BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > AB ve klasik devlet

AB ve klasik devlet

Avrupa Birliği bilgi çağının beslediği bir proje ve tarihte eşi görülmemiş bir tecrübe. Aynı dinden olsalar ve bazıları aynı kökten gelseler bile yüzyıllardır birbiriyle sınır ve toprak kavgaları yapmış, diğerleri üzerinde hakimiyet kurmak için savaşmış “ulus devletlerin” başlarını ellerinin arasına alıp derin düşünmelerinin meyvesidir.



Avrupa Birliği bilgi çağının beslediği bir proje ve tarihte eşi görülmemiş bir tecrübe. Aynı dinden olsalar ve bazıları aynı kökten gelseler bile yüzyıllardır birbiriyle sınır ve toprak kavgaları yapmış, diğerleri üzerinde hakimiyet kurmak için savaşmış “ulus devletlerin” başlarını ellerinin arasına alıp derin düşünmelerinin meyvesidir. “Bunları niçin yaptım? Yaptım da ne kazandım?” diye sorgulamalarının ürünüdür. Bu muhasebeyi yapabilmiş bağımsız devletler parlamentolarında hür iradeleriyle kararlar alıyor, AB çatısı altında toplanıyor ve kazançlarını paylaşıyorlar. Bu özelliğiyle Avrupa Birliğinin, ABD’nin kurulmasından çok daha zor şartları göğüslediğini teslim etmeliyiz. Bin çile ve milyonla kan dökerek kurdukları ve halklarının tarihleriyle gurur duydukları ulus devletleri tek potada eritmek, bir üst çatı altında birleştirmek öyle bir çırpıda ve ağrısız yapılıverecek iş değil. Hele dudak büküp “ne olmuş yani” diye hafife alınacak cinsten hiç değil! 25 devlet bunları yaparken birçok yetkilerini de AB organlarına devrettiler. Yani “Devlet” bütün düzeni ve organlarıyla bir evrim geçirdi. Yeni değerler edindi, insanlara bakışı, vatandaşıyla ilişkisi değişti. Klasik “hakim devlet” anlayışından sıyrılıp, “hâdim devlet” olma yönünde yumuşak, medenî sorumluluklar üstlendi. En büyük değişim insanların zihinlerinde yaşandı. Gerçek devrim fertlerin sorgulama becerisi kazanmasıyla gerçekleşti. Avrupa insanı zihinlerine asırlardır kazınan ırk, renk, dil, din, coğrafya, örf sınırlarını sorguladılar. Kurnazca yedirilmiş ideolojiler uğruna neleri verip, neleri kazandıklarına baktılar. Savaştıkları “ötekiler”in kim olduklarını, ne yaptıklarını, niçin yaptıklarını anlamaya çalıştılar. Gerçekten savaşmaya ve düşmanlık gütmeye değer miydi? diye sorguladılar. Asıl başarı budur. Bireylerin zihninde oluşan işte bu sorular ve vicdanlarda uyandırdığı barış duygusudur ulus devletleri Avrupa Birliği çatısında eriten. Sonu olmayan arayış Savaşan toplumlardan, galip ve mağlup farkının kalmadığı birliğe ulaşmak kolay olmamıştır. İkinci Cihan Harbinin ardından silahları bırakıp, iktisadî faydalara kavuşmak için filizlenen Kömür ve Çelik Birliği, 1957’de Avrupa Ekonomik Topluluğu oldu. Sonra Avrupa Topluluğu adını aldı. 1990’lardan sonra sosyal, siyasal, kültürel, küresel amaçlar eklenerek Avrupa Birliğine dönüştü. Şimdi bu zamana kadar yapılmış bütün sözleşmeleri birleştiren ve AB’ye yeni bir ufuk kazandıracak olan AB Anayasasını kabul etme sürecindeler. “Altılar” elli yılda 25’ler oldu. Bulgaristan ve Romanya 2007’de girecek. 60 yıldır süren bu şekillenme son resim değildir ve Avrupa Birliği daha oluşma yolundadır. Biz “aday” sıfatıyla on, on beş yıllık sonu kestirilemeyen bir yolculuk geçireceğiz. Öncekilerin standartlarına girmek için bir bakıma çileli bir perhiz yapacağız. Biz zorlukların en acılısını, çilenin en katmerlisini AB’den değil; “hakim devlet”i, “hâdim devlet”e dönüştürürken yaşayacağız.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT