BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şans kapıyı çalınca Mrs. Harriet

Şans kapıyı çalınca Mrs. Harriet

“Tom Amcanın Kulübesi” edebi değeri olmayan basit bir kitaptır ama leblebi çekirdek gibi satar. Kısa bir süre içinde 200 bini aşıp rekor kırar. Almancası, Fransızcası derken 62 dile çevrilen “best seller” yazarını “ünlü” yapar...



Bilirsiniz genç kızlar hem beğenilmeyi arzular, hem de kendilerinde kusur ararlar. Harriet, cazibesi ile baş döndüren ablasını ölçü aldığından olacak burnunu uzun, cildini bozuk, bakışlarını aptalca bulur ve bunları problem yapar. Kafası ablasında olduğu için mevzuya olmadık yerden dalar, hiç yoktan kalp kırar. Bir ara çocuk kitapları yazmaya niyetlenir ancak ablası Catherina “Minikler için Coğrafya” adlı bir kitap çıkarır, bu sahada da ona fark atar. Harriet, iyice bunaldığı günlerde öğretmen arkadaşlarıyla Kentucky’ye doğru açılır. Doğrusu bu seyahat onu çok ferahlatır, nicedir kafasında kurduğu roman için bayağı malzeme toplar. Ancak bunları yoğuracak zamanı olmaz, tam “evde kaldım” derken evlenir, barklanır (1836) ve çocuklarıyla boğuşmaya başlar. Bu arada birkaç hikaye yarışmasına katılır ve ödül almakta zorlanmaz. Eşi Calvin Ellis Stowe, babası gibi papazdır. Bu adam çocuklardan da beterdir, kadını felaket yorar. Zor zenaat Yavrularının ona ihtiyacı olduğu günlerde elbette roman yazmak gibi bir lüksü olamaz. Gene de zaman zaman müsveddelerine döner, tam bir cümleyi bağlamak üzeredir ki veledin biri kapıyı sarsmaya başlar. Kaldı ki zor geçinirler, bütçeyi denkleştirmek için sineğin yağını çıkarır, kılı kırk yarar. Yağmurlu, kasvetli, soğuk bir gün bakın hatıra defterine neler karalar. “Ekşi süt, ekşimiş et, küflü ekmek... Bu kokular beni hasta ediyor. Elbiseler kurumuyor, her yer nem, rutubet. Gözüm yemek görmek istemiyor.” Sefalet diz boyudur, koleralılar ortalıkta dolanırlar. Hariett (cılız vücuduna rağmen) peş peşe doğum yapar. Her çocuk rızkı ile gelir derler ya yedinci çocuğu ile (1850) ummadık yerlerden para yağar, hem ders verir, hem makaleler yazar. İşte o günlerde “Kaçak Köle Yasası” yürürlüğe girer ki buna göre Kuzey’e kaçıp düzen kuran köleler eski sahiplerine yollanacaktırlar. Hoşlan hoşlanma, kanun kanundur ve bağırta bağırta uygularlar. Cemiyet içinde bir yere gelmiş zencileri zincirlere vurur, götürüp pamuk yoldururlar. O günlerde Harriet ve kocası Kentucky’den kaçan bir köleyi evlerinde saklarlar. İyi ama ne zamana kadar? Onun gibi düşünenler “kalemimizi senin gibi kullanabilseydik, hiç durmazdık” der, onu yazmaya zorlarlar. İyi ama Harriet emzikli bir kadındır ve bebeği geceleri onunla yatar. Başlayabilse iyidir ama... Vakit mi var? Ressam gibi Nihayet, kararını verir, özene bezene kalemini açar. Kâğıtlarını okşaya okşaya yayar. “Renk seçen bir ressam gibi olmalıyım” diye mırıldanır, “adeta tablolar yapmalıyım.” Geceleri minik oğlunun yumuk ellerine baktıkça annelik damarı kabarır. Duygulandıkça daha bir candan yazar. Bazen oturup yazdıklarına ağlar. Yine talebelerini okutur, yine alışverişe çıkar, patates soğan soyar, çamaşır yıkar, çorap yamar ve bütün bunlardan vakit artırıp romanına koşar. Son noktayı da koyunca eserini Washington’da yayınlanan National Era gazetesine yollar. Gazete sahibi teklifi sıcak karşılar, ancak bunu tefrika haline çevirmek şartıyla... Tereddütle başlayan tefrika National Era’ya binlerce okur kazandırır, halk gazeteyi okumaya “Tom Amcanın Kulübesi”nden başlar. Bakarlar iş iyi gidiyor “tefrikayı uzatamaz mıyız” diye kıvranırlar. Harriet hikayeyi pehlivan tefrikası gibi (bu söze Halil Abi kızmaz inşaallah) sündürüp uzatır ve 10 aya yayar. Bu işten 300 dolar (o zamanlar iyi para) kazanır ama vazifesini yapmış olmanın verdiği huzur parayla pulla alınmaz. Kulübenin anahtarı Derken bir yayın evi kitabını basar ve leblebi çekirdek gibi satar, kısa bir süre içinde 200 bini aşar, görülmemiş bir rekor kırarlar. Almancası, Fransızcası derken 62 dile çevrilen “best seller” yazarını “Dünya çapında” yapar. 1853 yılında onu Avrupa’ya çağırır, düklerin düşeslerin yanına oturturlar. Hatta Başkan Abraham Lincoln, “demek bu büyük savaşı başlatan küçük kadın sizsiniz” diyerek elini sıkar. Hadiseye dolar gözüyle bakanlar kitaba konu olan Rahip Josiah Henson’a, Kanada’nın Ontario eyaletinde bir kulübe uydururlar. Adı duyulmadık beldeye binlerce turist yağar. Kölelik yanlıları “yok böyle bi şey, kadın masal anlatıyor” diye ayaklanınca, Harriet (Rambo 2, Rocky 3, Gonzilla’nın Dönüşü mantığı ile) ikinci kitabını (Tom Amcanın Kulübesinin Anahtarı) yazar. Bu arada belgelere de yer verir mesela 22 Ekim 1852 tarihli Nashville-Gazette’te çıkan bir ilanı romanına koyar: “Satılık: 10-18 yaşları arasında iyi gelişmiş kızlar... sahibinden 24 yaşında kadın... 3 şirin çocuklu 25 yaşında bir bayan. Çok işe yarar... Müracaat: Williams Glower.” Adam kıtlığında Harriet üretkenlik açısından Kemalettin Tuğcu’yu andırırsa da onun çırağı bile olamaz. Şöhreti yakaladıktan sonra 30 roman daha yazar ama ne yazık ki hayal kırıklığına uğrar. Edebi çevrelerde en ufak bir yankı uyandıramaz. Hoş, Tom Amcanın Kulübesi de matah bir eser sayılmaz. Genç kızlar nehre düşer, köleler kurtarırlar. Beyazlar içer sızar, zenciler habire İncil okurlar. Siyahlar vebalı sahiplerine bakacak kadar fedakârdırlar ama efendileri onları nankör bulurlar. Roman akla hayale gelmeyecek tesadüflerle akar. En gizli şeyler hanlarda konuşulur ve birileri bunları duyar. Uçurumdan düşenler dallara takılırlar, üzülen kız çocukları verem olurlar. Harriet kendini en iyilerle en kötülerin mücadelesine öyle kaptırır ki grilerin farkına bile varamaz. Eh bu arada papaz kızı ve papaz karısı olduğunu gösterir, göze sokarcasına misyonerlik yapar. Bu yapış yapış mesajlar can sıksa da hakikat ortadadır: Roman iyi satar...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT