BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Divriği bilmecesi

Divriği bilmecesi

Kırk yıldır Divriği Ulucami konusunda araştırmalar yapan Prof.Dr. Doğan Kuban, eserin restorasyonuyla ilgili ihale sürecinin derhal durdurulması gerektiğini söyledi. Kuban’a göre, projenin teknik bir temeli olmadığı gibi, geri dönülmez hataların yapılacağı da muhakkak...



> Tolga Uslubaş Divriği Ulucami üzerinde 1965 yılından bu yana araştırmaları olan ve bu konuda pek çok esere imza atmış Prof.Dr. Doğan Kuban, Divriği Ulucami restorasyonuyla ilgili ihale sürecinin derhal durdurulması gerektiğini söylüyor. İki yıl önce Kültür Bakanlığı tarafından başlatılan projeyle ilgili önceleri çok ümitli olduğunu ifade eden Kuban, ihalenin artık çağdışı olan eksiltme (fiyat düşürme) yöntemiyle yapılacağını öğrenince eşsiz Divriği bezemesinin yok edilmesi tehlikesiyle karşı karşıya kaldığı hissine kapılarak dehşete düştüğünü vurguluyor. Divriği Ulucami’nin taş oyma bezemeleriyle dünya sanat tarihinde, en ünlü sanat ve mimari yapıları kadar önemli olduğunun altını çizen Kuban, “Eğer Anadolu Türk mimarisinin iki en büyük eseri bina sorulursa bunlardan birinin Divriği, ötekinin Selimiye olduğunu söylerim ki, Selimiye’de bile Divriği’deki kadar detay yoktur. Bunlar Anadolu’yu Türk dilli yapan tarihi değişmenin en büyük maddi simgeleridir. Anadolu’da ya da Ankara’da bir vakıf ve vilayet bürokrasisi dünya çapında ve Türk kültürünü tanımlayan bir yapıyı herhangi bir mescit ya da türbe gibi eksiltme yolu ile ihaleye çıkarıyor. Bu, daha başından bu işin öneminin kavranamamış olduğunu kanıtlıyor. Bununla da kalmıyor. Harekete geçip en kısa zamanda bu işi anahtar teslim bitirip şerefine bir ayran içmeyi planlıyorlar” diyor. Proje ciddiye alınmalı Divriği restorasyonunun hem kuramsal, hem de teknik olarak çok zor bir konu olduğunu vurgulayan Kuban’a göre proje üzerinde çok düşünülmeli. İhale dosyasının on milyar liraya satılması gibi garip bir yöntemi de bir türlü anlayamadığını söyleyen Kuban, “Bu iş için bütün yapıyı dış etkilerden tümüyle yalıtıp yıllarca çalışmak gerekir. Yapıda taş erimesi ileri safhada. Şimdiye kadar sayısız yanlış ve yapının karakterini değiştiren müdahaleler yapıldı. Eriyen bezemeye kimyasal maddelerle müdahale edip, ömrü belirsiz bir sözde koruma yapılamaz. Kaldı ki, Türkiye’de bu karmaşıklıkta bir bezeme restorasyonu hiç yapılmadı. Çünkü bu bezeme sıradan, basit bir geometrik bezeme değil, her motifi farklı heykel niteliğinde yapılardır” diyor. En basit bir kırık parçasını eklemek için bile bir sanatçının çalışması gerektiğini ifade eden Kuban, “Bu, sanat tarihçiler, teknisyenler, heykeltıraşlar ve hatta kuramcıların bir teknik ve kültür laboratuvarı ortamında üzerinde çalışacakları bir konudur. Şu anda bunu ülkemizde yapacak çapta insanların olup olmadığı da tartışma konusudur. Konu aceleye getirilmeden Avrupa’dan da teknik destek alma yoluna gidilmelidir. Kısa vadeli, idarecilerin başarı hanelerine artı puanlar getirmesi istenecek, bir an önce bitirilebilecek bir iş değildir. Divriği bir yapı olmaktan çok fazla, bir müzedir” diye konuşuyor. İhale hemen durmalı! Bu ihalenin ivedilikle durdurulması gerektiğini kaydeden Kuban, şunları söylüyor: “Yöneticilerin iyi niyetle hareket ettiklerini düşünüyorum, zaten sorun tam da burada kilitleniyor. Bize bilim adamı, kuram adamı, gerçek deneyimli uzman gerekiyor. Türkiye’de yapılan restorasyonların büyük çoğunluğu tarihi yapıların kimliğini yok ederek tamamlanıyor. Devlet, şimdi para olduğu için yol ya da villa yapar gibi kısa bir sürede ve artık anlamını kaybetmiş bir ihale sistemi içinde bunu gerçekleştireceğini düşünüyor. Bu, büyük bir bilgisizlikten ve bilime karşı vurdumduymazlıktan kaynaklanıyor. Divriği’de de geri dönülmez hatalar yapılacağı muhakkak, zira çalışmanın teknik bir temeli yok. Bana göre bu yapının üstü çelik konstrüksiyonlarla kapatılarak korumaya alınmalı, bir müze haline dönüştürülmeli, bunu yıllar evvel de önermiştim ancak kabul görmedi. Şimdi çözüm zamanı, mimarların, uzmanların ve kamuoyunun ses çıkarmaması bir kültür cinayetine kılıf hazırlama anlamına gelebilir. Bu yüzden ivedilikle Divriği ile ilgili ilmi toplantılar yapılıp ortak bir konsensüs hazırlanmalı, Kültür Bakanlığı da buna sahip çıkmalı. Şu bir gerçek ki eğer Divriği’e de sahip çıkamazsak övünecek hiçbir şeyimiz kalmayacak.”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT