BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çağı Özal ile yakaladık

Çağı Özal ile yakaladık

TGRT HABER TV’de açıklamalar yapan Zeynel Abidin Erdem ve Bülent Akarcalı, “Bugünkü Türkiye’nin değerinin anlaşılması için 30 yıl öncesinin yokluklar Türkiye’si ile Özal’ın neler yaptığı gençliğe anlatılmalı” dedi.



> Hüseyin Türkoğlu İSTANBUL- İş adamı Zeynel Abidin Erdem, Turgut Özal’la birlikte sanayiden altyapıya, iletişimden turizme, Türk dünyası, AB ve ABD ile ilişkilere kadar birçok konuda çağ atladığımızı söyledi. Genel Yayın Müdürümüz Fuat Bol’un hazırlayıp sunduğu, yazarımız İsmail Kapan’ın da sorularıyla katıldığı “Çerçeve’den Yansımalar” programının bu haftaki konukları, Erdem Holding Yönetim Kurulu Başkanı Zeynel Abidin Erdem ile Sağlık ve Turizm eski Bakanı, 21. Dönem İstanbul Milletvekili Bülent Akarcalı oldu. 8. Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ın vefatının 12. yıldönümü dolayısıyla TGRT HABER TV’de özel olarak hazırlanan programda, Erdem ve Akarcalı, Özal’ın vizyonunu ve bilinmeyen yönlerini, nasıl bir Türkiye devraldığını ve devrettiğini anlattı. Tam bir özgürlükçüydü Özal ile çok yakın bir çalışma içinde olduklarını belirten ünlü iş adamı Zeynel Abidin Erdem, Özal’ın siyasete şanslı bir noktadan başladığını belirterek, yıllarca süren koalisyonlardan sonra tek parti ile iktidara geldiğini söyledi. Erdem, “Turgut bey daha iktidara gelmeden Türkiye’nin bir çok problemini çözebileceğini biliyordu ve iktidara geldiğinde de bunları kanunlarla ve kanun hükmünde kararnamelerle halletti” dedi. Erdem, Turgut Özal’ın daha Dünya Bankası’nda (ABD’de) çalışırken Başbakan olacağını ve meseleleri çözmeyi düşündüğünü, bu düşüncelerini de çevresi ile paylaştığını söyledi. Özal hükümetinde bakanlık görevinde bulunan Bülent Akarcalı ise merhum Cumhurbaşkanı hakkında şunları söyledi: “Turgut beyin en önemli özelliği özgürlükçü olmasıdır. Mesela sayın Demirel’e baktığınız zaman ‘yatırımcı’ özelliği ön plana çıkar. Ama Özal yatırımın tek başına yetmeyeceğini, yatırımın ancak özgürlükle mümkün olacağını biliyordu. O, vicdan özgürlüğü, fikir özgürlüğü ve teşebbüs özgürlüğünü teşhis etti. Dışa açılarak Türk insanının önündeki bütün zincirleri kopardı ve batıya entegrasyonu amaçladı. Şu anda Özal’ın özgürlükçü yönünü gündemde tutma konusunda hiç bir gayret olmadığı halde, konu kendiliğinden gündemde kalabiliyor. 1983’e kadar yurt dışına çıkmak büyük problemdi. 3 senede bir çıkabiliyordunuz. Döviz denen şey yoktu. Ama Özal bunları kaldırdı. Özal döneminde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne ferdi başvuru hakkı tanındı.” Özal ve Erdoğan dönemleri Özal’ın bu konuda ülkeye büyük kazanımlar sağladığını belirten Erdem de, onun döneminde insan haklarında önemli ilerlemeler kaydedildiğini söyledi. Erdem, İzmir’de yaptığı sıradan bir konuşma için düşünce suçu işlediği iddiasıyla hakkında 20’den fazla celp geldiğini hatırlatarak, Özal’la bu badirelerin giderildiğini söyledi. İş adamı Erdem, Özal dönemi ile Erdoğan döneminin benzerlikleri konusunda ise şöyle konuştu: “Özal ile Erdoğan farklı hasletlere sahip liderler. Göreve geliş şekilleri farklı. Özal özellikle uluslararası ilişkiler ve benzer konularda farklıydı. Ancak siyasi bir alt yapıdan gelen Erdoğan da sözlerini yerine getiren başarılı bir yönetici. Her ikisi de baba ve oğul Bush’lar döneminde görev yaptı, ancak Özal, dönemin Başkanı Bush’u çok etkilemiş, siyasi etkinliğini daha fazla kullanmıştır. Mesela Tayyip bey Meclis’ten tezkere konusunda yetki alamamıştır. Bunun sonucu olarak da Türkiye Irak’ta yoktur. Dolayısıyla da bölgedeki terör örgütü üzerinde etkili olamazsınız. Bu gün ABD ile o zamanki kadar iyi bir diyaloğumuz yok. Teröre karşı ABD’nin o zaman verdiği destek bu gün yok. Hatta bu durum Irak’ta Türk askerinin başına çuval geçirilmesine kadar gitmiştir. Bunu yapan ABD içindeki güç odaklarıdır ve bunlar da daha sonra Başkan Bush tarafından dağıtılmıştır. Yani Turgut bey verip, karşılığında da alıyordu. Ama bugün vermeden almak istiyoruz. Bu mümkün değil.” Nereden nereye... Özal’ın iktidara gelmesinden önce ile bugünkü Türkiye arasında çok büyük farklar olduğunu belirten Bülent Akarcalı, “Özal iktidara geldiğinde doğanlar bugün 22-23 yaşlarında ve Türkiye’nin bugünkü noktaya nasıl geldiğini bilmiyorlar. Bu gençler o yılların gaz ocağını bilmiyor, ama o zaman gaz ocağı bile lükstü. Halbuki Türkiye bu hızlı geçişi yaşadı, bu çağı yakaladı. Bu değişimi anlayabilmek için son 20-30 yılın bu gençlere anlatılması lazım” diye konuştu. Akarcalı, bugünkü iktidarları da zorlayan bürokratik engelleri Turgut Özal’ın nasıl aştığı konusunda ise şöyle konuştu: “Turgut beyle Tayyip beyin göreve geliş şekilleri bu noktada da farklı. Turgut bey bürokrasiden geldiği için, bürokrasinin nasıl işlediğini ve bunları nasıl aşacağını iyi biliyordu. Tayyip bey ise siyasi altyapıdan geldi ve belediye başkanlığından geldiği için bu sistemi daha iyi biliyor. Bir nevi başkanlık sistemi gibi. Yani çıktıkları basamaklar farklı. Tayyip bey çalışma arkadaşlarını da eski ekibinden seçtiği için bürokrasiyi aşmakta etkili olamadı.” İletişimde devrim Akarcalı ve Erdem, Özal döneminde iletişimde yaşanan aşamaların ise bir devrim niteliğinde olduğunu belirttiler. Akarcalı, Özal’ın başbakanlığından önce normal bir telefon almak için 10, 15 hatta 20 yıl beklendiğini, ancak bugün milyonlarca kişinin cebinde cep telefonu taşındığını kaydetti. Erdem de bu konuda bir hatırasını anlattı: “1974’te Mardin’i aramak için Şişli Postanesi’ne gidip ‘yıldırım’ sistemi ile kayıt yaptırdım. Saatlerce beklemek zorunda kaldım. Yine bir defasında İzmit’te bir ürün sattık. Ürünlerin ulaştığını öğrenmemiz gerekiyordu ve bu amaçla ‘acele’ telefon edecektim. Görevli, bana önümde 23 kişi olduğunu söyledi. Hemen görüşemeyeceğimi anlayınca, arabama binip İzmit’e gittim. Döndüğümde daha telefon sıram yeni gelmişti. Ama şu anda ortalama 12 dakikada cep telefonu sahibi oluyorsunuz.” Özal’ın kalkınma için enerji, ulaşım ve iletişime çok önem verdiğini belirten Erdem, “Televizyon yayınları siyah-beyaz ve günde 4-5 saat sürüyordu. Özel yayın zaten yoktu. O zaman bir telsizle yakalanan casuslukla suçlanıyordu. Şimdi ise herkesin cebinde telefon var. Özal’la birlikte özel kanallar yayına başladı ve bu rakam bu gün ulusal bazda 58’e ulaştı” dedi. Turizmde önemli yatırımlar Akarcalı, 1980 öncesi Türk turizmi ile sonrası dönem hakkında şunları söyledi: “O dönemde turizm diye bir şey yoktu. Dönemin Turizm Bakanı Barlas Kuntay, büyük atılımlar yaparak turizm atağı başlattı. 25 milyon dolar kredi bularak Antalya sahilinin alt yapısını oluşturdu. Bu noktada devletin cebinden pek para çıkmadı. Benim Turizm Bakanlığım döneminde binin üzerinde otel yapıldı. Şu anda yapılan otellerle Akdeniz havzasına hakimiz. Özal döneminden önce Türkiye’de kahve yoktu. Kahve olmadığı için nohut kahvesi yapılıyordu.” Bülent Akarcalı, AK Parti’li milletvekillerinin gündeme yansıyan “lidere ulaşamaması” konusunda ise şöyle konuştu: “Lidere erişememe milletvekillerinin genel bir eğilimidir. Bunu Turgut beyle de Mesut beyle de yaşadık. Biz bunu olabildiğince boş zamanlarda, mesela havalimanına giderken ve benzeri zamanlarda yapıyorduk. Erdoğan’ın yurt dışı gezileri çok yoğun. Benim bu noktada Başbakan’ın kurmaylarına tavsiyem, bizim yaptığımız gibi yapsınlar.” Türk dünyası projesi Zeynel Abidin Erdem, Özal’ın Türk dünyası ile ilgili projesini şöyle anlattı: “Türkiye bir ağabey olmayacaktı. Enerji ve diğer konularda Türkiye bir dağıtım merkezi olacaktı ve bu konuda kimseyi rakip almayacaktı. Ayrıca kültür ve tarih bağlarını tek bir kalem altında toplamak istiyordu. Bu konuda ABD’nin desteğini de almıştı. Proje 6 senede bitti. Ama bu konuda Türkiye’nin sadece köprüyü ABD ile kuracağı düşünceleri oluştu ve paniklemeler başladı. Hatta Çin’in bir eylem ortaya koyması bekleniyordu. Bunun için Çin’e ikna turu düzenlenecekti. Ancak bazı güçler onu yok etmek istiyordu ve sonunda bu oldu.” AB’nin yıldızı olacaktık Zeynel Abidin Erdem, Özal’ın AB üyelik süreci ile ilgili çalışmalarını şu şekilde anlattı: “Eğer merhum Özal şu anda yaşıyor olsaydı sanıyorum Türkiye şu anda belki de AB’nin şartlı üyesiydi ve 2010’da da tam üye olabilecekti. Turgut bey önceki dönemde yapılan 40 yıllık açığı hızla kapattı. Hedeflerini İzmir İktisat Kongresi’nde açıklamış ve önümüzde 10 yılda Türkiye’nin yıldızının parlayacağına işaret etmişti. Özal burada Türkiye’nin Avrupa’nın ikinci büyük ülkesi olabileceğini ifade etmişti.” Yeni bir parti kuracaktı Özal’ın parti kurma hazırlıkları yaptığını belirten Erdem, şunları aktardı: “Turgut beyin çalışmasını engellemeye çalışıyorlardı. O da bir çok iş adamı ve bürokratla bu konuda görüşüyordu. Bir iş gezisi sırasında Celal Adan beye hitaben ‘parti kuruyoruz’ dedi ve bu konuda o kafiledeki iş adamlarından destek aldı. Ancak buna ömrü vefa etmedi.” Türkiye’nin lobi faaliyetlerini değerlendiren Bülent Akarcalı ise, “Lobi faaliyetleri konusunda hiç bir hükümet yeterli değildir. Lobi bilgilendirmedir. Bu da topyekun olmalıdır. Mesela soykırım iddiaları konusundaki lobi faaliyetlerini bütün kurumlar yapmalı. Bu konuda üniversiteler gerekli araştırmayı yapmalı ve ilgili kurumlara iletmeli” şeklinde konuştu.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT