söz varlığı ortaya çıktı” dedi. TGRT HABER TV’de canlı olarak yayınlanan; Gazetemiz Genel Yayın Müdürü Fuat Bol’un hazırlayıp sunduğu ve yazarımız İsmail Kapan’ın sorularıyla iştirak ettiği “Çerçeve’den Yansımalar” programının bu haftaki konuğu TDK Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın oldu. Akalın, Türk dilinin olumsuz etkilerden korunması ve geliştirilmesi konusunda neler yapılması gerektiği ve kurum çalışmaları hakkında Bol ile Kapan’ın sorularını cevaplandırdı. ‘Yabancı’ salgını TDK Başkanı Prof. Akalın, ilaçlar içinde bulunan tanıtmalıkların (prospektüs) anlaşılır olması gerektiğini belirterek şöyle devam etti: “Bu konuda Sağlık Bakanlığı yeni bir girişimde bulundu. Anlaşılır yazılması konusunda. İlaç tanıtmalıklarının Türkçe yazılması gerekiyor. Kurum olarak bu konuda bir yaptırım gücümüz yok ancak Sağlık Bakanı bizim bir uzmanımızı danışman olarak aldı ve bu çalışmalar yapılıyor.” Özellikle iş yeri isimlerinde yabancı kelime salgını olduğunu belirten Akalın, “Halkımızda yabancı isimlere karşı bir meyil var. Bu sadece dil olarak değil tabii. Bazı işyerlerinde satılan ürünlerin tamamı yabancı. Kirasına bakıyorsunuz dövizle belirlenmiş. Bir çok işyerinde çalınan müzikler bile yabancı. Etkilenme sadece levha ve dille sınırlı değil, bir kültür etkilenmesi sözkonusu. Bu konuda toplum çok yönlü bir saldırı altında. Bir kültür emparyalizmi var ve biz bunun dile yansımasına dikkat çekiyoruz, ama hayatın diğer aşamalarında da görülüyor” şeklinde konuştu. Türkçe tehdit altında AB üyeliğinde Türkçe’nin tehdit altına girileceği iddialarının asılsız olduğunu belirten Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın şöyle devam etti: “Bu konuda, AB’nin tek dilinin İngilizce olduğu gibi bir yanlış düşünce var. Halbuki AB’nin 20 resmi dili bulunuyor. Birlik üyesi ülkelerin hepsi kendi dilini ön plana çıkarmaya çalışıyor. Mesela Fransa dilini kanunla koruyor. Bu kanunun birinci maddesi, Fransa’ya ithal edilecek her ürüne Fransızca kullanma klavuzu şartı getiriyor. Halbuki Türkiye’ye ithal edilen bir çok üründe bir sürü dil var ama Türkçe tanıtım yok. Bu da bir çok sıkıntıya yol açıyor.” Yabancı dile karşı olmadıklarını, ancak matematik, fizik gibi derslerin İngilizce okutulmasının yanlış olduğunu ifade eden Prof. Akalın, “Yabancı dil yabancı dil dersinde verilmeli. Bu öğretmenler ve kitaplar açısından büyük bir ekonomik kayıp. Her şeye rağmen yeterli kadar da yabancı dil öğretemiyoruz” dedi. Yabancı dil eğitiminin 2. Dünya Savaşı sonrasında başladığını ve şimdi ana okullarına kadar girdiğini belirten Prof. Akalın, “Bir çocuk önce kendi ana dilini öğrenmeli. Bunu bilmeyen yabancı dili hiç öğrenemez. Şu anda Anadolu Liseleri’nde yabancı dilde eğitimden vazgeçileceği açıklandı. Çünkü gelişmiş ülkelerin hiç birisinde böyle bir uygulama yok. Macaristan’da binde 4 olan yabancı dille eğitim bizde yüzde 18 oranında. Halbuki bizim öncelikle Türkçe’yi tam olarak öğretmemiz gerekir. Bir de yabancı dil dendiğinde sadece İngilizce akla geliyor. Yabancı dille eğitim gören 13 üniversitenin 12’sinde İngilizce, sadece birinde Fransızca var. Halbuki dünya tek bir dilden oluşmuyor. Yabancı dille eğitim değil, yeteri kadar yabancı dili öğretelim” şeklinde