BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dün dündür, bugün bugün mü?!

Dün dündür, bugün bugün mü?!

Neye işaret etmek istediğimi anladınız herhalde? Sayın Demirel, aktif siyaset döneminde köşeye sıkıştığı zamanlarda; bir çıkış yolu olarak kullandığı o meşhur sözünü, yani “DÜN DÜNDÜR, BUGÜN BUGÜN...” klişesini son günlerde sık sık hatırlatır oldu.



Neye işaret etmek istediğimi anladınız herhalde? Sayın Demirel, aktif siyaset döneminde köşeye sıkıştığı zamanlarda; bir çıkış yolu olarak kullandığı o meşhur sözünü, yani “DÜN DÜNDÜR, BUGÜN BUGÜN...” klişesini son günlerde sık sık hatırlatır oldu. Önce “Derin Devlet” kavramını bu formül çerçevesinde; dün için başka, bugün içinse çok daha başka anlamda izah etti. Mesela, 28 Şubat sürecinde kendisi Cumhurbaşkanı olarak şunu söylüyordu: “Devlet bazen rutinin dışına çıkar!..” Bu rutin dışına çıkmayı; “Derin Devlet” gerçeği veya devletin derinliğinin bir gereği ve onun yansıması olarak izah etmeye çalışıyordu herhalde!.. Evet, 28 Şubat sürecine liderlik yaptığı şeklindeki iddia ve ithamları reddetme gereği duymayan, yahut sessiz kalarak sükuttan gelen ikrarı düşündüren, hatta zaman zaman ve parça parça yaptığı ifşaatla bu ikrarı, sadece sükutla değil beyanla da ortaya koyan Sayın Süleyman Demirel, o günkü konteksten çok farklı olarak bugün “Derin Devlet”i, “Yönetimde zaaf ve boşluk doğduğunda ortaya çıkan” bir unsur veya güç olarak takdim ediyor... Ve daha da öteye, bu kavramı kendince sarahate kavuşturarak, “Devletin askeridir derin devlet...” yeni bir açılım getiriyor. Sayın Demirel, dün-bugün bağlamında, aynı mantıkla Anayasa Mahkemesi’nin niteliğini yorumlayarak son tartışmalara katkıda bulundu! 1970’li yıllarda, “Meclis’in üzerine çıkarılmış bir Anayasa Mahkemesi, hükümetin üzerine çıkarılmış bir Danıştay ile karşı karşıyayız. Fransa’da Danıştay yüz senede beş tane tehir-i icra (yürütmeyi durdurma) kararı vermişken, bizde on senede beşbin tane tehiri- icra kararı vermiştir...” diyordu. Bu sözleri kelime kelime siyasi arşivlerde bulabilirsiniz. Ama bugün ne diyor; “Anayasa Mahkemesi olmazsa ihtilal olur! 1960 ihtilali, Anayasa mahkemesi olmadığı için vukua geldi...” Haydaa!.. Buyrun buradan yakın. Sayın Demirel’e göre, kanunların anayasaya aykırı olup olmadığını ya Anayasa Mahkemesi ayırt ediyor, yahut da ihtilal idareleri. Ne mantık ama!.. İşte bu mantık zaten ve ancak “DÜN DÜNDÜR, BUGÜN BUGÜN...” şeklinde izah edilebilir. Türkiye’nin anayasa hukuku uzmanlarına bir görev düşüyor; Bir muhtıra ve bir ihtilal olmak üzere iki defa askeri müdahale ile iktidardan düşürülen; ancak daha sonra post-modern bir darbeyi yönlendirdiğini inkar etmeyen Sayın Demirel’in, anayasa mahkemeleri ve ihtilallerin fonksiyonlarına getirdiği bu yeni tanımlamayı bilimsel olarak irdelemek!.. Bakalım nasıl bir doktrin ortaya çıkacak?! Teziç’in Yorumları YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç, Adalet ve Kalkınma Partisine şöyle bir hatırlatmada bulunuyor: “Hukuk iktidar için de gereklidir... Bugün parlamentodaki çoğunluğunuza güvenerek belki bir şey olmayacağını düşünebilirsiniz, ama o çoğunluklar, geçici çoğunluklar sona erdiği zaman karşınıza yargı çıkar...” diyor. Anayasa Hukuku hocası olan Prof. Teziç, yasama, yürütme ve yargı organlarından hiçbirinin la yüs’el, yani (sorumsuz) olmadığını haklı olarak belirtiyor. Ancak nedense, hep Meclis’in yani, yasama organının Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenmesini vurguluyor! Acaba Anayasa Mahkemesinin denetlenmesini işaret eden görüşlerden niçin rahatsız oluyor? Evet, yargı devletin üç temel erk (kuvvet)inden biridir. Ama yargı sağlıklı işlemediği, mesela siyasallaştığı zaman ortaya çıkan sakıncaları herhalde en iyi bilenlerden bir Sayın Teziç’tir. Yassıada Mahkemeleri de yargılama görevi yapıyordu değil mi? Lakin o mahkemenin yargıç ve savcıları, “Sizi buraya tıkayan kuvvet böyle istiyor!..” diyorlardı. Prof. Teziç’in açıklamalarını gazetelerden okuyunca, nedense onun hocası olan Ord. Prof. Sıddık Sami Onar’ın 27 Mayıs Darbesinin meşruiyetine fetva veren sözleri aklıma geldi!.. S.S. Onar çok meşhur bir hoca idi ama, (Siz ne yapsanız hukukidir...) şeklinde, ihtilalcilere açık çek veren o sözleri bilimsel şöhretine büyük gölge düşürdü!.. Not: Dünkü yazımızdan dolayı CHP Grup Başkanvekili Prof. Dr. Sayın Haluk Koç aradı, Maksadının herhangi bir şekilde darbe çağrısı yapmak veya birilerine sopa göstermek olmadığını; bilakis demokratik sistemin sağlıklı işlemesi için gayret gösterdiklerini söyledi, Prof, Koç, basının zaman zaman bazı generallerin yaptığı açıklamaları fazla büyütmelerini doğru bulmadıklarını da belirterek, “Ülkeyi idare etmek askerlerin işi değil, Siyaset sivil mekanizmalar tarafından yapılmalıdır,” dedi,
 
 
 
 
 
 
 
Reklamı Geç
KAPAT