BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Alman Andrea 42 yıl sonra ‘baba’ diyebildi

Alman Andrea 42 yıl sonra ‘baba’ diyebildi

Hayatı boyunca aradığı, ancak bulamadığı babasına; son çare olarak başvurduğu ‘İnci Ertuğrul Sizin Sesiniz’ programında kavuşan 42 yaşındaki Alman vatandaşı Andrea; “Hayatım, babasızlığın mutsuzluğuyla geçti. Onun beni görmek istemeyeceğinden korkuyordum. Beni davet edince duyduğum mutluluğu tarif edemem” diye konuştu.



Andrea’nın hikayesini anlatacağım bugün sizlere. Genç bir kadının babasının peşinden koşuşunun hikayesini... Daha doğrusu eksik kalan yarısını arayışının!.. 42 yaşında bir Alman Andrea Amon. Bu genç kadının içindeki boşluğu, ne boyunca iki çocuğunun sevgisi doldurabilmiş, ne de mutlu evliliği... Çocukluğu; babasının kim olduğunu, nerede olduğunu bilmeden geçmiş. Babasıyla ilgili sorularına annesinin cevabı; “Bu çok uzun bir konu ve ben bahsetmek istemiyorum. Bizim için o artık yok!” olmuş hep. “Çok mutsuzdu çocukluğum. Hep babamı aradım, onu sordum, ama hiçbir yerde cevap yoktu!” diye anlatıyor o günleri yaşlı gözlerle Andrea.... Daha 18 yaşında hamile kalınca ailesi çok tepki göstermiş Andrea’ya. Korktuğunu, ailesi tarafından dışlandığını anlatıyor: “Rolf’le evlenmeye karar verdik ve işlemler için notere gittik...” Evlilik işlemleri için gittikleri noterde, Andrea’nın yıllarca aradığı cevap çıkmış karşısına! Noterden öğrenmiş!.. “Orada babamın bir Türk olduğunu öğrendim. Ve o günden beri de onu arıyorum. Gazetelere ilanlar verdim, konsolosluğa başvurdum, ama bir sonuç alamadım. Bilinmeyen numaralardan ismiyle birlikte numarayı aradım ama hiçbir yere ulaşamadım yıllarca. Ve artık yaşamadığını düşündüm.’ Evliliğinin ilk yıllarında ard arda doğan iki oğlu, evin sorumluğu ve maddi sıkıntılar nedeniyle bir süre bu arayış aksamış. İçindeki özlem ve meraksa geçen her günle katlanarak büyümüş Andrea’nın. “Hep bir gün babamı bulabilecek miyim, görebilecek miyim diye yaşadım. Sonunda bir Türk arkadaşımın yardımıyla programınıza ulaştım.” Askerlik ayırmış... İşte bu duygularla aradı Andrea ve ailesi TGRT’deki programımızı. Eşi ve iki oğluyla stüdyoya geldiğinde son derece heyecanlıydı. Yıllardır aradığı babasının, onun varlığından haberi bile yoktu. Annesiyle yaptığı konuşmalardan babası hakkında öğrendiği bilgileri bizimle paylaştı. Elinde Adapazarı -Geyve’den gelen bir mektup ve babasının iki fotoğrafı vardı sadece. Annesi Johanna ile babası Benan Bey’in kısa süreli birliktelikleri olmuş, babasının askere çağrılmasıyla da araya ayrılık girmiş. Ve Benan Bey’in, Johanna’nın kendisinin çocuğuna hamile olduğundan hiç haberi olmamış. Bugün 42 yaşında olan Andrea son bir ümitle geldiği stüdyomuzda eşi ve çocuklarıyla programda olup biteni, diğer konukların hikayelerini tepkilerden anlamaya çalışıyorlardı. Programımız aracılığıyla barışanları, kavuşanları gördükçe, her seferinde gözlerinden yaşlar süzülüyordu. Yüzündeyse “Bu benim son şansım!” der gibi bir ifade vardı. Anlatmak çok güç Benan Bey’in yıllar önceden kalan siyah-beyaz fotoğrafını ve ismini yayınlayıp, Adapazarı-Geyve’deki seyircilerimize seslenince; birbiri ardına telefonlar gelmeye başladı. Her bilgi hızla ve ustaca değerlendirildi. Ve sonunda 42 yıllık özlemi dindirecek haber kesinleştirildi. Zor olan başarıldı ve Andrea’nın babası bulundu. Andrea’nın Adapazarı depreminde “Ya başına bir şey geldiyse” diye çok korktuğu babası Benan Bey, gerçekten de depremin ardından Ankara’ya taşınmış ve orada yaşamaya başlamış. Benan Bey, bir süre olayın şokunu atlatamadı. Dile kolay 65 yaşındaki bir insan evinde otururken birden televizyondan 42 yaşında bir kızı, iki torunu olduğunu öğreniyor! İnsan böyle bir haberi nasıl karşılar, nasıl kendini toparlar anlamak çok güç. İnanamadı Bir başka güçlük de, bu güzel haberi Andrea’ya verirken onun yaşadığı sevinci anlatmaya çalışmak. Ekranda babasının ismini görüp, telefonda da sesini duyunca ne diyeceğini şaşırdı Andrea. Bir yandan ağlıyor, bir yandan babasına seslenmeye çalışıyordu. Kalp rahatsızlığı olan Benan Bey’in şaşkınlığı sesinden anlaşılıyordu. Çok uzun konuşamadı, telefonu eşi aldı. Her ikisi de Andrea’yı Ankara’ya davet edince mutluluğu ikiye katlandı genç kadının. Andrea, 42 yıl sonra gerçekleşen bu kavuşmayı o kadar beklemişti ki; bir an önce Ankara’ya, babasına koşmak istiyordu. Programı onun sevinç gözyaşlarıyla kapattık. Tarifi imkânsız duygu Yayından sonraki sohbetimiz boyunca hâlâ olanlara inanamıyordu Andrea. En çok mutlu olduğu şey babasının onu Ankara’ya davet etmesiydi. Aradığı yıllar boyunca hep babasının onu istemeyeceğinden ve iyi karşılayamayacağından korkmuştu. Ve şimdi, sevincini paylaşıyordu bizimle: Anlatılmaz bir his “Çok uzun süre arayıp bulamadığım için ümitlerimi yitirmiştim. Çocukluğum babasızlığın mutsuzluğuyla geçti. Babamın ‘hepinizi öpüyorum’ demesi beni çok duygulandırdı. O beni görmeyi istemeyecek diye çok korkuyordum. Sesini duyduğum anda titredim. Anlatamam nasıl bir duygu olduğunu. Eşiyle konuşunca da çok duygulandım. Bana bu kadar iyi davrandıklarına inanamıyorum...” Eşi Rolf, oğulları Daniel ve Kim de anneleri kadar heyecanlıydı. Rolf; “O kadar uzun süre aradı ki Andrea babasını, onu bulmasını ve mutlu olmasını istiyordum, şimdi gerçekleşti” derken, oğulları bu ana ortak olmanın tadını çıkarıyordu... İlk şaşkınlığın ardından Almanya’yı, annesini aradı Andrea ve ona bu güzel haberi verdi. “Annem de çok sevindi, mutlu oldu. Onun en büyük korkusu babamın beni kabul etmemesi ve benim hayal kırıklığı yaşamamdı” diye özetledi annesiyle yaptığı görüşmeyi. Ertesi gün yola çıktılar, Ankara’ya gittiler. Büyük buluşma orada gerçekleşti. Döndüğünde ise üzerinde; üvey annesinin hediye ettiği kazak, parmağında babasının armağanı bir yüzük ve boynunda kız kardeşinin aldığı bir kolye vardı. Ve tabii hâlâ büyük buluşmanın şaşkınlığıyla ‘Alışmam için biraz zamana ihtiyacım var’ diyerek döndü Almaya’ya... Bir insanın 42 yıl boyunca hiç kimseye ‘baba’ demeden yaşadığını, onun kim olduğunu bilmeden hayatını sürdürdüğünü düşünmek insanın içinden çıkamayacağı bir durum. İki kardeşi daha var Bu bilinmezin çözümünde yer almak, onların bugün kucaklaştığını, konuştuğunu bilmek ise, tarif edilmez bir mutluluk. Andrea eksik yarısının yanında şimdi. Aradan geçen yılları geri getirmek mümkün değil, ama bir baba-kız kucaklaşmasının hazzını geç de olsa yaşamış olması büyük bir şans. Ve her zaman kendine sorduğu ‘acaba kardeşlerim var mı?’ sorusuna, gördüğü ‘iki kızkardeşiyle’ cevap alması da mutluluğunu perçinleyen bir başka nokta... Albümlerle geçen hayat Andrea’nın, babasıyla ilgili sorularına annesinin cevabı sürekli; “Bu çok uzun bir konu ve ben bahsetmek istemiyorum. Bizim için o artık yok!” olmuş hep. Andrea da siyah-beyaz albüm resimleriyle yetinmek zorunda kalmış. Ve bu resimlerle son umut olarak geldiği programımızda mutlu sona ulaşınca tüylerinin diken diken olduğunu söylüyordu... “Babamı çok uzun süre arayıp bulamadığım için ümitlerimi yitirmiştim. Çocukluğum babasızlığın mutsuzluğuyla geçti. Babamın, ben ve ailem için ‘hepinizi öpüyorum’ demesi beni çok duygulandırdı. Sesini duyduğum anda titredim. Anlatamam nasıl bir duygu olduğunu. Eşiyle konuşunca da çok duygulandım. Bana bu kadar iyi davrandıklarına hâlâ inanamıyorum...”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT