BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Benden razı mıdır?”

“Benden razı mıdır?”

Hazreti Ebû Bekir İslama geldiği vakitte, Hak teâlâ aşkına ve Habîbullah aşkına, fakîrlere seksen bin altın sadaka verdi. O hâle geldi ki, dışarı çıkacak elbisesi kalmamıştı.



Hazreti Ebû Bekir İslama geldiği vakitte, Hak teâlâ aşkına ve Habîbullah aşkına, fakîrlere seksen bin altın sadaka verdi. O hâle geldi ki, dışarı çıkacak elbisesi kalmamıştı. Bu hâl üzere üç gün evinde oturup, Peygamber Efendimizin huzur-u saadetlerine gidemedi. Dördüncü gün, Resulullah Efendimiz, sabah namazını kıldıktan sonra buyurdular ki: “Üç gündür, Ebû Bekr-i Sıddîk mescide gelmedi. Acabâ mubârek hâtır-ı şerîfi nasıldır. Varalım, mubârek hâtırını soralım” diye söylerken, mübârek arkasına bir siyâh mutâf (keçi kılından gömlek) giymiş olarak Cebrâîl aleyhisselâm geldi. Hazreti Resûlullah, Cebrâîl aleyhisselâmı bu hâlde görünce, mübârek şekli değişti. “Yâ kardeşim Cebrâîl; bu ne hâldir” diye sordu. Hazreti Cebrâîl, “Yâ Resûlallah! Ma’lûmunuz olsun ki, yedi kat gökte, arş ve kürsîde olan bütün melekler, bütün Kerûbîyûn böyle mutâf giydiler”, dedi. Hazreti Resûl-i ekrem, “Bu işin aslı nedir, yâ kardeşim, bana açıkla”, dedi. Hazreti Cebrâîl dedi ki; “Yâ Resûlallah! Hazreti Ebû Bekir, Allahü teâlânın aşkına ve senin dinin uğruna seksen bin altın sadaka verdi. Şimdi giyecek elbisesi kalmadığı için, üç günden beri mescide onun için gelemedi. Namazı evinde kıldı. Yâ Resûlallah! Hak teâlâ sana selâm edip ve buyurdu ki, Hazreti Ebû Bekir’e elbise göndersin.” Resulullah, Eshâb-ı güzîne bakıp, dedi ki; “Her kimin, bir fazla kaftanı varsa, Ebû Bekir’e versin ki, ben sevineyim. Hak teâlâ karşılığında nice nice sevâblar ve dereceler versin. Benimle firdevs-i a’lâda komşu olsun.” Bir sahâbî varıp, bir başka kimsede bir hırka buldu. Hazreti Ebû Bekir’e gönderdi. Hazreti Resûlullah’ın yanına gelmeden Cebrâîl aleyhisselâm yetişti. Dedi ki: “Yâ Resulallah! Allahü teâlâ sana selâm eder. Buyurdu ki, bütün sahâbîler ile Ebû Bekir’i izzet ve ikram ile karşılayasın.” Ondan sonra, Peygamberlerin Sultanı, Hazreti Ebû Bekir’e karşı çıkıp, müsâfehâ etti. Bundan sonra, Cebrâîl aleyhisselâm dedi ki; “Yâ Resulallah! Hak teâlâ sana selâm eder. Buyurur ki, Ebû Bekir kuluma benden selâm söyle! Bu fakîr hâliyle benden râzı mıdır; sor?” Peygamber Efendimiz, Hazreti Ebû Bekir’e sorduklarında; Hazreti Ebû Bekir, inleyip, bağırarak, feryâd ederek, dedi ki: “Ebû Bekir kimdir ki, kim oluyor ki, Rabbimden râzı olmayayım. Ben her şeyi yaratan Rabbimden râzıyım, râzıyım...”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT