BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Borç biter mi?

Borç biter mi?

Ne demişler? “Borçlu ölmez; benzi sararır!” “Borç, yiğitin kamçısıdır; ama ödeyemeyeni silkelerler!” “Borç yiyen, kesesinden yer!”



Ne demişler? “Borçlu ölmez; benzi sararır!” “Borç, yiğitin kamçısıdır; ama ödeyemeyeni silkelerler!” “Borç yiyen, kesesinden yer!” *** İçinize baygınlık gelmeden burada kesmekte yarar var. Sadede gelelim. Kamu borçları söz konusu olduğunda “Borç biter mi, ne zaman biter?” diye sormanın anlamı yoktur. Hedef, borcun sıfırlanması değil, borç dinamiklerinin iyileştirilmesidir. Borç dinamiklerini taşınabilir kılmanın iki yolu var: * Oyunun kurallarını içinde, yani piyasa çözümünü benimseyerek, sağlıklı borçlu olmaya gayret etmek * Oyunun kurallarını değiştirerek, “konsolidasyon” ya da “moratoryum” gibi operasyonlarla, yani çamura yatarak çözüm bulmaya çalışmak. Bir kısım zevata göre, Türkiye’nin borç dinamiklerinin tedrici yöntemle, yani piyasa dinamiklerine teslim olarak iyileştirebilmesi imkansızdır. Buradan kalkarak, bazı delikanlı iktisatçılarımız, bir dizi çamura yatma yöntemi önerseler de, bunların hiçbirinin, özellikle IMF destekli program ile birlikte, uygulanma şansı bulunmuyor. Sağlıklı bir borç yönetimi için, borç dinamiklerinin oyunun kuralları içinde rehabilite edilmesi gerekiyor. Mali sisteme derinlik kazandırmak, vadeyi uzatmak, risk primini ve reel faizi geriletmek, mali sistemde iç borçlanma senetleri dolayısıyla oluşan finansal kırılganlığı azaltmak zorundayız. Temel makroekonomik hedeflerin tutturulması durumunda, Türkiye’nin iç borç dinamiklerinde (vade, reel faiz, borç/GSMH, risk primi gibi) tedrici bir iyileşme sağlayabiliyoruz. Böyle bir iyileşmeyi küçümsemiyoruz. Ne var ki, bir olumsuz dış ya da iç şok durumunda ani ve hızlı bir kötüleşmenin sinyallerini hemen alıyoruz. Borç stokunun çevrilebilir olması ve risk primi üretmemesi için yapılması gerekenleri ise özetle şöyle sıralayabiliriz: * Fiyat istikrarı ve sürdürülebilir büyüme * Hedeflenen düzeyde “faiz dışı fazla” * Reel faizin düşmesi * Kur riskinin taşınabilir düzeyde olması * Borçlanma vadesinin uzatılması Oldukça kuvvetli dış ve iç şoklara rağmen, 2003 ve 2004 itibariyle yukarıda yer alan reçetenin gereklerini yerine getirdik. Enflasyon, büyüme, faiz dışı fazla/GSMH’ya, ilişkin hedeflerin tutturulması ve faiz oranlarının düşmesi, kur riskinin taşınabilir düzeyde olması, borç yönetiminin kredibilitesini arttırdı. Hazine’nin eurotahvil ihraçları başarıyla gerçekleştirildi. Kalıcı bir düzelme için... Peki ne oldu? -Sağlıklı borçlu olma yönünde önemli adımlar attık mı? -Evet! Problemi çözmek için yeterli mi? -Hayır! Bütün bunlara rağmen kalıcı bir düzelme sağlayabilmiş değiliz. Konsolide Bütçe dışı kamu kesiminden kaynaklanan ve birtakım fiskal hilelerle gizlenen açıkların geçmişte olduğu gibi nüksetmemesi çok önemli. Diğer taraftan, sosyal güvenlik açıkları tehdit oluşturmaya devam ediyor. Türkiye’nin sosyal güvenlik açıklarının azaltılmasına yönelik bir dizi radikal düzenlemeye ve yapısal reforma gerek var. *** İmza bekleyen Stand-by, bu konuda bazı hedefler verebilmeli. Niçin? * “...Borç-faiz-borç...” sarmalının makroekonomik istikrarı tehdit etmemesi için... * Ülkeye borç verenlerin ürkmemesi için... * Hepsinden önemlisi, “Hey Corç, versene borç!” dememek için...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 91630
    % 2.1
  • 4.7866
    % -1.01
  • 5.5944
    % -1.16
  • 6.3074
    % -1.67
  • 189.176
    % -2.18
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT