BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Lise son öğrencisi yine ‘hasta’ olacak

Lise son öğrencisi yine ‘hasta’ olacak

Her sene liselerin son sınıflarında okuyan öğrenciler, okul derslerini bir tarafa bırakıp, ÖSS imtihanına hazırlanıyor. Lise son sınıf derslerinin yaklaşık iki aylık bölümü de böylece okunmamış oluyor. Bu sene de imtihanlara 2 ay kala lise son sınıf öğrencileri “hasta”lanmaya başladı.



> Bekir Yeniay İSTANBUL- Öğrenci Seçme Sınavı’nın (ÖSS), okulların tatil edilmesinden hemen sonra yapılması, liselerin son sınıfında okuyan öğrencilerin devamsızlıklarına zemin hazırlıyor. Son sınıf öğrencileri ÖSS’ye daha iyi hazırlanmak için, okuluna devam etmek yerine evde veya dershanede çalışmayı tercih ediyor. Bu sebeple “hasta” olmak için doktor doktor rapor kovalıyor. Bu durumdan hem öğrenci, hem doktorlar, hem de eğitimciler şikayetçi. Yaz tatili resmen 10 Haziran’da başlayacak olsa da, lise son sınıflar için eğitim yılı şimdiden bitti gibi. Hayatlarını ÖSS sınavına endeksleyen yüz binlerce öğrenci, başarının tanımının 180 dakikaya sığdırıldığı bir sistemle boğuşuyor. ÖSS stresi başladı bile Ezebere dayalı eğitim sistemimizin problemleri bir türlü aşılamıyor. Sadece üniversiteye öğrenci hazırlayan düz liselerde okuyan öğrenciler bile, üniversiteyi kazanmak için aldıkları eğitimi yeterli bulmuyor. Üniversite giriş sınavını ölüm-kalım meselesi olarak gören öğrenciler, lise son sınıfta adeta hayattan kopup testlerle yaşıyor. Genellikle lise son sınıfta mutlaka bir dersaneye giderek eğitimlerine takviye yapıyorlar. Bunu da yeterli bulmayan öğrenciler, Haziran ayında yapılan ÖSS sınavına kısa bir süre kala anormal bir ders çalışma ve ezberlerini pekiştirme sürecine giriyor. Yarım milyon öğrenci ‘hasta’ Okullar artık eskisi gibi eğitim yuvası olarak görülmüyor. Matematik, fen ve kimya gibi temel derslerin içeriği yok sayılmaya başlandı. Öğrenciler 10 ve 11’inci sınıflarda okulu fiilen bırakıp tamamen dershanelere kayıyor. Böylece lise eğitimi 1.5 yıla kadar inmiş oluyor. ÖSS sınavlarına hazırlayan bir kurum haline gelen bu sistemde, önemli olan olabildiğince fazla soru çözmek. Akıl artık hükmünü yitirdi. Türk Eğitim Derneği’nin (TED) yaptığı ‘Hayat=180 dakika mıdır’ adlı araştırması, sınav sisteminin çarpıklığını ve eğitim sisteminin çöküşünü çarpıcı bir şeklide ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, lise son sınıfta okuyan her 100 öğrenciden 55’i eğitimlerinin üniversiteyi kazanmalarına yetmeyeceğini düşünerek, sınavlara hazırlanmak amacıyla “sahte” rapor alacağını söylüyor. Buna göre yaklaşık 860 bin lise son sınıf öğrencisinin asgari 400 bini “hastalanacak”... Böylece lise son sınıflarda öğretmenler, ya 1-2 öğrenciye ders verecek ya da dershaneye gidemeyen öğrencilerle test çözecek. Sınav sisteminin lise sonda adeta zorunlu kıldığı bu boşalma için öğretmenler, ‘Liselerin bir üst okula nitelikli öğrenci yetiştirme işlevi ortadan kalktı. Öğrenciler test çözme robotu haline geldi. İçleri boş. Üniversityi kazansa ne olacak’ diye tepki gösteriyor. Öğrenciler ise, “Lise son konularından sınavda soru çıkmıyor. Rapor alıp çıkacak konulara çalışmaktan başka çaremiz yok’ diyor. 45 gün devamsızlık hakkı! Üniversite giriş sınavını ölüm-kalım meselesi olarak gören, lise son öğrencileri özürlü ve özürsüz toplam 45 gün okula devamsızlık yapabiliyor. Milli Eğitim Bakanlığı, geçen sene lise son sınıflarda ÖSS’ye hazırlanan öğrencilerin mazeretli ve mazeretsiz devamsızlığını dikkate alarak, devamsızlık süresini 45 güne çıkardı. 10 gün olan ‘özürsüz’ devamsızlık süresi 20 güne, 20 gün olan ‘özürlü’ devamsızlık süresini 25 güne çıkardı. Bakanlık bu kararı ÖSS’ye hazırlanan lise son sınıf öğrencilerinin sınava yakın tarihlerde rapor alarak okula gelmemesi üzerine aldı. Ancak Bakanlığın bu kararını eleştirenler, “Çocukları sahtekâr olmaya itiyoruz, devlete olan inançlarını hayatın başında kaybediyorlar” diyorlar. Öğrencilerin birçoğu okul yönetimlerinin devamsızlıklarına tolerans gösterdiğini, rapor almaları halinde ise hiçbir problem yaşamadıklarını söylüyor. Bazı öğrenciler ise rapor almakta zorluk çektiklerini, burada paranın devreye girdiğini de belirtiyor. Doktorlar da rapor taleplerinden bunaldı Okulların kapanmasına aylar kala, üniversite sınavları için rapor alarak hazırlanmak isteyen binlerce öğrenci, doktorlara müracaat ediyor. Aşırı yoğunluktan dolayı bazı doktorlar kapılarına “Rapor almak için müracaat etmeyiniz” yazıları asmak zorunda kalıyorlar. Sahte rapor kovuşturmasından hastane başhekimleri ve doktorlar da şikayetçi. Yoğun rapor talepleri konusunda bunaldıklarını belirten doktorlar ve hastane yöneticileri, çözümün ÖSS’ye hazırlanan gençlere izin verilmesinden geçtiğini belirterek, “Raporların, yaygınlaşmış bir sosyal mesele için kullanılması, ortamı ve rapor verme işini bütünüyle dejenere etmektedir. Eğer öğrenciler sınav öncesi yaygın olarak okula gitmiyor veya gidemiyorlarsa ve bu tarafınızdan anlaşılır bulunuyorsa, idari bir yetki kullanarak ilgili öğrenciler için izin verilmesinin yerinde olacağını düşünüyoruz” diyor. Bakanlık ÖSS’yi istiyor Milli Eğitim Bakanlığı, öğrencilerin rapor alarak okula devam etmemelerinin yanlış olduğunu vurguluyor. Bu durumun öğrencileri ‘baştan usulsüzlük yapmaya’ ittiğini söyleyen yetkililer, bunun önlenmesi gerektiğini, okuldaki eğitimin esas olduğunu ve öğrencilerin okula çekilmesi gerektiğini de belirtiyor. Bu konuda bir takım tedbirler aldığını belirten bir Bakanlık yetkilisi, “Bu eğitim sistemimizin bir problemi. Biz bakanlık olarak dersaneye gitsinler ya da gitmesinler demiyoruz. Gitmesinler diyemeyiz. Sonuçta bizim denetimimiz altında olan dersanelere gidiyorlar ve üniversiteye hazırlanıyorlar. Yasaklamakla bir sonuç alamayız. Ama aldığımız bir takım tedbirler var. Öğrencilerin mezun olmaları için 2 dönem notu alma şartı getirdik” dedi. MEB çözümü, ÖSYM’nin (Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi) YÖK (Yüksek Öğretim Kurumu) bünyesinden çıkarılıp MEB’e bağlanmasında, ÖSS soruları arasında lise son derslerine de yer verilmesinde görüyor. Hiç kimse memnun değil Konuyla ilgili görüşlerine baş vurduğumuz İstanbul Milli Eğitim Müdürü Ömer Balıbey, ÖSYM’nin sisteminin meydana getirdiği bir sıkıntı olduğunu dile getirerek, “Rapor alan öğrenci memnun değil, mutsuz. Öğretmen mutsuz. Veli de mutsuz. Bir de çocuğuna rapor alamayan veliler de huzursuz” dedi. Balıbey, öğrencilerin okul-dersane arasında ikilem yaşadığını kaydederek, “Çözüm ÖSS sınavında son sınıf derslerinden soruların sorulmasında. Ortada bir yara var. ÖSYM otursun Bakanlığımızla bu sorunu çözsün” şeklinde konuştu. Toplam Kalite çalışması gereği MEB’in ÖSYM’nin müşterisi olduğunu kaydeden Ömer Balıbey, “Bizim öğrencilerimizden paralar toplanıyor. Sorular hazırlıyor. Biz üniversiteye girecek öğrenciler hazırlıyoruz. Öğrencilerinin alt yapısını oluşturuyoruz. Bu bağlamda müşteriyi memnun etmesi lazım. Fakat müşteri memnun değil. ÖSS sınavına 2 milyon öğrenci giriyor. Hiç biri memnun değil. Bakanlığımız bu konuda elinden geleni yaptı. Ama dediğim gibi bu mesele YÖK’ün ÖSYM’nin meselesi” dedi. Fatura 200 trilyon TL TED’in yaptığı araştırmaya göre, öğrencilerin yüzde 88’i rapor almayı düşünüyor. Rapor alacağını söyleyen lise son sınıf öğrencilerinin oranı ise yüzde 55. Buna göre yaklaşık 860 bin lise son sınıf öğrencisinin 400 bini rapor alacak. Rapor başına en az 200 milyon harcama yapıldığı düşünülürse, maliyet 79 trilyon TL’yi buluyor. Devlet okullarında da MEB yıllık ortalama öğrenci başına 560 milyon TL harcama yapıyor. Raporlu öğrencinin devlete maliyeti 111 trilyon TL. ÖSS raporunun maliyeti 79 trilyon (rapor başına 200 milyon). MEB öğrenci başına 560 milyon TL ve toplam 110 trilyon harcıyor. Toplam fatura, MEB’in harcadığı ve velilerin harcaması ile 198 trilyona çıkıyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 103235
    % 2.07
  • 4.7171
    % 0.01
  • 5.5018
    % -0.57
  • 6.2889
    % -0.17
  • 197.827
    % 0.14
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT