BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Rüşdünü ispat eden ilk meclis

Rüşdünü ispat eden ilk meclis

85 yılı geride bırakan TBMM, siyasi açıdan bağımsızlık ve istiklalin tamamen tehlike altında olduğu günlerde kuruldu.



> Suavi Kemal Yazgıç Bu 23 Nisan’da demokrasimizin “kalpgâhı” olan Türkiye Büyük Millet Meclisimizin 85. kuruluş yıldönümünü kutluyoruz. Ayrıca 2005 yılı da “Milli Egemenlik” yılı ilan edildi. Bütün bu vesilelerle Milli mücadelenin idare edildiği, demokratik teamül ve geleneklerimizin geliştiği TBMM’nin ve ‘Milli Egemenlik’ kavramının bir muhasebesini yapmak, bugünümüzü inşa eden kimi olayları tekrar hatırlamak istedik. S.K.Y. Milli egemenlik; millet düzeyine erişmiş bir toplumda hürriyetlerin, eşitliğin ve adaletin devamlı ve kesintisiz olarak sağlanması ve korunması için o toplumu meydana getiren fertlerin her birinde ayrı ayrı bulunduğu doğal kabul edilen iradelerin birleşip, kaynaşarak Millet iradesine dönüşmesi, açıklanması ve örgütlenmesi olarak tanımlanır. “Millet Meclisleri” - “Parlamentolar” - “Milletvekili Meclisleri” gibi adlarla oluşturulan kurumlar milletin sahibi bulunduğu egemenlik hakkının örgütlenmesi anlamını taşır. Millet, egemenliğinin gereklerini bu kurumlarla yerine getirir, iradesini bu kurumlarla açıklar, güç ve iktidarını bu kurumlarla temsil ettirir. Milli egemenlik kavramının Türkiye’de tezahür ettiği adres ise Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. 85. yılını kutladığımız TBMM, ‘yedi düvele’ karşı istiklalimizi savunduğumuz Milli Mücadelenin en karanlık günlerinde kurularak yeni devletin yani şafağın müjdecisi olmuş; ilk meclisin üyeleri kimi zaman yoksullukla kimi zaman da düşmanların top sesleri altında Milli Mücadeleyi sevk ve idare ederek tarihteki yerini almıştır. TBMM’nin evveliyatı TBMM, hiç şüphesiz tarihimizdeki ilk meclis değildi. 85 yıllık köklü bir kurumumuz olan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ilk defa toplandığı 23 Nisan 1920’de ülkemizde bir meclis eksik ve aksamalarıyla da olsa bir meclis geleneği vardı. Türkiye’nin demokrasi tecrübesinin kökleri pek çok başka alanda olduğu gibi Osmanlı Devleti’ne uzanmaktaydı. Seçimle gelen ilk meclisimiz 1837’de toplanan Eyalet Meclislerine kadar geri gitmekte. 1839’da ilan edilen Tanzimat Fermanı’nın habercisi olan bu uygulama ile her eyalette temsil esasına dayalı meclisler kuruldu. Eyalet Meclisleri 1877’de ilan edilen I. Meşrutiyet çerçevesinde kurulan ilk parlamentomuzun çekirdeğini teşkil etti ve ilk mebusların mühim bir bölümü daha önce Eyalet Meclislerinde görev alan kişilerden seçildi. İIk Türk Parlamentosu, “Meclis-i Umumi” (Genel Meclis) adı altında ve iki meclisli olarak, 20 Mart 1877’de çalışmalarına başladı. İki dereceli seçimler sonucu oluşan “Heyet-i Mebusan” veya bazen ifade edildiği gibi “Meclis-i Mebusan” (Milletvekilleri Heyeti), 69’u Müslüman ve 46’sı Müslüman olmayan 115 üyeden oluşuyordu. Doğrudan doğruya padişahça atanan “Heyet-i Ayan” veya diğer adıyla “Meclis-i Ayan” (Seçkinler Heyeti) ise, 26 üyeden kurulmuştu. Ve ilk tecrübeler... İlk parlamento hükümeti denetleme görevinde beklenilenden daha da başarılıydı. Hatta ilk meclisin dağıtılması, zamanın denetimden rahatsız olan hükümetinin Padişah’tan bu doğrultuda talepte bulunması etkili oldu. II. Meşrutiyet ile kurulan ve 1908 ile 1918 arasında görev yapan Meclis ise çok partili siyasi hayatımızın ilk tecrübesi olarak tarihimizdeki yerini alırken 23 Nisan 1920’de kurulan ilk TBMM’nin de pek çok üyesi bu mecliste yer alarak siyasi hayatlarına adım attı.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT