BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘Mis’ gibi sergi

‘Mis’ gibi sergi

Yapı Kredi Vedat Nedim Tör Müzesi baharı “mis gibi” bir sergiyle karşılıyor. “Kutsal Dumandan Sihirli Damlaya: Parfüm” sergisinde parfüm kültürü ele alınırken, bugüne kadar pek üzerinde durulmayan Osmanlı parfümcülüğü, zengin koleksiyonlar eşliğinde gün ışığına çıkıyor.



> Tolga Uslubaş 1593 yılında İngiltere Krallığı’nın Osmanlı Devleti nezdinde ikinci elçisi olarak atanan Sir Edward Burton, Kraliçe Elizabeth’e sunduğu raporda, başkent İstanbul’da şerefine verilen ilk ziyafette yaklaşık yüz türlü yemek saydığını ve gül şerbetinin nefis lezzetinden etkilendiğini, yemek bitince, “ellerini buhur suyu denilen, içinde öd ağacı, misk, sandal ağacı ve çiçek suyu bulunan çok güzel kokulu bir suyla yıkadıklarını” büyük bir heyecanla yazar. Burton’un yaşadığı bu deneyim, o ve çevresindekiler için oldukça çarpıcıdır. Buhur suyu adını taşıyan bu kokulu su, yaklaşık 550 yıl öncesine uzanan, terkibi ve yapılışı hakkındaki bilgileri günümüze ulaşabilmiş önemli bir Osmanlı parfümüdür. İster yabancı devlet elçisi olsun, ister ziyarete gelen bir komşu, gülsuyu ile birlikte buhur ikram etmek, konuk ağırlama konusuna en temel Osmanlı göreneklerinden biridir. Ayrıca mevlid ve hac karşılamalarında konukların ellerine gül suyu serpme âdeti vardır. Gül suyu, Osmanlı mutfağına güllaç, su muhallebisi, güllabiye ve şerbetler ile girerken, cilt ve göz hastalıklarına karşı ilaç olarak da kullanır. Halis gül suyu 24 akça 17. yüzyılın ortalarında Evliya Çelebi, İstanbul’da 2 bin attarın dışında seyyar gül suyu satıcılarını ve dükkanlarında buhur satan esnafı sayar: Esnaf-ı gülabcıyan, yani gül suyu satan 14 dükkan, yasemen yağı, sümbül ve gül yağı, reyhan ve kullemisk yağları satan 80 adet “Esnaf-ı ehl-i hıref dehhan-ı edviye”, buhurdanlarda yakmak üzere aselbent, günlük, sünbül hatayı ve buhur nebi satan 25 Esnaf-ı buhurcıyan, Buhurdanlarda yakmak üzere ud-ı amber satan 45 Esnaf-ı ud-ı amberciyan dükkanı bulunur. Fiyatlara gelince; 1640 Es’ar Defteri’ndeki fiyatları ile, ‘Kalye-i misk-i Mısır’ın miskali 90 akçaya, buhur suyunun vukiyyesi 30 akçaya, halis gül suyu vukiyyesi 24 akçaya” satılır. Buna göre macun kıvamındaki Mısır misk galiyesi, buhur suyuna göre tam 800 kat daha pahalıdır. Sultan Abdülaziz devrinde henüz alkollü ıtriyat yoktur. Koku olarak hâlâ gül yağı revaçtadır. Fakat devrin sonlarına doğru Avrupa’dan gelen birkaç parfüm kibar ailelerce kullanılmaya başlanır. Lübin suyu bunlardan biridir. Eau de Lubin, kırmızı renkte, lavanta çiçeği ve karanfil kokan, temizlik hissi veren ve iç açıcı bir losyondur ama bir kusuru vardır. Damladığı kumaşta, çamaşırda leke bırakır. Kolonya sonraları ucuzluğu, ferahlatıcılığı ile gül suyunun yerini almayı kolayca başarır. Artık nişan sepetlerine, çeyizlere konan gül, ıtır, tefarik yağlarının yerini yavaş yavaş losyon, kolonya, lavanta, pudradan oluşan modern parfümeri ürünleri alacaktır... Osmanlı’ya parfüm ödülü Osmanlı’nın o eşsiz kokuları yurt dışında da ünlüdür. 1851 Londra 1. Uluslararası Sergisi’ne gönderilen ürünler arasında gülyağı, ıtıryağı, çiçekyağı grubunun varlığı dikkati çeker. Sergide, Edirne’nin ünlü meyve sabunları için Osmanlı’ya ödüller verilir. 1855 yılında Paris’te açılan sergide Osmanlı Devleti, ıtriyat alanında krem, güzel kokular, kokulu sabun, Kızanlık ve Kandiye gül suları ile Konya nane suyundan oluşan 20 adet parfüm numunesi ile temsil edilir. 1862 Londra 2. Uluslararası Sergisi’nde Osmanlı ürünleri 83 madalya ve 44 mansiyon kazanır. 30 Temmuz’a kadar açık... Yapı Kredi Vedat Nedim Tör Müzesi’nde açılan “Kutsal Dumandan Sihirli Damlaya: Parfüm” sergisi parfümün macerasını gözler önüne seriyor. Şimdiye kadar bir örneği olmayan sergi, meraklıları için de bir fırsat niteliğinde. Sergide antik çağdan günümüze büyük medeniyetlerin parfüm kültürü ele alınırken, bugüne kadar pek üzerinde durulmayan Ortaçağ İslam Dünyası ve Osmanlı parfümcülüğü ile Cumhuriyet döneminde üretilen kokularımız, zengin koleksiyonlar eşliğinde gün ışığına çıkıyor. Serginin en zengin bölümünü, geleneksel Osmanlı koku kapları, Osmanlı pazarına ilk giren Avrupa parfümleri, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi yerli üreticilerin ürettikleri kolonya ve parfüm çeşitleri, üretim teknikleri; Ortaçağ İslam dünyasının parfümeri alanındaki katkıları; parfüm şişeleri, etiketler, afişler ve belgeler oluşturuyor. Sergide ayrıca Avrupa’dan ithal edilen parfümler, yerli üreticilerin ürettikleri Avrupa tarzı kolonya ve parfümler sergide boy gösteriyor. Danışmanlığı Nejat Yentürk ve Aybala Yentürk tarafından yapılan serginin orijinal eserleri Aybala - Nejat Yentürk, İsmet - Özkan Arıkantürk, Rüksan Ürgüplü, Güler Arnas, Ferid Edgü, Turgay Tuna, Işıl - Mehmet Akgül ve Cengiz Şahin koleksiyonlarından seçilmiş. Sergi, 30 Temmuz 2005 tarihine kadar meraklıları için açık olacak.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT