BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Taraftarlık böyle bir şey!

Taraftarlık böyle bir şey!

Türkiye’de kimse hakemin tarafsız maç yönetmesini istemiyor. Herkes, kendi takımı lehine torpil bekliyor hakemden...



KRİTİK Türkiye’de kimse hakemin tarafsız maç yönetmesini istemiyor. Herkes, kendi takımı lehine torpil bekliyor hakemden... Bu “ünlü” takımların her maçında bir hakemi feda ediyoruz. Hadi bakalım, Bülent Demirlek Beşiktaş’a, Selçuk Dereli Fenerbahçe’ye bir daha ne zaman çıkacak, göreceğiz. Bülent Demirlek’in iki senedir “Galatasaray yasaklısı” olmasının sebebi, Ümit Karan’ın elle Adanaspor ağlarına gönderdiği (ve itiraf ettiği) golü iptal etmesi... Yani bu “ünlü” takımların maçını yönetebilmen için elle atılan golü sayacaksın, forma çıkarana kart göstermeyeceksin, aleyhlerine penaltı çalmayacaksın, kırmızı kartı hak etse bile “oyuncuyu sahada tutmaya çalışacaksın.” “Kaşınan” bir futbolcuyu sahada tutmaya çalışmak hangi kural kitabında yazıyor? Futbolcununki adrenalin de hakeminki lağım suyu mu? Adamın sarı kartı var, forma çıkarıyor, kart otomatikman kırmızıya dönüyor. Stat yıkılıyor. ... “Bana ‘lan’ dedi, ben de onun anasına, avradına küfrettim.” Yani onun anası, avradı senin ‘lan’ına denk geliyor! Ve bu kaprisi yüzünden 22 yıldır kupa hasreti çeken takımın elenmesi umurunda değil adamın... ... Taraftar hakeme değil, bu anlayıştaki futbolculara öfkelenmedikçe Türkiye’de hiçbir şey düzelmez. Kanal D iki kupa maçını yayınladı, -anlatım olarak- ikisinin de canına okudu. Bir dönemin en iyi spor spikerlerinden olan İlker Yasin miadını doldurduğunu G.Saray - Trabzon maçında gösterdi. G.Saray bir yabancı takıma karşı oynuyormuş gibi anlatması bir yana, artık isimleri karıştırıyor, özne, yüklem, tümleç her şeyi bulamaç ediyor. Gökhan Telkenar ise tam bir eyyamcılık yaptı Fenerbahçe-Denizli maçında... Kural kitabı kalecinin ceza sahası dışında oynamasına kart diyormuş! Kendisi voleybolu iyi anlatır; galiba bahsettiği de voleybol kitabı... Kalecinin elle oynaması rakibin avantajını kesme oranına göre kırmızı kart, sarı kart veya kartsız olur pozisyon.. Denizli kalecisi kasıt olmaksızın yanlışlıkla topa dokunurken, civarında rakip yok birader... Bir pasa engel olma, bir atak kesme, kaleye giden topu dışarıda engelleme gibi bir durum yok. Rakibin değil, kendi takımının aleyhine bir icraat söz konusu... Sen ne diye hançereni yırtıyorsun maç boyunca? Seyirciyi de bunlar yönlendiriyor işte... BAŞKA ATALARIN SÖZLERİ Kitap, insanın cebinde taşıdığı bahçe gibidir. (Arap) OKUMUŞ NOT ALMIŞIM Yine beceriksizler (Perşembeden taşanlar) Alman hakem Wolf-Dieter Ahlenfelder 1975’teki altıncı Bundesliga maçını sarhoş olarak yönettiği için ilk yarının bitiş düdüğünü 35 dakika gibi rekor sayılacak bir zamanda çalmıştı. Daha sonraki günlerde kendini şöyle savunmuştu: “Biz erkek adamız, Fanta içecek değiliz ya.” ... Rus hakem Sergei Kosiano ve üç yardımcısı 1999’da Hapoel Haifa-Brugge UEFA Kupası maçının yönetmek üzere Tel Aviv’e sarhoş indiler ve havalimanında bayan polislere sarkıntılık etmekle kalmayıp trafik akışını da idare etmeye kalkınca maçı yönetmek üzere apar topar dört Romanyalı hakem yola çıkarıldı. ... Bayernli oyuncu Winklhofer’in 1985 yılında Uerdingen karşısında kendi kalesine attığı gol Alman ARD televizyonu tarafından “ayın golü” payesine layık görüldü ancak futbolcu ödül için stüdyoya gelmekten kaçındı. ... Andreas Köpke Alman milli takım kalecileri arasında en çok küme düşen oyuncuydu. 1994’te Nürnberg takımıyla küme düştü. İki yıl sonra E.Frankfurt’la, son olarak 1999’da yine Nürnberg ile ikinci kez ikinci lige düştü. ... Darren Barnard 1998’de dizini beş ay boyunca kullanılamayacak hale getirmeyi becermişti; çünkü mutfağa altı kaymayan ayakkabıyla girmeyi ihmal etmiş ve fayansların üzerinde kayarak yere çakılmıştı. ... Nijeryalı milli oyuncu Babayaro 1998’de gol attığında bu sevinç son derece doğaldı, çünkü o savunma oyuncusuydu. Ama golden sonraki salto gol kadar başarılı değildi: Babayaro takla atayım derken bir bacağını kırdı. ... 1999 Şampiyonlar Ligi finalinde Bayern Münih karşısındaki 2-1’lik galibiyette o meşhur golü atan Solskjaer, dizleri üzerine çökmüş, bütün takım arkadaşları üzerine çullandığından dizindeki bağlar yırtılmıştı. ... Çek Pavel Kuka, “Kurt” adlı korku filmini izlerken kana susamış olmalıydı ki, yerde duran bir gazoz şişesiyle topuğunu kesmişti. ... Werder Bremen’li Oliver Reck, Chiclana’daki kamp sırasında sabun elinden kaymış, ayağıyla tutmaya çalışırken sakatlanmıştı. ... Alan Mullary, Tottenham’ın eski savunma oyuncusu ve İngiliz Milli Takım oyuncusu, tıraş olurken boynunu incittiğinden bir milli maçı kaçırmıştı. ... Arsenal’li Charlie George’nin ayağının üzerinden çim biçme makinesi geçtiği için sakatlanmış ve uzun bir süre evden çıkamamıştı. ... Liverpool’un Danimarkalı kalecisi Stensgaardise, 90’lı yılların ortasında bir gün, devrilen ütü masasını düzeltmeye kalkıştı, ciddi bir şekilde omzunu sakatladı. (Futbolun Beceriksizleri Ansiklopedisi, Christian Eichler) SAHİBİ BELLİ SÖZLER “Florya’da gösteri yapanlar bir avuç çapulcu...”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT