BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dünya bunları çabuk unuttu

Dünya bunları çabuk unuttu

15. yüzyılda İspanyollar 300 bin Yahudi’yi katletmeye hazırlanırken Avrupa gözünü kapamış, onlara sadece Osmanlı sahip çıkmıştı. 1905’te meşrutiyet devrimi yaşanan Rusya’da 30 bin Beyaz Rus da, “Bizi ancak Türkler korur” diyerek yine Osmanlı’nın kanatları altına sığınmıştı.



> Hayrettin Turan >Tek kapı: Anadolu ABDÜLMECİD’e ‘kurtarın bizi’ diye sığınan 5 bin Macar ve Polonyalı, 1917 Bolşevik ihtilali sonrası gelen 200 bin Rus, Saddam’dan kaçan 500 bin Kürt, İran’dan kaçan binlerce İranlı... Ve daha niceleri... Bunların hepsini unutan dünya, şimdi bir avuç Ermeni’nin yalanına teslim olmuş durumda. Tarihlerinin her döneminde, çeşitli ülkelerden zulümden kaçan binlerce insana kucağını açarak dünyaya sürekli insanlık dersi veren Türkler, şimdi Ermenilerin yalanlarıyla suçlanıyor. Türkler, hiçbir dil, ırk ve etnik kökene bakmaksızın mazlum Yahudi, Rus, Beyaz Rus, Macar, Polonyalı, Afgan ve Kürtlere kucak açtı. Bunları unutan dünya ise şimdi bir avuç Ermeni’nin yalanına teslim olmuş durumda. Bugün Türkiye’yi Ermenilerin yalanlarıyla suçlayan dünyaya şu tarihî göç olaylarını hatırlatmak gerekiyor: 300 bine yakın Yahudi İspanya kraliçesi İsabella’nın 31 Mart 1492 tarihinde bütün Yahudilerin ülkeden kovulmaları için ferman çıkarması, bu ülkede yaşayan Yahudileri oldukça zor durumda bırakmıştı. Bu ferman üzerine İspanya’yı terk etmek zorunda kalan 300 bine yakın Yahudi, çeşitli Avrupa ülkelerinden sığınma hakkı istedi fakat bütün kapılar yüzlerine kapandı. Bu durum karşısında tamamen yok olma noktasına yaklaşmış olan İspanya Yahudilerine Osmanlı İmparatorluğu kapılarını açtı. 15. yüzyılda 1492’de İkinci Beyazıt Han zamanında İspanya’daki zulümden kaçan Yahudilere hiçbir Avrupa ülkesi kucak açmazken gemilerle getiren Osmanlı İmparatorluğu bunlara ayrıca 5 yıl vergi muhafiyeti imkanı da tanıdı. Bu konuda ünlü yazar Bernand Lewis, “Avrupa ve İslam” adlı eserinde Yahudilere, Avrupa’da baskı görüp kovuldukça Osmanlı’nın kucak açmasına dikkat çekiyor. Lewis, Osmanlı’nın kovulan ve baskı gören Yahudilere her zaman kucak açtığını, hatta baskıdan kurtulmaları için Osmanlı topraklarına çağrıldıklarını ifade ediyor. Şükran sana İstanbul 1905’te Çarlık Rusya’daki meşrutiyet devrimi sırasında, ülkelerinden kaçmak zorunda kalan 30 bine yakın Rus, Türkiye’ye sığınarak hayatlarını kurtardı. 1917 Bolşevik Devrimi sonrası, dünyanın dört bir tarafına dağılan Beyaz Ruslar ise, özgürlüğe uzanan köprü olarak Türkiye’yi seçti. Rusya’dan kaçanları kabul eden Türkler, Beyaz Ruslar’a yardım maksadıyla Hilal-i Ahmer Cemiyeti tarafından 1921 yılının ocak ayında “halk çorbası” kampanyası başlattı. Tarihi kaynaklara göre, sayıları 150 bin ile 200 bin arasında olan Beyaz Ruslar’ın Türkiye’yi seçmelerinde en büyük sebep ise engin hoşgörü ve misafirperverlikti. Yazar Jak Delon, kaleme aldığı Beyoğlu’ndaki Beyaz Ruslar adlı eserinde bir Beyaz Rus şunları anlatıyor: “Rusya’dan kaçarken hep şunları düşündük. İspanyol engizisyonundan kaçan Yahudilere kapılarını açan tek ülke olan Türkiye, bizi de geri çevirmeyecektir.” Rus dilinde ‘şükran’ anlamına gelen “Spassibo” adıyla 1924’te İstanbul’da basılan eserin önsözünde, “Şükran İstanbul... Bize kollarını açtın, barındırdın, iş buldun, hayatımızı kurtardın! Seni hiç unutmayacağız, dünyanın güzel şehri İstanbul” ifadesi yer alıyor. Mazlumun yanında Tarih boyunca, zulme uğrayan insanlar hep Türkiye’ye sığınmışlardır. * 2. Dünya Savaşı’nın patlak vermesinin ardından Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden 10 bini aşkın insan, öldürülme ve eziyet görme korkusuyla kendilerini güvencede hissedebilecekleri tek ülke olan Türkiye’ye sığındı. * 1990’da patlak veren Körfez Savaşı sonrasında Saddam korkusuyla 500 bin kişi Türkiye’ye göç etti. Ve Türkiye, bu göçmenleri en iyi şekilde misafir etti. * 1979’da İran’daki devrimden sonra, yaklaşık 1 milyon insan Türkiye’ye kaçtı. * 1991’de Bulgaristan hükümetinin baskı politikası sebebiyle 300 binin üzerinde insan yine ülkemize sığındı. * Türkiye, Sırp zulmünden kaçan Kosovalılara da kucak açtı. ‘Başımı veririm onları vermem’ Sultan Abdülmecid zamanında Osmanlı İmparatorluğu’na sığınan 5 bin mazlum Macar ve binlerce Polonyalı için savaş dahi göze alındı. 1849’da, ayaklanan 5 bin Macar ve Polonyalı, Osmanlı’ya sığınmıştı. Sultan Abdülmecid, Rusya ve Avusturya’nın savaş tehdidine rağmen, “Tahtımı veririm, başımı veririm; fakat, devletime sığınanları asla vermem” sözleriyle, mültecileri iade etmemişti. Türkiye ile Avustralya farkına bak 1982’de Sovyetler, Afganistan’ı işgal edince 4 bin Afganlı kurtuluşu Türk topraklarında aldı. Aynı tarihlerde Avustralya hükümeti ise, kendisine sığınmak isteyen 400 Afganlı’yı bir ay boyunca gemide ve açık denizde aç ve hastalıkla yüz yüze bırakmıştı. Afganlar, iç çatışmalardan dolayı hayatlarını kurtararak 6 milyon km kare topraklara sahip ve nüfusu sadece 32 milyon olan Avustralya’ya kaçtı. Ancak Avustralya yönetimi, 400 Afganlı mülteciyi bir ay boyunca gemide bekleterek bir trajediye zemin hazırladı. Uluslararası baskılar sonucunda Afganları kabul etmeye razı olan hükümet, Afganlara çadır kamplarında mahkum hayatı yaşattı. Bu arada sivil toplum örgütleri, sendikalar ve birçok kurum ve kuruluş, liberal hükümetin mültecilere uyguladığı sert politikaları kınayarak, Afganların normal insan gibi yaşamaları için baskı oluşturdu.
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT