BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tasavvuf hep vardı

Tasavvuf hep vardı

Türk Edebiyatı Vakfı’nda konuşan Doç.Dr. Ömür Ceylan, bu coğrafyanın vatan kılınmasında tasavvufun önemli bir rol üstlendiğini belirterek, “Bugün üniversitelerde bile tasavvufu anlatabilmiş değiliz” dedi.



Türk Edebiyatı Vakfı’nın “Çarşamba Sohbeti”nde “Klasik Türk Şiiri ve Tasavvuf” üzerine konuşan Doç.Dr. Ömür Ceylan, Tasavvufun Türkiye’de en çok konuşulan konulardan biri haline geldiğini belirterek, “Çok konuşulduğu için de çok para etmiştir” dedi. Bu coğrafyanın vatan kılınmasında tasavvufun önemli bir rol üstlendiğinin altını çizen Ceylan, “Tasavvuf inancıyla yetişen nesiller bize bu vatanı hediye etti. Bugün üniversitelerde bile tasavvufu anlatabilmiş değiliz. Günümüzde tasavvuf ilahi aşk, beşeri aşk arasında sıkışmış kalmış fenomen durumundadır. Tasavvuf Peygamber efendimizden önce de, onun zamanında da, sonra da vardı. Tasavvufun amacı insana kendini unutmasını sağlamaktır” diye konuştu. Tasavvuf bir araçtır Güzel sanatlarla ve tasavvufun birebir ilişkili olduğunun altını çizen Doç.Dr. Ömür Ceylan, şunları söyledi: “İlk mutasavvıflar, tasavvufî ruhu hemen şiire yansıttılar. İlk tasavvufî şiirler Farsçaydı. Yunus Emre, Türklerin ilk tasavvuf şairiydi. Şiir, tasavvufu geniş kitlelere yaymak için bir araçtı. Bu yüzden tasavvufta şiir çok kullanılır. Arap, Fars ve Türk tasavvuf yorumları, tasavvufu bize anlatma gayreti içinde oldular. Tasavvuf divan şiirini, divan şiiri de halk şiirini doğurdu. Divan ve halk şiirleri doğal olarak tasavvufu yansıtır. Divan şiirinde tasavvuf, bir Osmanlı asilzadesinin evinin duvarındaki hat levhası gibidir. Tekke şiirinde ise tasavvuf mübarek kitabımızın ta kendisidir. Tasavvufta aşk belaya sabretmek, onu hayatın her aşamasında yaşamaktır. Divan şiirinin konusu insandır ve ilahi aşkı anlatmaz. Tekke şiiri ilahi aşkı anlatır. Mutasavvıflar dünyanın boş, yalan olduğunu söylerler. Gerçek aşkın dışındaki her şeye ‘masiva’ derler.” > İnan Arvas
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT