BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dil yâremiz...

Dil yâremiz...

TGRT HABER televizyonunda yapmakta olduğumuz ÇERÇEVE’DEN YANSIMALAR programının bu haftaki konuğu TDK Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın’dı.



TGRT HABER televizyonunda yapmakta olduğumuz ÇERÇEVE’DEN YANSIMALAR programının bu haftaki konuğu TDK Başkanı Prof. Dr. Şükrü Haluk Akalın’dı. Kendisi dört senedir kurumun başında... İşinin ehli, çalışkan ve her şeyden önemlisi Türk diline meftun... Böyle olunca da; kurmuş olduğu inanmış ekibiyle birlikte gecelerini gündüzlerine katarak yoğun gayretler içindeler. Güzel dilimizin geçirdiği istihaleler malum. Her dil gibi güzel Türkçemiz de canlı bir varlık. Ne yazık ki bu cana kasteden hain eller, seneler senesi uğraşarak, milletimizi dilinden kopardılar. Öyle ki, yeni nesiller, bırakın dedelerini, babalarının yazdığı ve konuştuğu lisanı anlamaktan aciz! Dil, bir milletin en kıymetli medeniyet ürünüdür. Ne kadar yüksek medeniyet oluşturmuşsanız, o nispette diliniz zenginleşir. Biz ki, insanlık tarihinin en mehabetli medeniyetlerinden birine sahip pak nesillerin ahfadıyız. Medeniyetimize paralel dilimiz de gelişti. Sayın Akalın’ın da ifade ettiği gibi; 600.000 kelime ve terimlik bir lisana malikiz. Değerlerimiz kütüphanelerde saklı! Sahip olduğumuz bu emsalsiz değerimiz, bugün itibariyle maalesef kütüphanelerde saklı! Zamanla bu varlığımızdan uzaklaştık. Zaman oldu; dilde tasfiyeciliğe kalkıştık! Gün oldu; uydurukça illetine tutulduk! Kendi ellerimizle meydana getirdiğimiz kurbağa dili ile yazmayı ve konuşmayı denedik. Dünyanın en ilkel kabileleri bile dilleriyle oynamayı akıllarının ucundan geçirmezken bize ne oldu? Eskiler insanı tarif ederken; “konuşan hayvan (canlı)” derledi. Maruz bırakıldığımız illete bakın ki, bizim konuşmamızı engellediklerine göre; geriye ne kalıyor? Bizi hangi gözle görmek istedikleri belli değil mi? Bütün bunlar yetmezmiş gibi; son senelerde, milletçe kendimizi yabancı dille eğitime kaptırdık gidiyoruz. Çocuklarını okutmak isteyen veliler, bu konuda adeta yarış halindeler. Yanlış anlaşılmasın; yabancı dil eğitimine karşı değiliz. Bu zamanda en az iki yabancı dilin bilinmesi şarttır. Ancak; yabancı dil eğitimi ile yabancı dille eğitimin farkını iyi anlamak lazımdır. Yabancı dille eğitim demek; gelecek nesillerimizin kendi köklerimizden kopması ve adı üstünde, yabancı kültürlerin emrine amade kılınarak kendine ve milletine yabancılaşmasına fırsat vermek... Bu durum, kendi ellerimizle geleceğimizi karartmak değil de nedir? Eğitim bakanlığının isminin önüne “milli” kelimesini laf olsun diye mi koyduk? Eyvahlar para etmeyecektir! Hangi kültürden beslendiği malum tipler, hasbelkader işgal ettikleri makamlardan da utanmadan; “Türkçe bilim dili olamaz” diyerek, ufunetlerini kusmaktadırlar. Hangi Türkçe bilim dili olamaz? Bu dil; kendilerinin de anlayamadığı 600.000 kelime ve terimlik medeniyet lisanımız olmasa gerektir! Çünkü, bu dille; hemen her bilim dalında yazılmış yüzbinlerce kitap kütüphaneleri doldurmaktadır. Ama; tasfiye illetine tutulup, güdük hale getirdikleri kurbağa vraklamaları ile değil bilim yapmak; muhataplarıyla ancak işaretle anlaşmaya çalışabilirler! Sorumluluk sahibi her kişi ve kurum, dil konusunda üzerine düşeni yapmalı; zira yarın eyvahlar para etmeyecektir.
Kapat
KAPAT