konuştu. ‘Türkçe eğitim dili’ Türkçe’nin Uygurlar’dan beri bir bilim dili olduğunu kaydeden Prof. Akalın şunları söyledi: “Türkçe, yeryüzündeki diller arasında gelişmeye en meyilli diller arasındadır. Bu da bilim dili olmasında çok büyük bir avantajdır. ‘Türkçe’nin bilim dili olmadığı’ sözü, bir dönemde sarf edilmiş çok talihsiz bir açıklamadır. Nesiller arasında dil kopukluğunun önlenmesi için öncelikle Türkçe’nin en iyi şekilde öğretilmesi gerekir. Bu konuda Milli Eğitim Bakanlığı ile ortak çalışma yapacağız. Şu anda kullandığımız sözlükte Türkçe’nin söz varlığı 103 bin civarında.” Türk Dil Kurumu’nun internet sitesindeki Türkçe sözlüğünün büyük ilgi gördüğünü belirten Akalın, “Aldığımız talepler doğrultusunda bir de 1.5 yıl içinde İsim Anlam Sözlüğü oluşturduk. Ayrıca Bilim Terimlerini bir araya getirdik. Yine vatandaşların talepleri doğrultusunda Yerel Söz Ağızları da dikkate alındı. Bu çerçevede yaptığımız çalışmalar sonunda 600 binin de üzerinde bir söz varlığı ortaya çıktı. Türkçe’nin söz varlığı, diğer dillerle mukayese edilemeyecek kadar fazla. Bu konudaki çalışmalar sürüyor. Temmuz 2007’de Türkçe’nin söz varlığı veri tabanı tamamlanacak ve internette hizmete sunulacak” dedi. Dilimizi sanal ortama kabul ettiremedik İnceltme (şapka) işaretinin sözlükten çıkarılmadığını ve gerektiği yerlerde kullanıldığını belirten TDK Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın, şu anda basılma aşamasında olan imla kılavuzunda bunların yer aldığını, internet ortamında da kullanıldığını söyledi. Bilgisayar dilinde Türkçe’ye yer verilmemesi konusunu da eleştiren Prof. Akalın, şöyle devam etti: “Q değil de F klavyenin kullanılması gerekir. Çünkü Türkçe için F klavye çok daha uygun. Hatta Q, W gibi harfler yerine şapkalı a (â) tuşu gibi tuşlar konulmalıydı. Bu duyarlılık gösterilmeli. Elektronik postalarda bazı Türkçe karakterlerin tanınmaması da problem çıkarıyor. Ü, ş, ğ ve ı gibi karakterleri elektronik postada kullanamıyorsunuz. Halbuki bakıyorsunuz 300 bin nüfuslu İzlanda kendi özel harflerini bu konuda kabul ettirdi.” Biz de etkiliyoruz Prof. Akalın dilimizin etki altında olduğu iddialarına karşılık, Türkçe’nin de başka dilleri etkilediğini belirtti. Akalın, “Çince’de 300, Arapça’da 2 bin, Yunanca’da 3 bin, Sırpça’da 9 bin, Ermenice’de 5 bin kelime Türkçe’den geçmiştir. Bunlar Türkçe’nin etkileme gücü olduğunu göstermektedir. Türkçe Balkan dillerini önemli ölçüde etkilemiştir. Arapça’da da önemli ölçüde etkili olmuştur” şeklinde konuştu. Akalın sözlerini şöyle tamamladı: “Türkçe Türk toplumunun en önemli kültür hazinesidir. Ve dil konusu kavga konusu olmamalıdır. Bu konuda bütün kuruluşlar el ele vermeli ve bütün zenginliğini hayatımıza ve eğitimimize yansıtmalıyız. Biz TDK olarak bu konuda da her kurumla iş birliğine hazırız. Türk dünyası ile 1990’lı yıllarda ortak alfabe konusunda bir çalışma yapıldı ve sonuçta 34 harfli ortak alfabede anlaşıldı. Ancak bazı Türk Cumhuriyetleri halen Kril alfabesi kullanmakta ve bu konu artık siyasi iradeleri inisiyatifinde. Biz TDK olarak çalışmalarımızı yaptık. Bu konuda Karşılaştırılmalı Türk Lehçeleri çalışmasını tamamladık, yakında sanal ortama verilecek.”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT