BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Osmanlı Hanedanının “Peygamber sevgisi”

Osmanlı Hanedanının “Peygamber sevgisi”

Osmanlı, devlet hâline geldikten hemen sonra kurduğu askerî birliği, “Peygamber Ocağı” pâyesiyle onurlandırmış; neferini de “Mehmetçik” adıyla taltif etmiştir. Ordusuna verdiği isimlerden biri de, “Asâkir-i Mansûre-i Muhammediye”dir...



Osmanlı Devletinin temellerindeki en sağlam harçların başında, “Peygamber Sevgisi” gelmiştir. Osmanlı, Muhammed aleyhisselama ve O’nun kutsal beldesine karşı, derin muhabbet, hürmet ve sadâkâtini büyük bir hassasiyetle muhafaza etmiş ve devletinin en muhkem kâidelerinden biri hâline getirmiştir. Bu ruh, yedi iklim üç kıta demeden, asırlar boyunca Osmanlı’yı arkasından sürüklemiştir. İlâ-yı Kelimetullâh dâvâsı uğrunda fütuhatta bulunurken; Osmanlı’nın baş hedefleri arasında hiç kuşkusuz “rızâyı Bâri”yi kazanmak kadar Peygamberimizin hoşnutluğuna mazhar olmak da vardı. Osmanlı Sultanları, hayatları boyunca gazâ meydanlarında hep bu ulvî gâyeyi gözetmiş ve bunun efsunuyla hârikalar sergilemişlerdir... Müjdeye kavuşan Padişah Osmanlı, devlet hâline geldikten hemen sonra kurduğu askerî birliği, O’nun dâvâsını güttüğünden ötürü “Peygamber Ocağı” pâyesiyle onurlandırmış; neferini de “Mehmetçik” adıyla taltif etmiştir. Ordusuna verdiği isimlerden biri de, “Asâkir-i Mansûre-i Muhammediye”dir. Devletinin başka bir adını ise, Sultan Vahdeddin’in ifadesiyle, “Devlet-i Âliye-i Muhammediye” koymuştur... Peygamberimizin aşkıyla yanıp tutuşan Osmanlı Hünkârlarının en başında, belki de Fâtih Sultan Mehmed Han yer alır. Öyle olmasaydı, herhâlde asırlar öncesinden Peygamberimizin övgü ve müjdesine nâil olamazdı. O’na karşı târifsiz muhabbetini, en güzel biçimde “İstanbul’un Fethi”nde ortaya koymuştur. Yavuz Sultan Selim Han da Fütuhatlarda, Peygamberin rızâsını aramasaydı; herhalde O’nun Halîfesi olma lütfuna erişemezdi. Diğer taraftan Yavuz, O’ndan ümmetine yâdigâr kalan; hiçbir kıymetle ölçülemeyecek kadar paha biçilmez olan “Mukaddes Emânetler”i Topkapı Sarayı’na getirip, Hırka-i Saâdet Dairesi’ne koymakla, bizi şereflerin en yücesiyle müftehir yapmıştır... Cihan hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman’ın, Efendimize muhabbet ve bağlılığı da, ceddininkilerden aşağı kalır değildi. Öyle ki, Osmanlı klasik eserlerinde, Kanuni’nin rüyâsında Hazreti Peygamberi gördüğü ve kendisine şöyle emrettiği nakledilmektedir: “Belgrad, Rodos ve Bağdat Kalelerini fethedesin; sonra da benim şehrimi îmâr edesin!” Dillere destan davranış Sultan I. Ahmed Han’ın, dillere destan fiîli sevgisi ve muhabbet yüklü ifadeleri ise, asırlardır baş tâcı edilmeye; sitâyişle yâd edilmeye değer ölçüdedir. Sultan Ahmed, akıllara durgunluk ve hayret verecek bir güzel davranışta bulunmuştur: Sarığına taktırdığı sorgucun içine, Peygamberimizin ayak izinin resmini koydurmuştur...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT