BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Düğünde takılan bilezikleri ver!..”

“Düğünde takılan bilezikleri ver!..”

Haydar, tuvalet masasının çekmecesini açtı. Orada kırmızı, kadife bir kutu duruyordu. İçinde Zaliha Hanımın mücevherleri vardı. Birkaç altın bilezik, iki tane pırlanta yüzük ve bir pırlanta broş. Hepsini avuçlayarak cebine attı!..



Haydar alay eder gibi baktı annesine... Bir şey söylemeden yürüdü. Koridora girdikten sonra eğilip kapıdan geriye baktı. Annesi kahvaltı ediyordu. Ayaklarının ucuna basarak anne ve babasının odasına girdi. Tuvalet masasının çekmecesini açtı. Orada kırmızı, kadife bir kutu duruyordu. İçinde Zaliha Hanımın mücevherleri vardı. Birkaç altın bilezik, iki tane pırlanta yüzük ve bir pırlanta broş. Hepsini avuçlayarak cebine attı! Haydar mücevherleri aldıktan sonra kendi odasına girdi. Elmas bebeğini emziriyordu. İrkilerek baktı kocasına. Haydar pis bir gülümsemeyle: - Düğünde sana takılan bilezikler nerede? diye sordu. Elmas korkuyla başını uzattı yüklüğe doğru: - Yastıkların altında... Ama bir tane var sadece. Ötekileri almıştın daha önce... Haydar öfkeyle bağırdı: - Sus be kadın sormadık sana... Yastıkların altından bileziği alıp geldiği gibi fırladı odadan. Annesi hâlâ çayını içiyordu. Gülümsedi ona: - Ben çıkıyorum anne, sen babamla konuşursun... Zaliha Hanımın bir şey söylemesine fırsat vermeden ceketini giyip kapıyı çarptı. Zaliha Hanım mücevherlerinin çalındığını akşam üzeri fark etti. Çığlıkları ayyuka çıkıyordu. Elmas korkuyla fırlamıştı odasından. Gözleri şaşkınlıktan büyümüş bir şekilde kayınvalidesinin feryatlarını dinliyordu. Ne olduğunu anlamamıştı. Zaliha avazı çıktığı kadar bağırıyordu: - Gitti, en güzel pırlantalarım gitti. Hırsız girmiş... Birden gözleri kapının kenarından kendisine bakan gelinine ilişti: - Yoksa sen mi aldın kız? Elmas bir adım geri çekildi korkuyla: - Tövbe tövbe... O nasıl söz ana... Ben alsam burada olur, bir yere gitmedim, evden çıkmadım. Bak, ara istersen... Zaliha hiddetle daldı Elmas’ın odasına. Her şeyi darmadağınık bir hale getirene kadar aradı odayı. En ince noktalara kadar baktı. Bu aşağılayıcı durum acıtıyordu genç kadının içini. Parçalandığını düşünüyor, hazmedemiyordu. En kötüsü de çaresizlikti. Bu haksızlığa bu iftiraya karşı savunmasız kalışıydı. Sonunda mücevherlerin Elmas’ta olmadığına kanaat getiren Zaliha Hanım adeta uluyarak salona attı kendisini. Ağlıyordu. Elmas yanına gitti kayınvalidesinin: - Üzülme ana! Bulunur elbet, kim alacak ki, evden dışarı çıkmamıştır, belki başka yere koymuşundur... Zaliha başını iki yana salladı: - Alınmış, birisi alıp gitmiş... Kim geldi bu eve? Elmas omuzlarını kaldırdı: - Kimse gelmedi ana, ev halkından başka kimse gelmedi. Bir babam vardı, bir de Haydar... İki kadın bir anda birbirlerine baktılar... Elmas fısıldadı: - Haydar benim bileziklerimi de istedi bugün... Zaliha Hanımın kulaklarında sabahki konuşmalar yankılandı bir anda: “Paraya ihtiyacım var anne...” Dişlerinin arasından fısıldadı: - Haydar!.. Oh Allah’ım... Elmas korkuyla geri çekilmişti: - Tövbe Yarabbim... İki kadın farklı düşünceler içinde ama ikisi de gözleri dehşet dolu birbirlerine bakıyordu! > DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT