BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Hisarcıklıoğlu: Yapısal reform şart

Hisarcıklıoğlu: Yapısal reform şart

TGRT HABER TV’de Genel Yayın Müdürümüz Fuat Bol ve yazarımız İsmail Kapan’ın sunduğu “Çerçeve’den Yansımalar”a katılan Başkan Hisarcıklıoğlu, “Daha fazla yabancı sermaye ve yatırım çekmek istiyorsak yapısal reformları bir an önce hayata geçirmek zorundayız” dedi.



> Mehmet Gel İSTANBUL- Türkiye’nin 2004 yılında yüzde 9.9 büyüme oranıyla dünya rekoru kırmasının tamamen özel sektörün gücü ile gerçekleştiğini anlatan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, “Bu büyümenin devam etmesi için yabancı yatırımcıya ihtiyaç var. Yabancı yatırımcı da hukuk, vergi, bürokrasi, enerji gibi yapısal alanlarda yapılacak reformları bekliyor” diye konuştu. TGRT HABER TV’de yayınlanan ve Genel Yayın Müdürümüz Fuat Bol’un hazırlayıp sunduğu, yazarımız İsmail Kapan’ın da sorularıyla iştirak ettiği “Çerçeve’den Yansımalar” programının bu haftaki konuğu Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu oldu. Ekonomide gelinen son noktadan, yatırım ortamının iyileştirme çalışmalarına ve IMF ile ilişkilere kadar her konuda çarpıcı açıklamalar yapan TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, özel sektör olarak devletten tek beklentilerinin ayaklarındaki prangaların çözülmesi olduğunu söyledi. “Biz gelişmiş ülkelerdeki rekabet şartları ne ise onu istiyoruz” diyen Hisarcıklıoğlu, AB hedefine ulaşmada öncelikli olarak kuralların ve kurumların hakim olduğu bir Türkiye özleminin yattığını söyledi. “Sağlıklı bir büyüme var” Hukuk sisteminin hızlı ve adil çalıştığı, vergi oranlarının düşürülerek tabana yayıldığı, enerjide rekabet ortamına geçilerek fiyatların düşürüldüğü, bürokratik işkencelerin bittiği, bankacılık kaynaklarının şirketlere aktığı, sanayisinin envanterini bilen ve buna göre sektörel teşviklerini belirleyen bir Türkiye istediklerini anlatan TOBB Başkanı şöyle konuştu: “2001 kriziyle Türkiye’de çok önemli bir zihniyet devrimi başladı. Artık denizin bittiğini herkes gördü. Devletin borç bulduğu kaynaklarla birkaç yıl büyüyüp, ödeme zamanında krize girdiği bir Türkiye yok artık. Türk özel sektörünün gerçek gücüyle ortaya çıkan sağlıklı bir büyüme var. Bu büyüme hormonsuz bir büyümedir. Anadolu insanı gerçek potansiyelini bulmuştur. Artık geceden sabaha kuralların değişmediği bir ülke istiyoruz. Biz 7 bin 500 üyemize sorduk. Yüzde 47’si 2005’ten daha umutlu. Türk iş alemi ülkesinin geleceğine, milletine güveniyor.” “İhracatta rekor yükseliş” Türkiye’nin 1980’li yıllarda duvarların yıkılmasıyla beraber dünyayı tanımaya başladığını vurgulayan TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, Özal sayesinde iş adamlarının girişimci ruhunu bulduğunu anlattı. “İş alemi olarak kotaların ne olduğunu, ihracatı, ithalatı bilmezdik” diyen TOBB Başkanı şöyle devam etti: “Türkiye’ye baktığınızda o tarihlerde bin tane ihracatcısı, 25 bin de firması var. Peki dünyaya açılmamızla birlikte durum nasıl değişti? Bin ihracatcı 40 bine, 25 bin firma 625 bin firmaya çıktı. Yani Türkiye dünyaya açılmakla beraber esas potansiyelini buldu, girişimci ruhunu keşfetti. Anadolu insanının ruhuyla birlikte dünyaya açıldı. 21 yıla baktığınızda müthiş bir başarı hikayesi var. Türkiye o tarihlerde 2,5 milyar dolar ihracat yapıyordu. Yüzde 90’ı doğal ürünler yani klasik tarıma bağlı ürünlerdi. Ancak yüzde 10 sanayi ürünü satabiliyordu.” “Girişimcilerle ilerleyeceğiz” Değişim ve dönüşümün toplumsal desteği olmadığını ifade eden Hisarcıklıoğlu, “Bu bir liderlik işidir. O lider de Özal’dı. Topluma bir vizyon verdi ve toplum, o vizyonun arkasına takıldı. Özal, Türkiye’yi dünyaya açtı. Türkiye, 2.5 milyar dolardan 64 milyar dolar ihracat yapan bir noktaya geldi. Üstelik bugün, ihracatın da yüzde 85’ini sanayi ürünleri oluşturuyor. Bunu; keşfedilmeyi bekleyen, patlamaya hazır Anadolu insanı yaptı. Eksik şartlara rağmen dünyanın en ileri ülkelerine mal satarak, hem fiyatla hem de kalliteyle rekabet ederek başardı” diye konuştu. Türkiye’yi bugün zenginleştirecek sınıfın “girişimci orta sınıf” olduğunu savunan Hisarcıklıoğlu; artık dünyada dil, din, ırk ayrımcılığına dayalı bir alışveriş anlayışının kalmadığını bildirdi. Hisarcıklıoğlu, “Alışveriş yaparken herkes en kaliteliyi, en ucuzu satın almaya çalışıyor. Bu sebeple iş yapıyor olmamız lazım. Türkiye’yi hem zenginleştirecek hem geliştirecek olan sınıf; ‘girişimci orta sınıf.’ İstihdamı da bu sınıf sağlayacak. Devletten teşvik beklemiyoruz. Devlet engel olmasın yeter. Devlet; rakip ülkeler neyi uyguluyorsa onu uygulasın. Biz de Türkiye’yi o ülkelerin seviyesine çıkarırız” dedi. “İşsizliğin ilacı yatırım” Türkiye’nin 1980’li yıllarda yaptığı birinci kuşak devrimi, 1990’lı yıllarda güçsüz koalisyon hükümetleri yüzünden başaramadığını öne süren TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu; 2001 kriziyle birlikte yepyeni bir zihniyet dönüşümünün başladığını belirtti. “Türkiye 2001’de denizin bittiğini anladı” diyen Hisarcıklıoğlu “Şunu anladık ki; Türkiye’nin makro anlamda ekonomik istikrarını oturtmadan, mikro anlamda huzura ermesi mümkün değil” diye konuştu. Türkiye’de bugün 5 milyon işsize iş bulunabilmesi için yılda 700 bin istihdam oluşturulması gerektiğini, bunun ise kişi başı 50 bin dolar yatırım maliyeti anlamına geldiğine dikkat çeken TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, “5 milyon kişi için bu rakam 250 milyar dolar eder. En büyük sosyal meselemiz bu. 4 milyon 600 bin kişi de asgari ücretle geçiniyor. Bu ne demektir? Bunu dörtle çarparsanız, yaklaşık 20 milyon insan açlık sınırında yaşıyor demektir. Bu insanların hayat standardını yükseltmeliyiz. Bunun tek çözümü yatırım yapmaktan geçiyor. Başka çözüm yok” şeklinde konuştu. “Yabancı sermaye gelmiyor” Büyümedeki rakamlara bakıldığında; Türkiye’nin tarihinde ilk kez kamu eliyle değil, özel sektör yatırımlarıyla büyüdüğünün rahatlıkla görülebileceğine işaret eden TOBB Başkanı, “9.9’luk büyümeye baktığınız zaman; ticaretin payının yüzre 2.9, sanayinin yüzde 2.7, tarımın binde 2, inşaatın binde 1, mali sektörün binde 2, ulaştırmanın binde 9’luk bir büyüme sağladığını görürsünüz. Yani büyümeyi biz sağlamışız. Eskiden bunu devlet yapıyordu. 1-2 sene bir büyüme yaşıyorduk. Devlet, kaynak olmadığı için yatırımı borçlanarak yapıyordu. Borçların ödenme günü geldiğinde ekonomik krize giriyorduk. Ama 2001’den sonra özel sektörün gücüyle büyüme sağlanmıştır” dedi. Türkiye’nin ihtiyacı olan istidamın ancak yatırımla mümkün olabileceğini kaydeden TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, yabancı yatırımcıyı çekebilmek için yapılan iyileştirme çalışmalarına rağmen istenilen başarının yakalanamadığını belirtti. Hisarcıklıoğlu şöyle konuştu: “35 milyar dolar bu ülkenin geleceğine yatırım yaptık. 15 milyar dolar gayrimenkul, 20 milyar dolar makine yatırımları yapıldı. Bunlar yeterli mi? Hayır. Yabancı sermayeye ihtiyaç var. Dünyada 100 milyar dolarlık global sermayenin 50 milyar dolarını Çin çekiyor. 10 milyar dolarını Polonya çekiyor. Büyük rakam bu. Türkiye ise gayrimenkul dışında 1 milyar dolar çekebilmiş. Demek ki; bizde bir hastalık var.” “Kendimizi yenilemeliyiz” Yabancı yatırımcının öncelikle hukuk reformu istediğinin altını çizen Hisarcıklıoğlu şöyle devam etti: “Adaletin hızlı ve güvenli çalışmadığı bir ülkeye yatırımcı gelmez. Dünya Baknası’nın araştırmasına göre; Türkiye’de en haklı davanızda bile ancak 3 yılda sonuç alabiliyorsunuz. O zaman bu sisteme güven olmaz. Adalet mekanizmasının yavaş çalışması güven ortamının kaybına neden oluyor. Yatırımcı, bütün ülkeleri önüne alıp şartlara bakıyor. Hukuğun bu kadar geç tecelli ettiği bir ülkeye siz yatırım yapar mısınız? Bugün hâlâ 50 yıl önceki ticaret hukukumuzla yönetiliyoruz. Çağa ayak uyduramamışız. E-ticaret başlamış, bununla ilgili hiçbir düzenleme yapılmamış. 50 yıl önceki ticari anlayıştan vazgeçmemiz lazım.” “Vergi, kayıt dışını artırıyor” Dünyanın hiç bir ülkesinde 20 yıl çalışıp, 30 yıl emekli maaşı alan bir ülke bulunmadığını ve sosyal güvenlik sisteminin iflas edecek noktaya gelmesine anlam veremediğini anlatan TOBB Başkanı; “Türkiye’nin yapması gereken reformlardan ikincisi sosyal güvenlik reformu. Sosyal güvenlik sisteminin 15 milyar dolar açığı var. Bu açık böyle devam ederse bizim faiz ödemelerimizin de üzerine çıkacak. Bu açığı 3 yılda kapatma noktasında ciddi adım atılamadı. Nüfus 68 milyon diyorlar. Ama sosyal güvenlik sistemi içinde 81 milyon kişi var. 20 milyon da sistem dışındaki insanlar. Toplam 101 milyon. Nüfus 68 milyon mu, 81 milyon mu, 101 milyon mu? Esnaf, memur, hepsi için ayrı standartlar var. İstihdam yaptığı için cezalandırılan ülke, Türkiye. Asgari ücretin üzerinde yüzde 80 vergi var. Vergi oranlarını ne kadar artırırsan, o kadar kayıt dışını körüklersin. Yıllardır bunu anlayamadık.” dedi. “Enerji rekabete açılmalı” Yatırım ortamının iyileştirilmesinde yapılacak önemli bir reformun da enerji alanında olması gerektiğini vurgulayan TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, “Türkiye dünyanın en pahalı ikinci enerjisini sanayicisine kullandırıyor. Bu sahayı; kuralları koyup, denetleme mekanizmalarını oluşturup rekabete açmanız lazım. İngiltere bunu 1990’lı yıllarda yaptı. Enerjisi yüzde 40 ucuzladı. Fiyatları düştü. Ankara-İstranbul ile Konya-Kayseri illerine bakın. Konya-Kayseri 100 bin lira daha ucuza doğal gaz kullanıyor. Çünkü orayı özel sektör işletiyor” dedi. “Bankalar bize çalışmıyor” Bankacılık kaynaklarının girişimciyi desteklemediğini de kaydeden Hisarcıklıoğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Bankacılık sisteminin etkin ve verimli çalışıyor olması lazım. Ama bankaların elinde 100 milyar dolara yakın hazine kağıdının olması, bu kaynağın bize akmasını engelliyor. Gelişmiş ülkelerde enflasyon üzerinde maksimum 5 puan kredi maliyeti var. Bizde enflasyon, artı 10 puan kredi maliyetiyle toplamda 25’e geliyor. Ayrıca bankalar sadece işletme kredisi veriyor. Yatırım kredisi vermiyor.” IMF ile imza piyasaları rahatlatır Genel Yayın Müdürümüz Fuat Bol ve yazarımız İsmail Kapan’ın sorularını cevaplayan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, “Enflasyon düştü, ama gecelik faizler düşmedi. Tasarrufa yönelme başladı. Çünkü herkes, 12 Mayıstaki IMF anlaşmasına kilitlendi. Ancak anlaşma imzalanınca piyasada gecelik faizler düşer ve canlanma olur” dedi. -- Gelişigüzel teşvik olmaz Türkiye’de bugün 5 milyon işsize iş bulunabilmesi için; yılda 700 bin istihdam oluşturulması gerektiğini, bunun ise kişi başı 50 bin dolar yatırım maliyeti anlamına geldiğini belirten TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, “5 milyon kişi için bu rakam 250 milyar dolar eder. En büyük sosyal meselemiz bu. Bunun tek çözümü yatırım yapmaktan geçiyor. Başka çaremiz yok” diye konuştu. Türkiye’de sektörel ve bölgesel teşviklerin sanayi envanteri olmadan ve buna bağlı bir yatırım haritası çıkarılmadan gelişigüzel verildiğini ifade eden TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu şunları anlattı: “Teşvik verebilmeniz için envanterin elinizde olması lazım.Türkiye’de 225 bin tesisimiz var. 55 bininin kapasite raporları elimizde. Yani sanayi envanterimiz yok. Bu, şuna benzer: ‘Kaç tane askerimiz var, kaç tane tank ve silaha ihtiyacımız var? Bunu bilmiyoruz.’ İkinci aşamada da yatırım haritası çıkarılmalıdır. Hangi bölgede, ne yapılmalı? O bölgenin bütün avantajları, özellikleri dikkate alınmalı. Hangi ülkeye göre, nasıl rekabet edeceğiz? Harita çıkarıldıktan sonra da sektörlere teşvikleri vereceksiniz. İstanbul’a da bu kapsamda teşvik vereceksiniz. Ticaretin merkezi olsun diyeceksiniz. Ama İstanbul’da emek yoğun, sektörü uzaklaştırmak için gerekirse vergi yükünü artıracaksınız. ‘Git başta tarafa kur’ diyeceksiniz. Hâlâ un fabrikalarını teşvik ediyoruz. Yani kaynaklarımız atıl kalıyor. Binayı ve makineyi alıyoruz, ama boşuna bir yatırım oluyor. İşte teşvik politikasının 3 ayağının böyle işlemesi gerekir.” ‘7 yılda marina izni mi verilir?’ Bürokrasinin direndiğini vurgulayan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, özelleştirmenin de başarısızlığının temelinde sistemden hesap sorulamamasının yattığını söyledi. Marina yatırımcılığından örnek veren TOBB Başkanı, Türkiye’de 7 senede izni alınabilen bir yat limanına İtalya’da 3 ayda izin verilebildiğini anlattı. Özelleştirmede de aynı mantığın hakim olduğunu kaydeden Hisarcıklıoğlu şöyle konuştu: “Geçen yıl Tekel’in sigara fabrikalarına 1.2 milyar dolar fiyat verilmişti. Ve pazarın yüzde 60’ına sahipti. Ama yabancı kaynaklarda değeri 3 milyar dolar denildi. Toplumsal bakışımız da 3 milyar dolara kilitlendi. Sonra bu fabrikaların pazar payı yüzde 45’e düştü. Ve gelinen noktada bugün teklif veren yok. Şimdi kim, kimden hesap soracak? Eğer zamanında özelleştirme gerçekleşseydi, Türkiye’nin borçlanma ihtiyacı düşecekti.”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT