BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Koçaryan’ın çelişkisi!

Koçaryan’ın çelişkisi!

Nisan 1998’de Ermenistan Cumhuriyetinin başına gelen 1954 doğumlu Robert Koçaryan ve yönetiminin izlediği politikasının önceleğinin ‘Sözde Soykırım’ konusunu sömürmek ve dünyada Türkiye düşmanlığını yaymak olduğunu bilmeyen yoktur.



Nisan 1998’de Ermenistan Cumhuriyetinin başına gelen 1954 doğumlu Robert Koçaryan ve yönetiminin izlediği politikasının önceleğinin ‘Sözde Soykırım’ konusunu sömürmek ve dünyada Türkiye düşmanlığını yaymak olduğunu bilmeyen yoktur. Nitekim Koçaryan’ın sarfettiğ çabanın sonucu olarak, Güney Kıbrıs Parlamentosunun 1982’de Sözde Ermeni Soykırımını tanımasından, sonra, 14 ülkenin parlamentosuna ‘Sözde Soykırım’ı kabul ettirildiğini ve bu ‘Gafiller kervanına’ 19 Nisan 2005 günü Polonya parlamentosununun da maalesef katıldığını görüyoruz. ‘Maalesef’ diyorum zira, Osmanlı döneminde, 1772, 1793 ve 1795’te Prusya, Rusya ve Avusturya’nın işgal ve taksimine uğrayan ve Türkiye’ye sığınan Polonyalıların, Osmanlı-Türk tarihinde soykırım ve asimilasyona rastlanmadığını iyi bilmeleri gerekir. Bir tararftan Başbakan Erdoğan’ın soykırım iddialarının tetkiki için iki ülkenin tarihçileri arasında bir komisyon kurulması önerisine karşı çıkmadığını söylelen Koçaryan’ın (*) diğer taraftan ‘Sözde Soykırım’ı çeşitli ülkelerin parlamentolarından geçirmeye çalışmakta ve Fransa’ya giderek Sözde Ermeni Soykırımı anıtına çelenk koyarken, Ermeni lobilerinin ve Ermenistan’ın oyununa en çok gelen NATO müttefikimiz Fransa’da yapılan ‘Sözde Soykırım’ anıt sayısının 15’i aştığı ve bunun 6’sının Paris’te bulunduğu haber verilmektedir. Bu durum karşısında Robert Koçaryan’a soruyorum; Türkiye’nin AB’ye üye olması için ‘Ön şart’ olarak Türkiye’nin ‘Soykırım Yalanı’nı ileri süren Ermenistan, nasıl olur da ülkesinin Türkiye ile ilişkileri geliştirmek için hiçbir ‘Ön Şart’ı olmadığını ileri sürebilir? Bay Koçaryan’ın anlaması gereken gerçek şudur: Türkiye, Ermenistan ile, 1915’te cereyan eden olayların, iki tarafın tarihçileri tarafından ve belgelere dayanarak, ortak bir komisyon içinde tespit edilmesini istemekte, ondan sonra da, bu komisyon tarafından yapılacak tesbitleri, 1948 Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesinin 2. maddesi ile 1998 tarihli Roma Statüsü ile oluşturulan Milletlerarası Ceza Mahkemesi metninin 6. maddesinde aynen tekrarlanan Soykırım Suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığını, mahkeme veya hakem heyeti gibi uzman hukukçulardan oluşan bir yargı kuruluşu tarafından değerlerdirilmesini amaçlamaktadır. Yani; başta Koçaryan olmak üzere, onun ve Ermeni Lobilerinin oyununa gelen bütün ülkelerin anlaması gereken hukuki gerçek şudur: Bugün yürürlükte bulunan Milletlerarası mevzuata göre Soykırım iddiasının hukuken sabit olması gerekir. Aksi takdirde bu iddia çirkin ibir ‘İftira’dan ileri gidemez. Kısaca, tarihçiler geçmişte cereyan eden olayları, belgelere dayanarak belirler. Bu tespitlerin ‘Soykırım’ suçunun unsurlarını, içerip içermediğine ise hukukçular karar verir. Nitekim ‘Yahudi Soykırımı’ suçunun, siyasi bir organ olan parlamentolar tarafından değil, Nuremberg Mahkemesi tarafından kabul edildiğini ve bundan da önemlisi, bu yılın Şubat ayında Lüksemburg’taki AB’nin yargı organı olan ‘Avrupa Adalet Divanı-ECJ’nin, AB Parlamentosunun Sözde Ermeni Soykırım İddialarını kabul eden kararının ‘Siyasi bir karar olduğu ve hukuki bağlayıcılığı olmadığı gerekçesi ile reddeden kararının, Sözde Ermeni Soykırımı ile ilgili olarak bugüne kadar alınmış ve bundan sonra alınacak olan bütün parlamento kararlarının sadece ‘Siyasi’ nitelik taşıdığı, hukuki bakımdan ise ‘Geçersiz’ olduğu gerçeğini ortaya koyduğunu görüyor ve bunu, hâlâ bilmeyenlerin veya bilmek istemeyenlerin bilgilerine sunuyorum. ....... (*) Oysa, Türkiye’nin “Ortak Komisyon” önerisini kabul eden Koçaryan: “Türkiye gerçekten bu konuyu tartışmak istiyorsa, Ermenistan, bunun en yüksek seviyede ve olabilecek en geniş çerçevede olmasını tercih eder” sözleri ile hükümetlerarası bir komisyon önermekte ve tarihçilerin de bu komisyona katılabileceğini ifade ederek, komisyonu Siyasallaştırmakta ve şimdiden “ortak komisyon” önerisini yozlaştırmaktadır. 2000-2004 yıllarında olduğu gibi, bu yılki 24 Nisan’da da “soykırım” deyimini kullanmayan başkan Bush’un bu tutarlılığı sürdürüp sürdürmeyeceğinin işareti; ABD Kongresindeki soykırım tasarısını oylanmadan, geri aldırıp aldıramaması konusundaki çabası olacaktır.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT