BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı ve Meclis

Seçim sonuçlarını görmek için tıklayın.
Anasayfa > Haber > Görülmemiş nimetler

Görülmemiş nimetler

Hazreti Ali bir gün hutbe gazâ ve cihâdın önemini anlatıyordu. Cemaatten biri ayağa kalkıp dedi ki: Yâ imâm! Bana Allah için cihâdın ve gazâların sevâbından haber ver.” Bunun üzerine Hazreti Ali buyurdu ki: bir gün Resûl-i ekrem Efendimiz ile gazâya gidiyorduk.



Hazreti Ali bir gün hutbe gazâ ve cihâdın önemini anlatıyordu. Cemaatten biri ayağa kalkıp dedi ki: Yâ imâm! Bana Allah için cihâdın ve gazâların sevâbından haber ver.” Bunun üzerine Hazreti Ali buyurdu ki: bir gün Resûl-i ekrem Efendimiz ile gazâya gidiyorduk. Senin benden sual ettiğin gibi, ben de Resûl-i ekrem’den sual ettim; dedim ki, ‘yâ Resûlallah! Bize gazâ ve cihâdın sevâbından haber ver.’ Hazreti Server-i kâinât buyurdular ki: Bir kavim gazâya niyet etse, Hak teâlâ onların Cehennem’den kurtuluşu için berat yazar. Kaç kişi sefer için hâzırlansa, Allahü teâlâ onlar ile meleklere öğünüp, buyurur ki; görün, benim kullarımı, benim yolumda gazâya hâzırlanırlar. Âilesine vedâ ederken, evi ve duvarları onlar için ağlar. Ve günâhlarından temizlenip, anadan doğmuş gibi olurlar. Yılanın, derisinden çıktığı gibi olurlar. Hak teâlâ her adımına kırk bin melek verir. Dört tarafından hıfzederler. İşledikleri her hasene ve her sevâb iki kat yazılır. Ona bin âbid ibâdetinin sevâbı yazılır. Öyle âbid ki, bin yıl ibâdet etmiş olur. Harbe gitmek üzere yola girdiği zaman, Hak teâlâ o kadar sevâb verir ki, dünyadaki bütün insanlar katip olsalar, onun hesâbında âciz olurlar. Düşmana karşı olup da, harbe başlasalar, melekler onları çevirip, üzerlerine durup, nusret ve zafer için, dua ederler. Hak teâlânın onun için, Cennet’te hâzır ettiği ikrâmları ve sevâbı haber verirler ve müjdelerler. Ondan sonra yere düşse, bir ses gelip, der ki; “Merhâbâ ey temiz rûh! Temiz bedeninden çıktın. Müjdeler olsun sana ki, Allahü teâlâ senin için Cennet’inde o kadar sevâb ve ecirler ve mülk ve ni’metler hazırlamıştır ki, ne gözler görmüştür, ne kulaklar işitmiştir. Ne de kimsenin hâtırına gelmiştir.” Hazreti Resûlullah yemin edip, buyurdu ki: Kıyâmet gününde, şehîdler yerlerinden kalkıp, mahşer yerine gelirken, yollarında peygamberler (aleyhimüsselâm) olur. Onlar gelince, ayağa kalkarlar. Şehîdler gelip, mücevherlerle süslü kürsüler üzerine otururlar. Her şehîd evlâdından ve ehlinden ve akrabâsından ve sevdiklerinden yetmiş bin kişiye şefâ’at edecektir. Resulullahın bu sözleri üzerine Hazreti Nevfel derler bir yiğit, iki oğlunu ve hanımını yanında getirip dedi ki: “Yâ Resûlallah! Ben dua edeyim, Siz âmîn deyiniz. Böylece duam kabûl olsun”. Hazreti Server-i âlem, buyurdular ki: “Sen söyle, ben âmîn diyeyim.” Hazreti Nevfel el kaldırıp, dedi ki: “Yâ Rabbel âlemîn! Nevfel kuluna şehâdet müyesser eyle!”
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT