BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > AB yolunda sesli düşünceler

AB yolunda sesli düşünceler

Öteki, asla ulaşılması düşünülmeyen bir varlık ise, ondan bahsedildiğinde mecbur kalınmadıkça adı bile kullanılmaz.



Öteki, asla ulaşılması düşünülmeyen bir varlık ise, ondan bahsedildiğinde mecbur kalınmadıkça adı bile kullanılmaz. O denir, bu denir, şu denir. Veya o adam, şu adam, söz konusu şahıs vs... Gönülden yaklaşım arzusu olmadıkça bir çeşit iticiliği ifade eden isim-sıfatlarla bu tanımlamalar sürer gider... *** Demokrasinin beşiği denilen İngiltere’de(!) Guardian gazetesi yazarı T. Garton Ash bakınız ne diyor: “Fransa’da Türkiye yüzünden referandumda hayır çıkabilir. Osmanlı İmparatorluğu’nun bütün kalıntılarını birliğe alırsak onun kaderini paylaşır, biz de hasta adam oluruz. Bu kalıntılar çerçevesinde mütalaa edilen ülkelerden biri Türkiye. Yani Türkiye’nin öteki adı: Kalıntı... Bu sözden algıladığınız mesaj nedir? Ben şahsen değer vermeme, küçümseme ve sevgisizlik algılıyorum. Ya siz? *** AB ülkelerinden yükselen çatlak sesler, Ash’ın değerlendirmelerine benzer değerlendirmeler, taviz üstüne taviz talepleri Türk halkını rencide ediyor, onurunu kırıyor. Bu sebeple halk içinde eskisi gibi ne olursa olsun AB’ye girelim diye bir heves kalmadı. Avrupa rüzgarı eski şiddetini kaybetti. Bu, AB karşıtlarının zaferi değil. Bizzat AB’nin tutarsızlığı ve zaafı. Ne demiş atalar: “Fazla naz, âşık usandırır.” Âşık, ardı arkası kesilmeyen isteklerden ve kaprislerden gerçekten usandı... *** Ne olursa olsun, bir an evvel Avrupa’ya kapak atalım diyen, tarihî gerçeklere göz kapayan yarı aydınlarımız halktaki bu geri çekilişi, daha doğrusu duraklayışı AB karşıtlarının etkisiyle korkulara esir olmak şeklinde yorumluyorlar. Batının PKK’ya ve Kürt ayrılıkçılarına desteklerini, ülkemizde yoğun bir şekilde yürütülen misyonerlik faaliyetlerini görmezlikten gelip milletin maddî ve manevî değerlerin korunması, ülkenin bölünmez bütünlüğü yolundaki hassasiyetlerini bu korkulara bağlıyorlar. Oysa Guardian gazetesi yazarının aşağıdaki sözleri aslında bu korkuların yersiz olmadığını göstermiyor mu: “Bir imparatorluğu parçalamak kaç yıl alır? Kaç savaş gerektirir? Osmanlı İmparatorluğu için 400 yıl ve 20 savaş gerekti.” *** AB’ye katılmak, küreselleşme süreci içinde var olmak, ezilmemek istiyorsak kaybettiğimiz ruhu kazanalım, eğitimimize ağırlık verelim, çağın bilgileriyle donanıp bu bilgileri kullanma becerisi edinelim; mesleklerimizi dürüstlük ve şevkle yapalım; her şeyde Avrupa standartlarına erişelim, değerlerimizi evrensel değerlerlerle birleştirelim; birbirimize saygı ve sevgiyle kenetlenelim. Başka çaremiz yok!
Kapat
KAPAT