BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sıra dışı başkan A. Lincoln

Sıra dışı başkan A. Lincoln

Köle ticareti, yayılmacılık, hukuk tanımazlık... Bütün bunlarla sıra dışı bir başkan mücadele edebilir; Abraham Lincoln gibi...



Evet Amerika fırsatlar ülkesidir ama fırsatın bu kadarı insanların ahlâkını bozar. Yeni kıtaya karnını doyurmak için gelenler bir tuhaf olur, daha çok kazanmak, daha güçlü olmak için babalarını bile satarlar. 1800’lü yıllarda Boston Körfezinde mantar gibi şehirler patlar, hareketli limanları ve ışıltılı caddeleriyle göz kamaştırırlar. New England ve Orta Atlantik eyaletleri finans ve ticaret merkezi kesilir, Amerikan bayraklı gemiler uzak denizlere sefer yaparlar. Hele California ırmaklarında çakıl büyüklüğünde altın parçaları bulununca, eleğini kapan havaliye koşar. Kuzey’de endüstri gelişirken, Güney’de ziraat kök salar. Ziraat dediysek tütün, pirinç, şeker kamışı, pamuk filan... Özellikle pamuk. Zira o günlerde dünya pamuk ihtiyacının 7/8’sini Amerika karşılar. Ovalar kar yağmış gibidir, gariban zenciler gün boyu koza yolar, katarlar, mavnalar tepeleme balya taşırlar. Çiftçilik ağaları sadece kölelerin değil toprağın da canını çıkarır, çoraklaşan arazileri koyverir yeni topraklar ararlar. Teksas’a ( o yıllarda Teksas Meksika’nındır) doğru yayılır, sınırı aşarlar. Hurraa Meksika’ya! Pamuk ağalarının keyfi yerindedir ama General Antonio Lopez de Santa Anna, bir diktatörlük kurunca beyzadeler rahatsız olurlar. Santa Anna, Alamo kuşatmasıyla Amerikalı asileri yener (1836); fakat, Texaslılar sil baştan toplanırlar. Sadece bir ay sonra (San Jacinto Muharebesi) Meksika ordusunun dumanını atar, Santa Anna’yı esir alırlar. Bu arada, bir başka güruh batıya, Büyük Okyanus kıyılarına yayılır, sel gibi Meksika’ya akar. Nitekim beklenen olur, Rio Grande kıyılarında çatışma başlar. ABD güçleri New Mexico topraklarını ele geçirir, ardından California’daki yerleşimcileri ayaklandırırlar. Zachary Taylor komutasındaki ABD ordusu Monterey ve Buena Vista zaferleriyle işgali tamamlarsa da, Meksika’yı görüşme masasına oturtamazlar. Mart 1847’de, Winfield Scott komutasındaki ABD birlikleri, doğu kıyılarından, Vera Cruz yakınlarından bir çıkarma yapar ve şiddetli çatışmalardan sonra başkent Mexico City’ye ulaşırlar. Meksikalılar çaresizdir, güneybatı bölgesini ve California’yı “15 milyon dolar karşılığında” ABD’ye satmak zorunda kalırlar. Ahları mı tutar? Zafer gibi görünse de bu savaş Amerika’da siyasal çalkantılara sebep olur. Muhalifler (Özellikle Abraham Lincoln) Başkan James K.Polk’u “yayılmacılıkla” suçlarlar. Evet, Birleşik Devletler, Meksika Savaşıyla Arizona, Nevada, California, Utah eyaletlerini tamamen, New Mexico, Colorado ve Wyoming eyaletlerini kısmen (1.36 milyon kilometre kare, yaklaşık Anadolu’nun iki misli) kazanır ancak bu defa kölelik meselesi hortlar. Hele Demokrat Parti Illinois Senatörü Stephen A.Douglas’ın sunduğu Kansas-Nebraska Yasası kabul edilince fırtınalar kopar. Yüksek Mahkeme’nin Dred Scott hakkındaki verdiği karar (1857) yüzünden köle sahipleri ile köle karşıtları arasında silahlı çatışmalar çıkar. Efendim Scott, Missourili bir köledir, sahibi onu 20 yıl önce köleliğin yasaklandığı Wisconsin topraklarına götürür, orada özgür olarak yaşarlar. Ancak Missouri Mahkemesine göre o hâlâ köledir, sahibi istiyorsa dönmek zorundadır, kölenin malı mülkü, hakkı hukuku olamaz. Bu bir başlangıçtır, artık Güneyli patronlar, kaçak köleleri geri çağırma hakkına sahip olurlar ki Kuzeyliler de buna uymak zorundadırlar. Bir başka başkan Bu hadise büyük yankı yapar. Mevzuya ilgisiz kalan Whig Partisi çöker, Abraham Lincoln köleliğin kaldırılmasını isteyen Cumhuriyetçilerle birlikte hareket etmeye başlar ve 1858 seçimlerinde söz konusu kanun teklifini veren Douglas’ın karşısına çıkar. Douglas 1.5 metre boyunda bir adamdır ama hitabeti ile Napolyon’a beş basar. Zaten onu bu yüzden adı “küçük dev” diye anarlar. Nitekim Güneylilerin oyları ile başkanlığı kaparsa da Abraham Lincoln iyi bir isim yapar. Nitekim 1860 seçimlerinde Güneylilerin muhalefetine rağmen başkan olur. Gelgelelim ortalık çok çalkantılıdır. Amerikalı beyazlar, 4 milyon zenciyi kucaklamaya hazır değildirler, kaldı ki Güneyliler “kölelere karşılık federal hükümetin tazminat ödemesine bile” yanaşmazlar. Abraham Lincoln daha ilk konuşmasında “köleliğe karşı savaşacağını” söyleyince beklenen olur, Güney eyaletleri (Virginia, Arkansas, Tennessee, North Carolina) birlikten ayrılırlar. Yetmez Charleston limanındaki Sumter Kalesi’ne ateş açarlar. Lincoln gürültüye papuç bırakmaz, halim selimdir ama kavgadan kaçmaz. Zaten Kuzey’in açık bir üstünlüğü vardır, 23 eyaletinde 22 milyon insan yaşar. Güney 11 eyalete sahiptir ve nüfusu 9 milyonu biraz aşar. Kaldı ki para, silah, endüstriyel güç itibarıyla Güneye fark atarlar. Lakin onlar da saha ve seyirci avantajını kullanır, deplasmana gelen Kuzeylilere felaket bunaltırlar. Ablukadan savaşa... Kuzeylilerin ilk işi Birlik donanmasıyla Güney sahillerini ablukaya almak olur. Adamlar mal satamadıkları gibi cephane, giyecek ve tıbbi malzeme de bulamazlar. Ardından donanma Mississipi ağzından girip New Orleans kentini teslime zorlar. General Grant komutasındaki Birlik güçleri, Tennessee Nehri kıyılarında da kanlı çatışmalar yapar, hem kırar, hem kırılırlar. Hele “Yedi Gün Savaşları”nda iki taraf da perişan olur, cesetler sayılamaz. İkinci Bull Run Muharebesinde ise kesin bir Güneyli zaferi vardır, Antietam Çayı kıyısında adeta birbirlerini tüketir, bir netice alamazlar. Britanya ile Fransa ikili oynar, başlangıçta Güneylileri destekleseler de sonra yalnız bırakırlar. Abraham Lincoln “Kölelerin Azad Edilmesi” hakkındaki bildirisini yayınlayınca 200 bin siyah birlik saflarında savaşır. Ancak Güney orduları tutulamaz, efsane komutan Lee, Pennsylvania’ya doğru ilerlemeye başlar...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT