BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Karadeniz ‘çöpdeniz’ oldu / Yeşil Dünya / Hazırlayan: Fatih Selek

Karadeniz ‘çöpdeniz’ oldu / Yeşil Dünya / Hazırlayan: Fatih Selek

Engebeli ve dar bir sahil şeridine sahip olan Karadeniz, etrafında bulunan 17 ülkenin döktüğü çöpler sebebiyle son 30 yılda dünyanın en hızlı kirletilen denizlerinden biri durumuna geldi.



KARADENİZ denince aklınıza ilk ne geliyor, diye sorsak ne cevap verirdiniz? Fıkraların ünlü Temel’i, fındık, çay, yağmur, yemyeşil tabiat... Belki hamsi, kemençe, horon... Size, şimdi aklınıza en son gelecek, eğer tedbir alınmazsa onbeş yirmi yıl sonra gündemi işgal edecek bir Karadeniz gerçeğinden bahsetmek istiyoruz... “Karadeniz’de doğup büyümek, Akdenizli olmak gibi değildir. Kapalıdır Karadeniz. Karşı kıyıları unutturmuştur, sanki karşısı yok gibidir. Ne var ki, gerçek böyle değildir. Türkiye; Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Rusya ve Gürcistan’la paylaşıyor Karadeniz’i.” Karadeniz halkı, bundan tam 19 yıl önce dünyanın en büyük çevre felaketlerinden biri olan Çernobil Nükleer kazasını yaşadı. Felaketin ardından binlerce insanımız kanserin pençesine düştü. O yıldan bugüne ‘Karadeniz’ ve ‘çevre’ kelimeleri aynı cümlede telaffuz edildiğinde akıllara hep Çernobil geldi. Ama görünen o ki, Karadeniz’de göz göre göre ‘küçük çernobiller’ yaşanıyor... Nasıl mı? Çöpler nereye kadar denize? Karadeniz, çevre kirliliği ve ekolojik bozulma bakımından dünyanın en kötü durumdaki bölgesel denizi... Korunması konusundaki sorumluluk ise yalnızca Karadeniz’e kıyısı olan Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Rusya Federasyonu ve Gürcistan’ı değil, Karadeniz’in kendi büyüklüğünün yaklaşık 5 katına ulaşan havza alanıyla birlikte 17 ülkeyi ve neredeyse 170 milyon nüfusu ilgilendiriyor. Engebeli ve dar bir sahil şeridine sahip olan Karadeniz Bölgesi’ndeki belediyelerin en büyük problemlerinin başında çöp geliyor. Şehir çöplerini depolayacak bir tesise sahip olmayan belediyeler, mevcut çöp dökülen alanların da artık iflas etmesi ile bu konuda büyük çaresizlik yaşıyor. Bütün belediyeler çöplerini deniz kenarlarında belirledikleri arazilere dökerken, çöp suyu ve artıkları zaman zaman denize akıyor ve etrafa yaydıkları koku da çeşitli hastalıklara davetiye çıkartıyor. Bölgede hiçbir belediyenin çöp ayrıştırma tesisi bulunmuyor. Tuna’dan Yeşilırmak’a... “Karadeniz’de ayrıca çevre problemlerini daha da kötü hale getiren akarsular ve diğer kara kökenli boşaltımlar sonucu oluşan kirlilik de mevcut. Avrupa’nın ikinci, üçüncü ve dördüncü büyük nehirleri olan Tuna, Dinyeper ve Don nehirlerinin ulaştığı yer Karadeniz’dir. Tuna, Karadeniz’e yılda yaklaşık 60 bin ton fosfor ve 340 bin ton inorganik azot boşaltıyor. 120’den fazla nehirin her yıl 350 km3 suyu, bu havzadaki kirliliği doğrudan etkiliyor. Karadeniz’in mevcut su miktarının tümüyle değişebilmesi için 200 yıl gibi bir zaman dilimine ihtiyaç duyulması gerçeği göz önüne alındığında mevcut durumu hiç iç açıcı görünmüyor.” En hızlı kirlenen deniz Arıtım sürecinden geçirilmeden veya tam arıtım yapılmadan doğrudan doğruya veya akarsular vasıtasıyla denize boşaltılan kanalizasyon, tarımsal ve endüstriyel faaliyetlere bağlı olarak oluşan atıklar kara kökenli kirlenmenin çeşitli biçimleri olarak karşımıza çıkıyor. Bunlara aşırı ve kontrolsüz avlanma, çarpık kentleşme, turizm baskısı, katı atık problemi neticesinde sahillerin kirlenmesi de eklendiğinde Karadeniz ekosistemi bir çöküşe uğruyor. Karadeniz, son 30 yılda dünyada en hızlı kirletilen denizlerden biri durumuna geldi. Karadeniz’e deşarj edilen kirleticilerin yüzde 90’ı uluslararası nehirler, yüzde 8.7’si milli sınırlar içindeki nehirler olmak üzere, kirliliğin 98.7’lik bölümü nehirler yoluyla gerçekleşiyor. Çok büyük ölçüde Avrupa ülkeleri tarafından kirletilen Karadeniz’de, bu kirliliğin sorumluluğunda ülkemizin payı yüzde 5.2. Kirlilikten balık kalmadı Doğu Karadeniz’de 8 milyon kişiye hizmet veren 309 belediye, günde 55 bin ton çöp üretiyor. Trabzon 150 ton; Ordu 100 ton; Giresun 80 ve Rize 60 ton çöpünü kıyı bölgelerine bırakıyor. Katı atıklar sebebiyle Trabzon sahilden 800 metre uzaklaştı. Yoğun gemi trafiğinin oluşturduğu çöp problemleri, kontrolsüz avcılık ve kirlilik yüzünden Karadeniz’de her yıl yaklaşık 3000 yunus ölüyor. Günümüzden sadece 30 yıl önce Karadeniz’de ticari değeri olan 26 tür balık varken bugün sadece 6 tür balık yaşıyor. Peki ya 40 yıl sonra?... Mersin, kalkan, uskumru, orkinos, kılıç ve Akdeniz foklarına Karadeniz’de rastlamak günden güne hayale dönüşüyor. Karadeniz’de kılıç, orkinos ve uskumru bulmak artık imkansız, mersin ve kalkanlar ise ölüm kalım savaşı veriyor. Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki tüm hastanelerin atıkları denize dökülüyor. Belediyelerin ilk gündem maddesi Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe’nin “Türkiye’nin, AB süreciyle birlikte en önemli çevre sorunu” olarak nitelendirdiği katı atıkların bertarafı, çöp sorunu önemli boyutlara ulaşan Karadeniz Bölgesi’nde çözümlenmeyi bekliyor. Çevre ve Orman Bakanlığı da, katı atıkların bertarafına yönelik bölge çapında çalışma başlattı. İşte Karadeniz’e kıyısı bulunan illerdeki “çöp” çalışmaları: SAMSUN: Katı atık problemi, fizibilite çalışmaları 1999 yılında başlatılan “Samsun Katı Atık Projesi”nin hayata geçirilmesiyle çözüm bulunmaya çalışılıyor. Proje kapsamında “Katı Atık Düzenli Depolama Tesisi” inşaatı da devam ediyor. 13 hektarlık tesis, yaklaşık 13.2 milyon euroya mal olacak. SİNOP: Atıklar Kente 20 kilometre uzaklıkta bulunan Meşe Dağı yöresine naklediliyor. ORDU: İldeki katı atıklar, yaklaşık 20 yıldan bu yana Durugöl Mahallesi’nde Melet Irmağı Havzası’nda yer alan bir bölgeye dökülüyor. Gölköy İlçesi Damarlı Beldesi’nde bir bölgenin çöp alanı olarak tahsis edilmesi çalışmaları ise sürdürülüyor. TRABZON: Rize belediyesi ile ortaklaşa proje hazırlayan Trabzon belediyesi çöp depolama tesisinin yaklaşık 1.5 yılda tamamlanmasını planlıyor. Bu tesis, 25 belediyeyi kapsayacak. RİZE: Valilik binası karşısında bulunan çöp alanı şehrin içinde kaldı. ZONGULDAK: Zonguldak’ın Kozlu Beldesi karayolu kenarında bulunan deniz kıyısındaki katı atık sahası, 2.5 hektar büyüklüğü ve 750 bin metreküp hacmiyle yaklaşık 20 yıldır ‘’vahşi depolama’’ alanı olarak kullanılıyor. Fidan dikenlerin arasında yerimiz yok mu? “Bizden öncekilerin bizlere devrettiklerini, bizden sonrakilere devretme azminde bulunuyor muyuz? Tıpkı halife Harun Reşid’in konuştuğu ihtiyar zatın hizmet anlayışında olduğu gibi” diyor İstanbul’dan Mehmet Koç ve bizimle şu güzel hikayeyi paylaşıyor: “Harun Reşid bir gün atına binip şöyle bir gezinti yaparak dinlenmek istediğinden Bağdat’ın dışına çıkar, yol kenarında yaşlı bir zatın hurma fidanı dikmekte olduğunu görür. Yaşlı bir adamın hâlâ fidan dikmeye uğraştığını biraz garip bularak sorar: -Baba, der ne yapıyorsun, bu yaştan sonra fidan mı dikiyorsun? -Evet oğul, der, görüyorsun ya hurma fidanı dikiyorum. -Peki, diktiğin bu hurmalar kaç senede meyve verecek dersin? -Hiç belli olmaz oğul; beş senede, on senede, hatta yirmi senede ancak meyve verenler de olur. -Demek ki diktiğin hurmaların meyvesini yemen, biraz şüpheli. O halde bu zahmetleri neden çekiyorsun? İhtiyar bu defa şu cevabı verir: -Oğul, bizden evvelkiler dikip gitmişler, biz onların diktiği fidanların meyvesini yedik. Şimdi ise sıra bize geldi. Cevap hoşuna giden Harun Reşid: -Al baba, güzel konuştun, der kendisine bir kese dolusu altın atar. Keseyi havada kapan ihtiyar: -Allah’a hamd ederim ki, başkalarının diktiği fidanlar senelerce sonra meyve verdikleri halde, benim diktiklerim işte bu anda meyvesini verdi, der. Harun Reşid, bu söze de hayran olur; bir kese altın daha atar. İhtiyar bu sefer de şöyle söylenir: -Allah’ıma şükrolsun ki, başkalarının diktiği fidanlar senede ancak bir defa meyve verdiği halde, benimkiler iki defa meyve verdiler!.. Halife, ihtiyarın bu sözüne de hayran kalır ve tekrar çıkardığı bir kese altını daha atarak, vezirine: -Burada daha fazla konuşmayalım, yoksa bu ihtiyar bizde para bırakmayacak...” Bu menkıbede anlayana çok ibret var. Yoksa biz sadece meyve mi yiyoruz, fidan dikenlerin arasında yerimiz yok mu?
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT