BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Adaleti mülkün esası yapalım”

“Adaleti mülkün esası yapalım”

Rüşvet haberleri Yıldırım Bayezid’i öfkelendiriyor: “Bre Bostancubaşu! Bütün şehri dolaş. Kadılardan ve mahkemelerden şikayetçi olanları tek tek tespit et. Sonra da gel bana bildir. Bildir ki, adaleti tekrar mülkün esası yapalum!”



Yer, Bursa... Tahtta Niğbolu Kartalı Yıldırım Bayezid, Kadılık postunda ise, Molla Şemsüddin Fenari oturuyor. Padişah bir konuda şahitlik etmek üzere mahkemede, Kadı huzurunda... Evvela hüviyet tespiti. Ardından Emir Sultan’ın gürül gürül sesi: -Hünkarum! Namazlarını cemaatle kılmadığın söylentisi çıktığı için şahitliğini kabul etmiyorum. Evet ya!.. Padişah sarayının avlusuna hemen bir cami yaptırdı ve beş vakit namazını burada cemaatle kılmaya başladı. Ancak ondan sonra şahitliği kabul edildi. “Bağımsız yargı”, meğer ne anlama geliyormuş? “Mağdur oldum Sultanım” Yıl 1393... Başkent hâlâ Bursa. Osmanlı tahtında hâlâ Yıldırım Bayezid Han oturuyor... Sefer dönüşü bir solukluk uğradığı yerde “Ayak Divanı” (Padişahın doğrudan halkın şikayetlerini dinlemesi) kurdurup halkın dertlerini dinlerken, yaşlı bir kadın Padişaha sesleniyor: -Padişahım! Yularını gevşek tuttuğun hademelerinden biri, destur dilemeden sütümü içti. Bedelini talep ettiğimde bağırıp çağırdı. İmam efendinin himmeti, ahalinin gayretiyle herifi yakalayıp kadı efendiye götürdüm, o da herifin lehine hükmetti. Mağdur oldum. Hakkımı isterim.” Hademe aranıp bulunuyor. Padişahın huzuruna çıkarılıyor. Padişah bizzat sorguluyor ve suç sabit oluyor. Hademe cezalandırılacak ve konu kapanacak. Hayır! Padişahın aklı bu işin içindeki işte: “Acaba şahitli ispatlı bir suçu, Kadı Efendi neden cezalandırmamış? Yoksa bazı kadıların rüşvet yediği söylentisi doğru mu?” Hademeye sual edilince şöyle cevap veriyor: -Şevketlüm, rüşvet vermedim, sadece senin maiyetinde bulunduğumu söyledim. O da kabahatimi bağışladı. “Mülke kıran girmiş!” Yıldırım Bayezid yıldırım gibi gürlüyor: -Kul hakkını Mevla bile bağışlamazken, kadılar bu salahiyeti nereden alır? Tiz o kadı bulunup huzurumuza getirile! Başını ellerinin arasına alıp mırıldanıyor: “Eyvah ki, eyvah!.. Mülke kıran girmiş de haberimiz yok. Tiz Bostancubaşu gelsün!” Bostancıbaşı derhal huzura getirilir: -Bre Bostancubaşu, adamlarını topla! Ev ev bütün şehri dolaş. Kadılardan ve mahkemelerden şikayetçi olanları tek tek tespit et. Sonra da gel bana bildir. Bildir ki, bozuk mizaçların kârını itmam idub adaleti tekrar mülkün esası yapalum.”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT