BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Osmanlı’da “adam yetiştirme” ideali!..

Osmanlı’da “adam yetiştirme” ideali!..

Osmanlı’da adam yetiştirmek ideâli çok mühim olup şöyle söylene gelmiştir: Bir insan yetiştirmek Kâbe yapmak gibidir. Taş ve ağaç düşüncesi ile oyalanmak şahlara yakışmaz. Onlara yakışan adam yetiştirmektir!..



Mısır Seferinden döndükten sonra Yavuz Sultan Selim Han, değerli ilim adamı İbn-i Kemâl Paşa’yı bâzı işlerle uğraşmasını hoş görmeyerek onu Edirne’deki Dârü’l-hadîs Medresesine yeniden tâyin etti (1519). Pâdişâhın gâyesi onun ilim adamı yetiştirmesini temin etmekti. Nitekim adam yetiştirme ideâli Osmanlı’da çok mühim olup şöyle söylene gelmiştir: “Mesacidü meabidi ko âdem yap/ Kâbe yapmakcadur âdem yapmak/ Taş ağaç kaydı ne lâzım şâhım/ Yaraşır şahlara âdem yapmak...” Manası: (İnsan yetiştirmek mescid yapmaktan evlâdır. Bir insan yetiştirmek Kâbe yapmak gibidir. Taş ve ağaç düşüncesi ile oyalanmak şahlara yakışmaz. Onlara yakışan adam yetiştirmektir...) Çok talebe yetiştirdi... Ancak kısa bir müddet sonra dostu ve Pâdişâhı Sultan Selîm Hanın vefâtı, devrin yıkılmaz ve eşsiz ilim adamı İbn-i Kemâl hazretlerini çok üzdü. Bir müddet daha medresede talebe yetiştirmeye devâm etti. 1526’da Şeyhülislâm Zenbilli Ali Efendinin vefâtı üzerine Kânûnî Sultan Süleymân Han tarafından bu göreve getirildi. Şeyhülislâmlık makâmına gelince işleri daha çok ağırlaştı. İlmi ile o kadar büyük bir şöhret kazanmıştı ki, zamânındaki birçok âlim bâzı meselelerde ona başvururlardı. Hattâ bir kısım ulemâ, yazmış olduğu eserleri tashîh ve kontrol maksadıyla ona gönderirlerdi. On altıncı asrın ilk yarısında, Osmanlı kültürünün en büyük mümessili olarak görülmektedir. Ahlâkı güzel, edebi mükemmel, zekâsı ve aklı kuvvetli, ifâdesi açık ve vecîz olan Kemâlpaşazâde, iki dünyâ faydalarını bilen ve bildiren, pek nâdir simâlardan biriydi. Cinnîlere de fetvâ verirdi. Bunun için “Müfti-yüs-sekaleyn” (İnsan ve cinlerin müftüsü) adı ile meşhûr oldu. Ömrü mücadele ile geçti Tasavvufta da ileri derece sâhibiydi. Büyük velîlerin teveccühünü kazanmıştı. Şeyhülislâmlık makâmında bulunduğu sürede, dâhili ve hârici, din ve mezheb düşmanlarına karşı ilmiyle ve yazdığı kitaplarıyla mücadele etti. İbn-i Kemâl hazretleri Yavuz Sultan Selîm’i olduğu gibi Kânûnî Sultan Süleymân’ı da Safevîlere karşı mücadeleye teşvik etti. Pâdişâhın Şâh Tahmasb’a gönderdiği mektupları, bizzât kaleme alan o idi... Allahü tealadan dileğimiz, devlet adamlarımıza da böyle yardımcılar nasip etmesi...
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT