BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Alman sözü

Alman sözü

Her fırsatta ve birçok konuda Türkiye’ye olan desteğini tekrarlayan Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, “AB ülkelerindeki anayasa referandumları Türkiye’nin AB üyeliğini etkilemez. KKTC’ye yapılan izolasyonların kaldırılması için de elimizden geleni yapacağız” dedi.



> Sibel Tokgöz ANKARA/İSTANBUL- Büyük bir çoğunluğu sanayici ve işadamlarından oluşan 600 kişilik bir heyetle önceki gün ülkemize gelen Almanya Başbakanı Gerhard Schröder, dün Ankara’da yaptığı, her biri sözlü taahhüt niteliğindeki açıklamalarıyla, Türkiye ile Almanya arasındaki dostluğun ne kadar ilerlediğini bir kez daha ortaya koydu. Alman Başbakan, herhangi bir AB üyesi ülkede Avrupa Anayasası için yapılacak referandumun, Türkiye-AB sürecini etkilemeyeceğini söyledi. Schröder ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan dün Başbakanlık binasında bir araya gelerek 15 dakika süreyle baş başa görüştü. İkili görüşmelerin ardından yapılan heyetler arası görüşmelerden sonra iki Başbakan ortak basın toplantısı düzenledi. KKTC cezalandırılıyor Konuşmasında Kıbrıs meselesine değinen Schröder, Annan Planı’na ilişkin referandum sürecinde KKTC’nin nasıl bir tavır sergilediğinin herkesçe bilindiğine işaret ederek, KKTC’ye yönelik AB yardımının bloke edilmemesi gerektiğini söyledi. Schröder, KKTC’nin Annan Planı’nı kabul etmesine rağmen cezalandırılan taraf olduğuna dikkati çekerek, Türk tarafının siyasi olarak cezalandırılmaması gerektiğini, bunun büyük yanlış olduğunu vurguladı. KKTC’ye 259 milyon euro tutarında AB desteğinin uygulanması gerektiğini belirten Schröder, bunun için AB Konseyi’nin ortak kararına ihtiyaç olduğunu hatırlatarak, ülkesinin bu konuya ilişkin görüşlerini AB çevrelerindeki herkese aktaracaklarını söyledi. Schröder, KKTC’de turizm alanında yatırımların olması gerektiğini de belirtti. Schröder, AB sürecinde iki tarafın da yerine getirmesi gereken yükümlülükler olduğuna işaret ederek, AB’nin müzakereleri zamanında başlatması, Türkiye’nin de reform sürecini devam ettirmesi gerektiğini söyledi. Schröder, Türkiye-AB sürecinin çok stratejik ve tarihsel önemi olan bir konu olduğunu belirterek, Avrupa ülkelerindeki anayasa referandumlarının bu konuyu etkilemeyeceğini kaydetti. AB’nin 17 Aralık’taki zirvesinde ortaya konan dinamizmin devam ettirilmesi gerektiğinin altını çizen Schröder, reformların günlük hayata yansımasının çok büyük önem taşıdığını ifade etti. Schröder, reformların uygulanmasının çok zor bir iş olduğunu, toplumda direnme olabileceğini ifade ederek, “Reform süreci toplumsal gerçekliğe dönüşmeli. Yolumuz bellidir, bu yolda devam etmesi gerekiyor” dedi. Schröder, Ankara Anlaşması Uyum Protokolü’nün 3 Ekim’den önce imzalanması gerektiğini de sözlerine ekledi. Ruhban Okulu Gerhard Schröder, Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılması konusunu görüşmede gündeme getirip getirmediğine ilişkin bir soru üzerine, “Keşke bu konuda daha ileri aşamaya gelsek memnun olurdum” diye konuştu. Schröder, bu konunun belli bir sabır gerektirdiğini kaydetti. Schröder, Hıristiyan azınlıkların eğitimine ilişkin bir soru üzerine, dini özgürlüklerin bir şekilde uygulanabilmesi, bu konuda hassasiyet gösterilmesi gerektiğini, kendilerinin de yapabilecekleri oranda katkı sağlamaya hazır olduklarını söyledi. Türkiye’nin ekonomik ve siyasi açıdan çok önemli bir ülke olduğunu kaydeden Schröder, iki ülke arasında geleneksel ilişkiler bulunduğunu ve bu ilişkilerin daha da geliştirilmesi için ellerinden gelen her şeyi yapmaya çalıştıklarını söyledi. Görüşmede iki ülkeyi ilgilendiren bir çok konu üzerinde durduklarını kaydeden Schröder, Almanya ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkilerin yoğunluğunun Almanya için de büyük önemine işaret etti. Almanya’nın, ekonomik ilişkilerde Türkiye’nin birinci ortağı olduğuna dikkati çeken Schröder, Almanya’da bazı Türklerin vatandaşlıktan çıkarılması konusuyla ilgili bir soru üzerine, Almanya’da çifte vatandaşlığın yasal anlamda geçersiz olduğunu belirterek, bunun hukuki bir konu olduğunu, bu konuda hızlı ve etkin bir çözüm sağlamayı umut ettiklerini söyledi. Schröder, Almanya’nın Türkiye’ye tank satışına ilişkin bir soru üzerine de, bu konunun iki ülke Savunma Bakanlıkları ve ilgili yetkililer arasında görüşülmekte olduğuna dikkati çekti. Başbakan Erdoğan da basın toplantısında sözlerine, Schröder’i Türkiye’de görmekten duyduğu memnuniyeti belirterek başladı. Erdoğan, Almanya-Türkiye arasında 2004 yılında 21 milyar doları aşan bir ticaret hacmi gerçekleştiğini belirterek, Almanya’da, 2 milyon 700 bin Türk vatandaşının yaşadığını, 2004 yılı sonu itibarıyla 4 milyona yakın Alman turistin de Türkiye’yi ziyaret ettiğini söyledi. Bunun, Türkiye ile Almanya arasındaki ilişkilerin çok daha sıcak hale gelmesini sağladığını belirten Erdoğan, “Bunun yanında Türkiye’de yerleşik bulunan on binlerce Alman vatandaşıyla birlikte, Türkiye’nin siyasi, ekonomik, kültürel ve sosyal alanlarda en önde gelen ortaklardan biri kimdir denilirse şüphesiz ki, bunun cevabı Almanya olacaktır” dedi. Erdoğan, Türkiye ile Almanya arasında 1960’lı yıllarda başlayan farklı bir süreç bulunduğuna işaret ederek, 1960’lı yılların öncesine bakıldığında da uluslararası platformlarda özellikle Almanya-Türkiye dayanışmasının çok açık şekilde görülebileceğini ifade etti. AB sürecinde destek Erdoğan, baş başa ve heyetler arası görüşmelerde ağırlıklı olarak Türkiye’nin AB’ye katılım müzakeresi süreci üzerinde de durduklarını belirterek, “Görüşmelerde Kıbrıs konusuyla alakalı olarak 24 Nisan’dan bu yana olan gelişmeleri değerlendirme fırsatı bulduk. Ortadoğu barış süreci dahil çeşitli bölgesel ve uluslararası konularda görüş alışverişinde bulunduk. Schröder’e, Almanya’nın geçtiğimiz yıl Türkiye’nin AB ile katılım müzakerelerine başlaması kararının alınmasında ülkemize verdiği destekten ötürü duyduğumuz memnuniyeti ve bu desteği önümüzdeki dönemde de devam ettireceğine olan inancımı tekrarladım.” dedi. Erdoğan, Schröder’in Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması konusunda bir talebi olup olmadığı konusundaki soruya, “Sayın Schröder’den Ruhban Okulu ile ilgili olarak bana herhangi bir talep gelmedi. Gayet net söylüyorum” dedi. Almanya’nın Türkiye’ye leopar tanklarını satmak istediğine ilişkin Alman basınında yer alan haberlerin hatırlatılması üzerine Erdoğan; “Savunma sanayine yönelik olarak Almanya ve Türkiye arasında bazı çalışmalar var ama bu ziyarette bu konular üzerinde durmadık. Gerektiğinde bunu görüşebiliriz ama şu anda gündemimizde yok.” dedi. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile de bir araya gelen Schröder, daha sonra İstanbul’a geçti. İstanbul’daki temaslarında Fener Rum Patriği Bartholomeos’u da ziyaret eden Schröder, Başbakan Erdoğan ile birlikte, her iki ülkede yatırım yapan iş adamlarıyla, Dolmabahçe Sarayı’nda basına kapalı olarak yaklaşık 1 saat süren bir toplantı yaptı. Bu toplantının ardından Erdoğan ve Schröder, aynı arabayla, Türk-Alman Ekonomi Kongresi’ne katılmak üzere Grand Cevahir Otel’e geçti. Başbakan Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, Türk ekonomisinin son yıllarda kaydettiği başarılı gelişmeler ile dünya ekonomik çevrelerinin haklı takdirlerini kazanmaya devam ettiğini belirterek, ‘’Türkiye dış ticaret hacmiyle dünyanın en fazla ticaret yapan 18. büyük ekonomisi haline gelmiştir’’ dedi. Erdoğan, “Türk ve Alman firmalarının, üçüncü ülkelerde iş birliği imkanlarını araştırmaları ve ortak girişimler gerçekleştirmelerinin her iki tarafın da menfaatine olduğu açıktır. Almanya makamlarının da, Alman firmalarını ülkemiz ve firmalarımızın deneyim ve yeteneklerinden Irak dahil, üçüncü ülkelerde ortak girişimler gerçekleştirme yönünde özendirmesini bekliyoruz” diye konuştu. AB içindeki en büyük ekonomi olan ve derin tarihi, siyasi bağlar bulunan Almanya’nın Türkiye için vazgeçilmez bir ortak ve dost olduğunu belirten Erdoğan, ‘’Almanya ile her alanda yoğun iş birliğinin sürdürülmesi ve daha da geliştirilmesi, her iki ülkenin de stratejik çıkarları ile uyumludur’’ dedi. Erdoğan, ‘’Gerçekleştirilen reformların uygulanmasına ve eksikliklerimizin tamamlanmasına verdiğimiz önem azalmamakta, aksine artmaktadır. AB ile ilişkilerimizde 3 Ekim tarihine kadarki dönemde Türkiye üzerine düşen ev ödevini zamanlıca yerine getirecektir” diye konuştu. İş adamları önemli Konuşmasında, Türkiye ile Almanya arasında ekonomik ve sosyo kültürel bağların kuvvetlenmesinde iş adamlarının önemine de değinen Erdoğan, bu sürecin en önemli yapı taşlarından birini iş adamlarının oluşturduğunu söyledi. İş adamlarının çaba ve faaliyetlerinin, Türkiye’nin AB ile bütünleşme sürecinde gerek ekonomik açıdan, gerekse birliğin iş çevrelerini daha yakından tanımaya katkı sağlayacağını dile getiren Erdoğan, “Türk-Alman iş adamlarının beceri ve yeteneklerini AB finansman ve teknolojik bilgisiyle birleştirerek başarılı ortak projelere imza atacağından eminim. Bu alanlardaki faaliyetlerinizde sizleri elimizden geldiğince desteklemeye hazırız” dedi. Almanya Başbakanı Schröder de yaptığı konuşmada, 1963 yılında Türkiye ile AB arasında imzalanan ortaklık anlaşmasında, anlaşmanın amacının Türkiye’nin AB’ye aday üye olma imkanını sağlamak olduğunu belirterek, ‘’Siyasi rengi ne olursa olsun biz Türkiye’ye bu vaatte bulunmuştuk’’ dedi. Schröder, duygular ne olursa olsun tarihi kararların duygusal zihniyetlere, referandumlara, değişen görüşlere bağlı olamayacağını vurgulayarak, “Bir insan bir vaatte bulunmuşsa bunun sorumluluğunu üstlenir ve bunu uygular. Ahde vefa diye bir şey var’’ görüşünü tekrarladı. Türkiye’deki temaslarını tamamlayan Schröder, özel uçakla, saat 22.00’de Türkiye’den ayrıldı. Başbakan Erdoğan’dan Ermeni uyarısı Erdoğan-Schröder görüşmesinde, bir çok konunun yanı sıra, Alman parlamentosuna verilen “Sözde Ermeni soykırımının tanınmasına yönelik önerge de ele alındı. Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin bu konudaki rahatsızlığını Schröder’e ilettiğini belirterek; “Sayın Schröder’e, bu önergenin her geçen gün daha da derinleşerek gelişmekte olan iki ülke ilişkilerine ciddi zarar vereceğini ifade ettim” dedi. Schröder de, “Başbakan Erdoğan’ın, Ermeni soykırımı iddialarını araştırmak üzere ortak komisyon kurulması teklifini takdire değer buluyorum. Beklentimiz bu teklifin Ermenistan tarafından da kabul görmesidir. Bu olay iki ülke arasında. Ancak biz de, Almanya olarak elimizden geleni yapmaya hazırız. Biz de arşivlerimizi isteyene açarız” dedi. Erdoğan, görüşmede ayrıca, bazı Avrupa ülkelerindeki parlamentoların işin gerçeğini bilmeden, sözde Ermeni soykırımı iddialarını kabul etmesini de eleştirdi. Schröder de Erdoğan’ın bu haklı eleştirisine karşılık olarak, “Almanca’da bir söz vardır; açık denizlerde ve parlamentolarda işiniz Allah’a kalmıştır” dedi.
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT