BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kabirlerinden kanatlı kalkanlar!

Kabirlerinden kanatlı kalkanlar!

Bir gün, Resûlullah efendimiz Eshâbının toplandığı bir yere gelmişti. Onlara şöyle buyurdu: Az önce, kardeşim Cebrâil yanımdan ayrıldı.



Bir gün, Resûlullah efendimiz Eshâbının toplandığı bir yere gelmişti. Onlara şöyle buyurdu: Az önce, kardeşim Cebrâil yanımdan ayrıldı. Bana şu hadiseyi anlattı: “Yâ Resûlallah! Allahın kullarından biri, beş yüz yıldan beri bir adada tek başına yaşamaktaydı. Allahü teâlâ, o kula adada parmak kalınlığında, tatlı bir su verdi. Bir de nar ağacı verdi. Her gün bir nar olur. Her akşam o kul, adanın yüksek yerinden abdest almaya deniz kenarına iner. Narı alır, yer, suyunu içer, sonra namaza dururdu. Beşyüz yılını böyle ibâdetle geçirdi. Ölüm zamanı gelince, Rabbinden secdede rûhunu teslim etmek, cesedine hiçbir şey yol bulup gelememek, dirilinceye kadar böyle secdede kalmak için, niyâzda bulundu. Allahü teâlâ, onun her dileğini yerine getirdi. Allahü teâlâ bu kimsenin vefâtından sonra meleklerine emretti: - Bu kulumu rahmetimle Cennete koyunuz! O kul itiraz etti. Beşyüz yıl aralıksız ibâdet ettiği için ameli ile Cennete girmek istiyordu. Cenâb-ı Hak meleklere emretti: - Kulumun hesâbına bakın; ni’metimle amelini karşılaştırın! Melekler, bu kulun yaptığı amelleri ve Cenâb-ı Hakkın bu kuluna yaptığı ihsânları karşılaştırdılar. Bu hesap sonunda şu netice alındı: Onun beş yüz senelik ibâdeti, sadece görme ni’metinin, gözün karşılığı bile değildir. Kendindeki diğer ni’metler karşılıksız kalır. Bunun üzerine Allahü teâlâ şu emri verdi: - Bu kulumu Cehenneme atın! Cehenneme götürülürken o kul, yaptığı büyük yanlışlığı fark ederek yalvardı. Bu kulun yalvarıp yakarması neticesinde Allahü teâlâ meleklerine geri getirmelerini emretti. Ona, Allahü teâlâ sordu: - Kulum, sen hiçbir şey değilken, seni kim yarattı? - Yâ Rabbî, sen yarattın! - Bu senin amelinle mi oldu, yoksa rahmetimle mi? - Rahmetinle yâ Rabbî! - Beş yüz sene sana ibâdet kuvvetini kim verdi? - Sen verdin, yâ Rabbî! - Seni o adanın ortasına kim yerleştirdi? Tuzlu denizden sana kim tatlı suyu çıkardı? Her gece sana bir tane nar veren kim? Ve sen, bu sırada, rûhunu secde hâlinde almamı istedin ve duânı kabûl ettim. Bunları kim yaptı? - Sen, yâ Rabbî! - Evet, bütün bunlar benim rahmetimle oldu. Şimdi seni, rahmetimle Cennetime koyuyorum. Allahü teâlâ mü’minlerden bir zümreyi kabirlerinden kanatlı olarak diriltir. Sûr’a üfürüldüğü zaman kabirlerinden uçarlar. Cennet-i a’lâya koşarlar. Onları melekler karşılar ve onlara sorarlar: - Siz kimsiniz? Bu ni’metlere nasıl kavuştunuz? Siz dünyada nasıl bir amel işlediniz? - Biz O’na kulluk ettik. Yaptıklarımıza değil, O’nun rahmetine güvendik. O’ndan başka her şeyden yüz çevirdik. Başkasından bir şey beklemedik. Allahü teâlâ bize hesaba çekilecek bir dünyalık vermedi. Onun için böyle kolay geldik.”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT