BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Günahlar kalbi hasta eder

Günahlar kalbi hasta eder

İnsanı Allahü teâlâdan uzaklaştıran perdelerin en zararlısı, kalbin kararması, hasta olması, yani dünyâ sevgisinin kalbe yerleşmesidir. Bu sevgi, kötü arkadaşlardan ve lüzûmsuz şeyler seyretmekten hâsıl olur...



Kalb, muhabbet yeri, sevgi yeridir. Aşk, muhabbet bulunmayan bir kalb, ölmüş demektir. Kalbde, ya dünyâ sevgisi, yâhud Allah sevgisi bulunur. Dünyâ demek, Allahü teâlânın yasak ettiği harâm olan şeyler demektir. Zikir, ibâdet yaparak, kalbden dünyâ sevgisi çıkarılınca, kalb temiz olur. Bu temiz kalbe, Allah sevgisi, kendiliğinden dolar. Günâh işleyince, kalb kararır, hasta olur. Dünyâ muhabbeti yerleşerek, Allah sevgisi gider. Muhammed Pârisâ hazretleri; “İnsanı Allahü teâlâdan uzaklaştıran perdelerin en zararlısı, kalbin kararması, hasta olması, yani dünyâ sevgisinin kalbe yerleşmesidir” buyuruyor. Bu sevgi, kötü arkadaşlardan ve lüzûmsuz şeyler seyretmekten hâsıl olur. Çok uğraşarak, bunları kalbden çıkarmalıdır. Faydasız kitap, roman, gazete, dergi, hikâyeler okumak, lüzûmsuz şeyler konuşmak, bu sevgiyi arttırır. Bakması haram olan resimlere bakmak, filmleri seyretmek, haram olan çalgıları, sesleri dinlemek, dünya sevgisini kalbde yerleştirir. Bunların hepsi, insanı Allahü teâlâdan uzaklaştırır. Kalbin hasta olması... Kalbin hasta olması, Allahü teâlâyı unutmasıdır. Kalbin hasta olması, Allahü teâlâdan başkasına gönül vermesidir. Kalbin hasta olması, nefse uyarak harâmları beğenmesi, bunlara düşkün olması demekdir. Kalbin hasta olması, islâmiyyetin emirlerinin tadını duymamak, yasak ettiklerinden zevk almaktır. Kalbin hasta, bozuk olması demek, Peygamberlerin getirdikleri bilgilere, tâm inanmaması demektir. Kalbin hasta olması demek, Allahü teâlâdan başka şeylere tutulmuş olmasıdır. Eğer bir kimse, kalbin bu tutulmasını hastalık bilmezse, çok alçak kimsedir. Eğer bilir de, aldırış etmezse, çok pistir. Abdullah Mürteiş hazretleri: “Kalbin, Allahü teâlâdan ve O’nun dostlarından başkasına meyletmesi, o kalbin hasta olduğuna işârettir” buyuruyor. Meymûn bin Mihrân hazretleri buyurdu ki: “İnsan bir günah işlediği zaman, kalbine siyah bir nokta yerleştirilir. Tövbe edince kalbi cilâlanır ve parlar. Dolayısı ile o siyah nokta kaybolur. Ama tövbe etmezse ve günah işlemeye de devam ederse, nokta nokta kalb kararır. Nihâyet bu siyahlık bütün kalbi kaplar. İşte buna ‘rân’ yani kalbin tamamen kararması denir.” Günah işleyen, dünya ve ahirette büyük sıkıntılara maruz kalır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Günah işleyince kalpte siyah bir nokta hasıl olur. Eğer tövbe edilirse o leke silinir. Günahlara devam edilirse, o leke büyür ve kalbin tamamını kaplar.) Kalb kararınca, ibadet etmek zor olur, kalbi kararan kimseye günahları işlemek ise, kolay gelir. Peygamber efendimiz; (Derdiniz günahlardır, devası istigfardır) buyurmuşlardır. İnsanların başına gelen... İnsanların başına gelen bütün sıkıntılar günahları yüzündendir. İstigfar edince, yani pişman olup tövbe edince günahlar silinir. Hadis-i şerifte; (Kendini günahlardan korumayanı Allahü teâlâ [dünya ve ahirette felaketlerden] korumaz) buyurulmaktadır. Günahtan kaçmaya gayret edersek, Allahü teâlâ da bize yardım eder. Günaha önem vermezsek, felaketlerden kurtulamayız. Hadis-i şerifte; (Kişi işlediği günahlardan dolayı rızkından mahrum kalır) buyuruldu. Günah işleyenin kazancında bereket olmaz. Ömrü sıkıntı içinde geçer. Her günahı çok tehlikeli görmelidir! Müminin alametlerinden biri de, günahını çok tehlikeli görmesidir. Hadis-i şerifte; (Mümin, günahını başucunda dağ gibi görür, hemen üzerine yıkılacağından korkar. Münafık ise burnuna konmuş sinek gibi görür, hemen uçacağını zanneder) buyuruldu. Gizli işlediği bir günahı ona buna duyurmak da ikinci bir günahtır. Böyle günahların affı zor olur. Hadis-i şerifte, (Her mümin affedilir, ancak günahını başkalarına açıklıyanlar hariç) buyuruldu. Günâh işlemek küfr olmaz. Günâh olduğuna ehemmiyyet verilmezse, küfr olur. İbâdet yapmanın ve günâhdan sakınmanın lâzım olduğuna inanmamak küfr olur. Rıyâd-un-nâsıhînde buyuruluyor ki: “Küfrden ve bidatten başka günâhlar ikiye ayrılır: Birinci kısım, Allahü teâlâ ile kul arasında olan günâhlardır. İçki içmek, namaz kılmamak ve bunlar gibi. Bu günâhların, büyüğünden ve küçüğünden, çok sakınmalıdır. Resûlullah efendimiz buyurdu ki: (Bir zerrecik yanî çok az bir günâhtan kaçınmak, bütün cin ve insanların ibâdetleri toplamından dahâ iyidir.) Günâhtan kaçınmak farzdır! Günâhların hepsi, Allahü teâlânın emrini yapmamak olduğundan, büyüktür. Fakat bazısı, bazısına göre küçük görünür. Bir küçük günâhı yapmamak, bütün cihânın nâfile ibâdetlerinden dahâ sevâbdır. Çünkü, nâfile ibâdet yapmak farz değildir. Günâhlardan kaçınmak ise, herkese farzdır.” Allahü teâlânın yasak ettiklerinden kaçmamak günah olduğu gibi, emirlerine riayet etmemek de günahtır. Haram işlememek, farzı yapmaktan önce gelirse de, farzları yapmamanın günahı, haram işlemek günahından daha çoktur. Mesela, namaz kılmamak içki içmekten daha büyük günahtır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Günahtan nefret eden ve ibadetten lezzet alan, hakiki mümindir.) Din büyükleri buyuruyor ki: “İyiler de, kötüler de iyilik yapar. Fakat, yalnız sıddîklar, iyiler, günâhtan sakınır.”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT