BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Müjdeler olsun sana!”

“Müjdeler olsun sana!”

Resulullah Efendimiz, mağarada beklerken bir ara Hazreti Ebû Bekr-i Sıddîk’ın mubârek yüzlerinde değişiklik görüp, sebebini sorunca Hazret-i Ebu Bekir şöyle anlattı: “Mağarada olan delikleri bir bir tıkadım, lâkin, cübbe parçası bir deliğe yetmedi. O delik de açık kalmasın diye ayak tabanımı dayamıştım. Bir yılan, birkaç defa soktu.



Resulullah Efendimiz, mağarada beklerken bir ara Hazreti Ebû Bekr-i Sıddîk’ın mubârek yüzlerinde değişiklik görüp, sebebini sorunca Hazret-i Ebu Bekir şöyle anlattı: “Mağarada olan delikleri bir bir tıkadım, lâkin, cübbe parçası bir deliğe yetmedi. O delik de açık kalmasın diye ayak tabanımı dayamıştım. Bir yılan, birkaç defa soktu. Ayağımı delikten çekmeye korktum ki, o yılan delikten dışarı çıkıp, zât-ı şerîfinize bir elem ve ıstırâb verir” diye Cevap verdi. Resûlullah Efendimiz: “Onunla benim aramı aç, bırak çıksın” buyurdu. O an hazreti Ebû Bekir mubârek ayağını delikten çekti. İçeriden görünüşü hüzün ve gam veren zehirli bir yılan çıktı. Fahr-i âlem Efendimiz: “Ey yılan! Benim mağara arkadaşımı ve esrârıma vâkıf olanı, Allahü teâlâdan korkup, benden hayâ etmedin mi, ayağını sokarak eziyet ettin” diyerek, azarlayınca, yılan şöyle cevap verdi: “Ey Habîb-i Rahmân! Ey insanların ve cinnin Peygamberi! Senin âşıkın sâdece insanlar değildir. Belki hayvan zümresinden kuşlar, yılanlar, karıncalar, cemâline âşıktır. Hattâ ben kulun, birçok yaşlı, gözü nemli, kendi cinsimiz olan büyüklerimizden yüksek vasıflarınızı dinleyip, ışık saçan yüzünüzü görmeye müştak ve hayran ve kendinden geçmiş, şaşkın şekilde ağlayarak, mâl ve mülkünü terk edip, âşık-ı divânen olmuştum. Bu mağarayı şereflendireceğinizi öğrenmiştim. Onun için nice zamandan beri, bu sıkıntılı mağarada gece-gündüz demeyip, yolunuzu bekliyordum. Böylece, sizin buraya teşrîfiniz ile, ayrılık acısına ve içimdeki derde merhem edeyim. Çünkü, en mes’ûd bir zamanda, bu karanlık mağarada, arkadaşınla mağaraya girince, sabah güneşi gibi zâhir olup, devlet güneşim doğdu. Fakat ne var ki, arkadaşın yine perde oldu. Bu sebeple, korku ve hayâ ben kulundan kalkıp, zarûrî olarak, bu küstahlık benden vâkı’ oldu”, diye özür diledi. Seyyid-üs-sekaleyn, dünya ve âhirette bulunanların şefâ’atcisi, yılanın özürünü kabûl etti. Hazreti Ebû Bekir’in yarasına, mübârek ağızlarının suyundan sürdü. O ânda acısı şifâ buldu. Enes bin Mâlik rivâyet eder: Bir gün gördüm ki Server-i Enbiyâ, Hazreti Ebû Bekr-i Sıddîk ile müsâfehâ edip, buyurdu ki, “Müjdeler olsun sana yâ Ebâ Bekir! Hak teâlâ, bütün mahlûklara, umûmî olarak, tecellî eder. Ammâ, sana husûsî olarak tecellî eder.”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT