BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Parlayan yıldız

Parlayan yıldız

İslamiyet son yıllarda bütün dünyada olduğu gibi özellikle Avrupa Birliği ülkelerinde de parlayan yıldızdır. Reuters haber ajansına göre: İslamiyet, Avrupa Birliğinde yükseliştedir. Sadece 2000- 2003 yılları arasında Müslümanların sayısı yüzde 5 artmıştır.



İslamiyet son yıllarda bütün dünyada olduğu gibi özellikle Avrupa Birliği ülkelerinde de parlayan yıldızdır. Reuters haber ajansına göre: İslamiyet, Avrupa Birliğinde yükseliştedir. Sadece 2000- 2003 yılları arasında Müslümanların sayısı yüzde 5 artmıştır. Ve bu artış oranı giderek yükselmektedir. Avrupa Birliği istatistiklerine göre AB içinde Müslümanların sayısı 15 milyonun üstündedir. Bütün Avrupa’da ise Müslümanların sayısı 30 milyondur. Şayet Türkiye AB’ye tam üye olursa Müslümanların sayısı 100 milyonu aşacaktır. Bu ise AB’nin korkulu rüyasıdır. 2000 yılında AB’de Müslüman nüfus yüzdesi şöyle idi: Fransa yüzde 4.18, Almanya 3.65, Norveç 0.05, Danimarka 0.07, İngiltere 1.20, İrlanda 0.01, Belçika 0.36, İspanya 0.20, Avusturya 0.18, İsviçre 0.20, İtalya 0.67 ve Yunanistan 0.35... Gelecek endişeleri Son yıllarda Hıristiyan iken İslamiyetle şereflenenlerin sayısı çığ gibi artmaktadır. Fakat maalesef yüzbinleri aşan bu sayı ısrarla gizlenmektedir. Amerikalı Orta Doğu uzmanı Princeton Üniversitesi Profesörü Bernard Lewis İtalyan gazetesi La Republicer’deki röportajında Batı ile İslam münasebetlerini tahlil ederek şu neticeye varmaktadır: “Avrupa’daki Müslüman varlığı giderek önem kazanıyor. Göç ve demografideki bu artış devam ederse, yakın bir gelecekte çoğunluk Müslümanlardan meydana gelir... Gelecekte kendimizi İslamlaştırılmış bir Avrupa’da mı yoksa Avrupalılaşmış bir İslam içerisinde mi bulacağız? Şayet Avrupa’daki Müslümanlar kendi dinlerini yaşamış olsalar, Hıristiyan inancından kopanlar kitleler halinde İslama girer. Avrupalı Müslümanlar dinleri açısından kötü örnek olmalarına rağmen (elbette İslamı yaşayanlar bu ithamın dışındadır) her yıl en az 900 bin Müslüman artışı yanında onbinlerce Hıristiyan İslamiyete girmektedir. İslamın her halükârda sözleşmeye ve uzlaşmaya dayalı bir yönetim kavramı var. Onların geleceğinde istişare temel bir dini önem taşımaktadır. Osmanlı Devletinin 6 asırlık ömrü hoşgörü, adalet anlayışı, kurucu ilke, despotluğu ve zulmü red etmesi ve eritici değil herkesin inancına, yaşamasına, imkan tanımasına bağlıdır. Geleneksel İslam toplumu, otoriter olmakla beraber despot değildir. İslamda demokrasiye yer vardır.” Hıristiyan Kiliseler Birliğinin ve Misyoner Teşkilatlarının ortak kararına göre: Avrupa’nın İslamlaşmasına mani olmanın yolu Müslümanları dinlerinden kopararak, doğumundan ölümüne kadar, Hıristiyan gibi yaşayan, sadece vaftiz edilmeyen, kiliseye gitmeyen ama camiye de sadece cenazesi giden “sanal Hıristiyan” haline getirmektir. İslamiyeti Hıristiyan Batı’nın istediği gibi bir yola koymak için gizli hazırlıklar vardır. Mısır’dan 600 cami imamının Washington’da 3 aylık kursta vaazlarını nasıl vereceklerine dair eğitim görmek üzere gideceği basında yer almıştır. Meşhur iş adamı ve ömrünü misyonerliğe adamış Al Dobra hedeflerini şöyle açıklamıştır: “Hedeflerimiz bir Müslümanı doğrudan dininden döndürmek değildir. Önce bir fitne tohumu ekeceğiz. O çürüyecek, bir daha ekeceğiz o da çürüyecek. Üçüncüsü çatlayıp filiz verecek. Bu filiz büyüyecek ve Müslümanlar dinlerini sorgulayacak hale gelecek...”
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT